Bolu İl Müftülüğü tarafından paylaşılan “Hayvanlara Merhamet: Yaratılana Şefkat, Hayata Saygı!” başlıklı sohbet metninde, İslam’ın insana, çevreye ve hayvanlara bakışı kapsamlı şekilde ele alındı.
Sohbette, Yüce Allah’ın insanı yeryüzünde başıboş bırakmadığı, yalnızca insanlara değil bütün canlılara ve tabiata karşı da sorumluluk yüklediği ifade edildi.
Kur’an-ı Kerim’de yer alan, “Yeryüzünde yürüyen hiçbir hayvan ve kanatlarıyla uçan hiçbir kuş yoktur ki sizin gibi birer topluluk olmasınlar.” (En‘âm, 6/38) ayetine dikkat çekilerek, canlılar dünyasının insanın çevresini süsleyen bir dekor olmadığı, her canlının ilahi kudretin bir eseri ve yeryüzündeki dengenin bir parçası olduğu belirtildi.
“MERHAMET, İMANIN HAYATA YANSIMASIDIR”
Sohbette, hayvanlara merhametin yalnızca duygusal bir hassasiyet olmadığı, iman ve ahlakın hayata yansıması olduğu vurgulandı.
Peygamber Efendimizin, “Merhamet edenlere Rahmân merhamet eder. Siz yeryüzündekilere merhamet edin ki göktekiler de size merhamet etsin.” hadisine yer verilen paylaşımda, canlılara gösterilen şefkatin önemine dikkat çekildi.
Susuzluktan toprağı yalayan bir köpeğe kuyudan su çıkararak su veren kişinin bağışlandığını bildiren hadisin de hatırlatıldığı sohbette, sahâbenin “Hayvanlara yaptığımız iyilikte de sevap var mıdır?” sorusuna Peygamberimizin, “Her yaş ciğer sahibi canlıya yapılan iyilikte sevap vardır.” şeklinde cevap verdiği aktarıldı.
Buna karşılık, bir kediyi hapsederek ne doyuran ne de kendi rızkını araması için serbest bırakan kişinin azaba uğradığını bildiren hadis de hatırlatıldı.
Bu örneklerden hareketle, bir hayvanı aç ve susuz bırakmanın, bakımını ihmal etmenin veya sahiplenilen hayvanı terk etmenin ciddi bir sorumluluk olduğu ifade edildi.
“HAYVANLARA EZİYET HARAM, İHSAN ESASTIR”
Sohbette hayvanlara eziyet edilmesi de açık şekilde ele alındı.
İslam’ın hayvanları hedef yapmayı, eğlence amacıyla öldürmeyi, hayvan dövüştürmeyi, gücünün üzerinde yük taşımaya zorlamayı ve hayvanlara işkence etmeyi yasakladığı belirtildi.
Peygamber Efendimizin canlı bir hayvanı atış hedefi yapanları lânetlediği, yüzüne vurulmuş ve dağlanmış bir hayvan gördüğünde de bunu yapanı kınadığı aktarıldı.
“Allah her şeyde ihsanı emretmiştir.” hadisine de yer verilen metinde, ihsanın işi güzel, ölçülü ve merhametli şekilde yapmak olduğu belirtildi.
Bir hayvandan yararlanmanın meşru olmasının ona acı çektirmeyi meşru hale getirmediği vurgulandı. Kesim yapılması gerektiğinde ise hayvana eziyet edilmemesi; bıçağın hayvanın gözü önünde bilenmemesi, hayvanın korkutulmaması, diğer hayvanların önünde kesilmemesi ve işlemin ehil kişilerce en az acı verecek şekilde gerçekleştirilmesi gerektiği ifade edildi.
“HAYVAN SEVGİSİ SADECE BİR KAP SU KOYMAK DEĞİL”
Bolu Müftülüğünün paylaşımında hayvan sahiplenmenin beraberinde ciddi sorumluluklar getirdiği de vurgulandı.
Hayvan sevgisinin yalnızca kap önüne su veya yem koymaktan ibaret olmadığı belirtilerek, sahiplenilen hayvanların beslenme, barınma, aşı, tedavi ve bakım ihtiyaçlarının karşılanması gerektiği ifade edildi.
Ayrıca hayvanların çevreye verebileceği rahatsızlıkların önlenmesi ve hayvanın ömrü boyunca bakımının üstlenilmesi gerektiği kaydedildi.
“Hevesle alıp sonra sokağa terk etmek merhamet değil, sorumsuzluktur.” ifadelerine yer verilen sohbette, hayvan sahiplenmenin geçici bir heves değil, ömür boyu süren bir sorumluluk olduğu mesajı verildi.
İNSAN GÜVENLİĞİ VE HAYVAN HAKLARI BİRLİKTE ELE ALINDI
Metinde merhametin insan güvenliğini ve toplum sağlığını görmezden gelmek anlamına gelmediği de özellikle vurgulandı.
Saldırgan, yaralı, hasta veya kontrolsüz hayvanlarla karşılaşılması halinde kişisel şiddete başvurulmaması gerektiği belirtilerek, belediye, Doğa Koruma ve Millî Parklar, Tarım ve Orman birimleri veya kolluk kuvvetleri gibi yetkili kurumlara haber verilmesi çağrısında bulunuldu.
Çözümün canlıları yok saymakta değil, hem insanı hem hayvanı koruyan hukuki ve bilimsel tedbirlerde aranması gerektiği ifade edildi.
ÇEVREMİZDEKİ CANLILARA KARŞI SORUMLULUKLARIMIZ
Sohbette vatandaşların günlük yaşamda dikkat etmesi gereken bazı hususlar da sıralandı:
- Kapı önlerine temiz su konulması, ancak çevre temizliği ve komşuluk hukukunun da gözetilmesi,
- Sahipli hayvanların terk edilmemesi, bakım, sağlık ve kayıt yükümlülüklerinin yerine getirilmesi,
- Yaralı veya tehlike altındaki hayvanların güvenli şekilde yetkili birimlere bildirilmesi,
- Hayvanların yuvalarının, yavrularının ve üreme dönemlerinin korunması,
- Tabiî yaşam alanlarının kirletilmemesi,
- Hayvanlara yönelik eziyet ve kötü muameleye sessiz kalınmaması,
- Ancak bu konularda hukuk dışı ve bireysel müdahalelerden kaçınılması.
“AVLANMAK SINIRSIZ BİR HAK DEĞİL”
Sohbette avcılık konusu da geniş şekilde ele alındı.
Kur’an-ı Kerim’in belirli şartlarla avlanmayı helâl kıldığı, ancak ihram hâlinde kara avını yasaklayarak avlanmanın sınırsız olmadığını ortaya koyduğu belirtildi.
Eğitimli av hayvanlarının tuttuğu avdan söz edilirken Allah’ın adının anılmasının emredildiği hatırlatılarak, avcılığın nefsin taşkınlığına değil, dinî, ahlaki ve hukuki ölçülere bağlı olması gerektiği ifade edildi.
Avcılığın canlı öldürmeyi eğlenceye dönüştürmek olmadığı vurgulandı.
Yenmeyecek bir hayvanı yalnızca vurmuş olmak için öldürmenin, yavrulu veya üreme dönemindeki hayvanlara zarar vermenin, nesli tehlike altındaki türleri avlamanın, zehir, tuzak ve aşırı acı veren yöntemlere başvurmanın merhamet ve emanet bilinciyle bağdaşmadığı belirtildi.
YASAL AVCILIK İÇİN KURALLAR HATIRLATILDI
Türkiye’de kara avcılığının 4915 sayılı Kara Avcılığı Kanunu, Merkez Av Komisyonu kararları ve ilgili düzenlemeler çerçevesinde yürütüldüğünün hatırlatıldığı sohbette, avcılara da önemli uyarılarda bulunuldu.
Buna göre avlanacak kişilerin;
- Gerekli avcılık belgesi ve izinleri olmadan avlanmaması,
- Her av dönemi için ilan edilen av sezonu, gün, bölge ve tür kotalarına uyması,
- Avı yasak, koruma altındaki veya nesli tehlike altındaki türlere dokunmaması,
- Millî park, yaban hayatı geliştirme sahası ve av yasağı bulunan alanların kurallarına riayet etmesi,
- Yasak araç, gereç ve yöntemleri kullanmaması,
- Limit aşımından ve kaçak avcılıktan uzak durması gerektiği belirtildi.
Metinde, kanunlara uymanın yalnızca cezadan kaçınmak anlamına gelmediği, kamu otoritesinin canlı türlerini, ekolojik dengeyi ve ortak geleceği korumak amacıyla koyduğu meşru kurallara riayet etmenin de sorumluluk olduğu ifade edildi.
Bu kapsamda “Allah’a itaat edin, Peygamber’e itaat edin ve sizden olan ulu’l-emre de…” (Nisâ, 4/59) ayeti hatırlatıldı.
“KAÇAK AV, KUL VE KAMU HAKKIDIR”
Sohbette kaçak avcılığın yalnızca bir idarî yaptırım meselesi olmadığı, aynı zamanda kul ve kamu hakkı boyutunun bulunduğu vurgulandı.
Yaban hayatının herhangi bir kişinin sınırsız mülkü olmadığı belirtilerek, yaban hayatının milletin ve gelecek nesillerin ortak emaneti olduğu ifade edildi.
Kaçak avlanan kişinin yalnızca bir hayvanı öldürmediği; tabiî dengeye, diğer insanların hakkına ve henüz doğmamış nesillerin emanetine de zarar verdiği belirtildi.
Bir türün azalmasının başka türlerin çoğalmasına, tarım alanlarının zarar görmesine, hastalıkların yayılmasına ve ekosistemin bozulmasına yol açabileceğine dikkat çekildi.
Bu noktada Kur’an-ı Kerim’deki “Ölçüyü bozmayın.” (Rahmân, 55/8) ayetine yer verilerek, müminin tabiatın ölçüsünü bozan değil, onu koruyan kişi olması gerektiği ifade edildi.
“MERHAMET, GÜCÜMÜZÜN YETTİĞİNE NASIL DAVRANDIĞIMIZLA ÖLÇÜLÜR”
Sohbetin “Bize Düşen” bölümünde ise vatandaşlara önemli mesajlar verildi.
Çocuklara hayvan sevgisinin korkutmadan ve eziyeti normalleştirmeden öğretilmesi, sahip olunan hayvanların bir emanet bilinciyle bakılması ve terk edilmemesi istendi.
Sokak ve yaban hayvanlarıyla ilgili sorunların yetkili kurumlara bildirilmesi, bireysel şiddetten uzak durulması, avlananların güncel izin, sezon, alan, tür ve kota kurallarını öğrenmesi gerektiği hatırlatıldı.
Ayrıca kaçak avcılığa, zehirlemeye, hayvan dövüştürmeye ve her türlü eziyete karşı duyarlı olunması çağrısı yapıldı.
Bolu İl Müftülüğünün paylaşımında mesajın özünü ise şu cümle oluşturdu:
“Merhamet yalnız sevdiğimize değil, gücümüzün yettiğine nasıl davrandığımızla ölçülür.”
DUA İLE SONA ERDİ
Sohbet metni, canlılara ve tabiata karşı merhamet dileğiyle yapılan dua ile sona erdi.
Duada, insanların yarattıklarına şefkatle davranan, yeryüzünün emanetini koruyan, hakkı, hukuku ve ölçüyü gözeten kullardan olması temennisinde bulunuldu.
Kalplerden merhametin eksilmemesi, hayvanlara eziyet etmekten, tabiatın dengesini bozmaktan, kul ve kamu hakkına girmekten muhafaza olunması niyaz edildi.
Ayrıca yaralı ve sahipsiz hayvanlara hizmet edenlerden, yaban hayatını koruyan görevlilerden ve bu alandaki bütün hayırlı çalışmalardan Allah’ın razı olması için dua edildi.
Sohbet, Mü’minûn Suresi 109. ayette yer alan:
“Rabbimiz! Bizi bağışla, bize merhamet et. Sen merhamet edenlerin en hayırlısısın.”
duasıyla tamamlandı.
Bolu İl Müftülüğünün paylaşımında kaynak olarak ise Kur’an-ı Kerim’den En‘âm 6/38, Mâide 5/4 ve 94–96, Nisâ 4/59, Rahmân 55/7–9, Mü’minûn 23/109 ayetleri ile Buhârî, Müslim ve Tirmizî kaynaklarındaki ilgili hadisler gösterildi.



























