Göynük'te Bir Bayram Sabahı

Göynük'te Bir Bayram Sabahı
Paylaş
  • Linkedin
  • Pinterest
  • Whatsapp
  • Telegram
  • Reddit
A+ A-

Göynük’te bayram sabahı, güneş Zafer Kulesi’nin ardından ağır ağır yükselirken

başlar. Ahşap evlerin cumbalarına altın rengi bir ışık düşer, taş sokaklardan

sıcak ekmek kokusu geçer, kapı önlerinde bayramlık ayakkabılar sessizce

sahiplerini bekler.

O sabah Yusuf, herkesten önce uyandı.

Çünkü bu, dedesiz geçireceği ilk bayramdı.

Dedesi Hüseyin Efendi, her bayram namazından sonra onu Göynük sokaklarında

gezdirir; yaşlıların ellerini öptürür, çocuklara şeker dağıttırır, her köşede eski

bir hatıra anlatırdı.

“Bayram,” derdi, “insanın birbirini hatırlamasıdır.”

Yusuf, evin kapısından çıkarken eşiğin üzerinde küçük bir zarf gördü. Üzerinde

titrek bir yazıyla şu cümle vardı:

“Bayram sabahı yalnız yürünmez.”

Zarfın içinden dedesinin yazısıyla yazılmış kısa bir not çıktı:

“Önce çınarın altına git.”

Yusuf’un kalbi hızlandı. “Acaba bu yazıyı kim bıraktı diye gerçirdi içinden”. Dar

sokaklardan yürüyerek çınarın yanına vardı. Ağacın dibinde dedesinin mavi

işlemeli mendili duruyordu. İçinde ikinci bir not vardı:

“İlk selamını, kapısı en sessiz çalınan eve ver.”

Yusuf hemen anladı. Mahallenin sonunda yalnız yaşayan Fatma Nine’nin evine

gitti. Kapıyı çaldığında yaşlı kadının yüzü bir anda aydınlandı.

“Deden de her bayram önce bana gelirdi,” dedi.

Sonra Yusuf’a küçük bir kutu uzattı. Kutunun içinde eski bir anahtar ve bir not

vardı:

“Göynük’e yukarıdan bak.”

Yusuf, Zafer Kulesi’ne doğru yürüdü. Merdivenleri çıkarken aşağıda bayram

sabahına hazırlanan kasabayı gördü: kapıları açılan evler, camiye giden

insanlar, pencerelerden el sallayan nineler, çocuk sesleri, kolonya ve şeker

kokusu…

Kulenin taş duvarındaki küçük oyuğa anahtarı yerleştirdi. İçinden eski bir defter

çıktı.

İlk sayfasında şöyle yazıyordu:

“Yusuf’a, büyüdüğünde unutmaması için.”

Defterde Göynük’ün eski bayramları vardı. Dedesinin çocukluğu, babasının ilk

bayramlığı, çınarın altında barışan iki eski dost, yalnız kalmasın diye kapısı

çalınan insanlar…

Son sayfada ise tek bir cümle yazıyordu:

“Ben yanında olmasam da, sen birinin kapısını çaldıkça ben

seninle yürürüm.”

Yusuf defteri göğsüne bastırdı.

Bayram namazı için camiye indiğinde babası sordu:

“Neredeydin oğlum?”

Yusuf gözleri dolu dolu gülümsedi.

“Dedemle yürüdüm,” dedi.

Babası onun çocuksu haline gülümsedi, çünkü dedesini hiç unutamamıştı Yusuf.

O sabah Göynük’te güneş biraz daha parladı. Taş sokaklar insan sesiyle ısındı.

Çınarın yaprakları hafifçe titredi.

Ve Yusuf anladı:

Bazı bayramlar sadece kutlanmaz.

Bazı bayramlar, insanın kalbine yazılır.

Ama aklında tuhaf bir soru vardı o zarfı ona kim bırakmıştı…


 

Göynük Gazetesi'nde yayımlanan köşe yazıları, yazarlarının kişisel görüşlerini yansıtmaktadır.
Her köşe yazısı yalnızca yazarı sorumluluğundadır ve Göynük Gazetesi'nin kurumsal görüşünü temsil etmez.
Yazılarda dile getirilen fikir, eleştiri ve değerlendirmeler, düşünce özgürlüğü çerçevesinde yayımlanmaktadır.

Yorum yazın

Yorum yazmalısınız
İsim yazmalısınız
Doğru bir email yazmalısınız
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmayacaktır.