Bu Forma Pes Etmez, Ama Böyle de Olmaz
- Telegram
Bir Boluspor taraftarı olarak insan bazen yenilgiyi kabullenebilir. Mücadele edersin, son dakikaya kadar savaşırsın, rakip senden daha iyi oynar ve kaybedersin. Futbolun doğasında vardır. Ancak bazı mağlubiyetler vardır ki, skor tabelasından daha fazlasını anlatır.
Mardin 1969 Spor karşısında alınan 3-0’lık yenilgi işte böyle bir maçtı.
Bolu Atatürk Stadyumu’nda, kendi evimizde, sezonun ilk galibiyetini beklerken üç golle mağlup olduk. Üstelik maçın daha ilk yarım saatinde 2-0 geriye düştük. 14. dakikada Muammer Denizhan Taşkan, 21. dakikada Mustafa Şengül’ün golleri Boluspor’un oyun planını daha maçın başında bozdu. İkinci yarıda toparlanma umudu doğsa da 76. dakikada Ahmet Ülük’ün golüyle perde kapandı.
Fakat bir taraftar olarak benim asıl derdim 3-0 değil.
Asıl mesele, Boluspor’un sahada ne yapmak istediğinin yeterince görülememesiydi.
Sezonun ilk iki haftasında Manisa FK ve Batman Petrolspor karşısında alınan mağlubiyetlerin ardından Mardin 1969 Spor karşılaşması, camia açısından adeta bir çıkış maçıydı. Taraftarın beklentisi yalnızca üç puan değildi. Sahada reaksiyon, karakter ve mücadele görmek istiyorduk.
Çünkü Boluspor formasının ağırlığı vardır.
Bu forma, Bolu’nun futbol hafızasını, tribünlerin yıllardır bitmeyen sevgisini ve bu kulübün geçmişten bugüne taşıdığı mücadele ruhunu temsil eder.
Bir maçtan fazlası
Mardin 1969 Spor’u küçümsemek elbette doğru olmaz. Rakip takım sahaya iyi hazırlanmıştı ve özellikle ilk yarıda bulduğu fırsatları son derece etkili kullandı. Nitekim Mardin ekibi ikinci haftada Antalyaspor’u 2-0 mağlup ederek Bolu’ya moralli gelmişti.
Ancak kendi sahamızda oynuyorsak, rakibin kim olduğundan önce bizim ne yaptığımıza bakmalıyız.
Boluspor’un daha fazla üretmesi, rakip kaleye daha fazla gitmesi, ikili mücadelelerde daha diri olması ve özellikle geriye düştüğünde oyuna ağırlığını koyması gerekiyor.
Çünkü 1-0 geriye düşmek futbolun içinde vardır.
Ama 2-0’dan sonra oyunun kontrolünü tamamen rakibe bırakmak, taraftarın kabul etmekte zorlandığı noktadır.
Taraftar yine oradaydı
Şunu da unutmamak gerekiyor:
Boluspor taraftarı kaybedince kulübünü terk eden taraftar değildir.
Bugün kızar, eleştirir, tepki gösterir. Ama yarın yine formasını giyer, atkısını takar ve tribündeki yerini alır.
Çünkü taraftarlık biraz da budur.
İyi günde alkışlamak kolaydır. Asıl mesele kötü günde takımın yanında durabilmektir.
Fakat taraftarın da takımından bir beklentisi vardır:
Mücadele.
Skor ne olursa olsun, son düdüğe kadar savaşan bir Boluspor görmek istiyoruz.
Daha yolun başındayız
Burada önemli olan bir başka gerçek daha var.
Lig henüz üçüncü haftasında.
Dolayısıyla bugün alınan bir mağlubiyet, sezonun tamamını belirlemez. Ancak üçüncü hafta sonunda ortaya çıkan tabloyu görmezden gelmek de doğru değildir.
Üç maç, üç mağlubiyet ve henüz kazanılmış bir puanın bulunmaması Boluspor adına ciddi bir alarmdır.
Fakat alarm çalması, sezonun bittiği anlamına gelmez.
Tam tersine…
Şimdi ayağa kalkmanın zamanıdır.
Teknik heyet eksikleri tespit etmeli, futbolcular sorumluluk almalı, yönetim ihtiyaç varsa gerekli adımları atmalı. Taraftar da takımına sahip çıkmalı.
Çünkü Boluspor’un bu ligde yalnızca günü kurtarmaya değil, sezonun tamamında güven veren bir futbol ortaya koymaya ihtiyacı var.
Kırmızı-beyaz umuttur
Bir Boluspor taraftarı olarak 3-0’lık mağlubiyetin ardından elbette üzgünüm.
Ama umutsuz değilim.
Çünkü futbol bazen üç maçta kaybedilir, dördüncü maçta yeniden kazanılır.
Bugün eleştirdiğimiz takım, yarın göğsümüzü kabartabilir.
Yeter ki hatalardan ders çıkarılsın.
Yeter ki forma için mücadele edilsin.
Yeter ki Boluspor sahaya çıktığında rakip kim olursa olsun, karşısında vazgeçmeyen bir takım olduğunu hissetsin.
Bolu’nun kırmızı-beyazlı sevdası bir skor tabelasından ibaret değildir.
Biz bu takımı 3-0 yenildiğinde de severiz.
Ama sevdiğimiz için de doğruları söylemekten çekinmeyiz.
Mardin maçında kaybedilen yalnızca üç puan değildi; güven de yara aldı.
Şimdi o güveni yeniden kazanma zamanı.
Ve bunun yolu belli:
Daha fazla mücadele, daha fazla inanç, daha fazla takım ruhu…
Çünkü Boluspor formasını giymek, yalnızca sahaya çıkmak değil; o formanın hakkını vermektir.
Bugün canımız sıkkın.
Yarın yine tribündeyiz.
Çünkü biz Bolusporluyuz.
Kırmızı-beyaz umut bitmez.

























