Terbiye
- Telegram
Kıymetli okurlar, bugün sizlerle hepimizin içini sızlatan, ekranlara veya sokağa baktığımızda "Nereye gidiyoruz böyle?" dedirten bir meseleyi dertleşmek istiyorum.
Göynük'ün o güzel, sakin ve bir o kadar da saygılı havasını solurken, dışarıdaki dünyanın giderek kabalaşması insanı daha da derinden yaralıyor.
Memleketin dört bir yanından gelen haberlere, bazı kişilerdeki üsluba bakınca, insanlık değerlerimizi yavaş yavaş kaybediyor muyuz diye düşünmeden edemiyorum.
Eskilerin çok güzel bir kelimesi vardır; terbiye. Sadece eğitim değil, görgü, haddini bilme ve saygılı olma halidir bu. Toplum yaşamında saygılı tutumu, kurallara uygun davranışı içeren bu kavram, aslında kişiliğimizin en temel aynasıdır. Fakat gelgelelim, son yıllarda bu aynaya bakmaya yüzümüz yok sanki. Hem özel hayatımızda hem de toplumsal yaşamda o ince özeni, o naifliği mumla arıyoruz. Özellikle siyaset sahnesinde, koca koca makamları işgal eden insanların ağzından çıkanları duydukça, insan bazen onların yerine utanıyor. Eğitimine, konumuna hiç yakışmayan, makamıyla asla uyuşmayan o tuhaf sözleri dinlerken insanın yüzü kızarıyor.
Herkesin söyleyecek çok sözü vardır elbet, ama kendine ve diline yakışmayan kelimelerden kaçınmak, olgunluğun ve ahlakın ta kendisidir.
İşin daha da acı tarafı, bu terbiyesizlik halinin artık tahammül sınırlarını aşıp toplumsal bir yaraya dönüşmesi. Kadınlara, küçüklere uzanan o çirkin eller, büyüklere gösterilen saygısızlıklar, yalan dolanla insanların karalanması, görevlilere direnmeler... Terbiyesizliğin en ağır, en çirkin örnekleri maalesef peş peşe dizilip hayatımızı karartıyor. Toplumsal yaşamın ışıklı ve karanlık yüzü, varlığın bir gerçeğidir elbette; ancak bu kadarı insana bıkkınlık veriyor.
Oysa hayat dediğimiz şey; doğumdan ölüme uzanan, içinde acıyı da tatlıyı da barındıran doğal bir yolculuk. Zaman, biz tükenene kadar üzerimizde oyunlarını oynamaya devam edecek.
Bizi biz yapan, bu oyunlar karşısında sergilediğimiz o asil duruştur, yani kişiliğimizdir. Bedensel ve ruhsal yapımızın toplamını özetleyerek anlatan kişiliğimiz, tutumlarımızdan düşüncelerimize kadar her şeyimize yansır.
Günümüzde en çok yakındığımız şey de işte bu kişiliksizleşme, o güzelim değerlerin gölgelenmesi ve her şeyden önemlisi güven ile saygının yitirilmesi. Ne olursak olalım, insanlığımızı asla unutmamalıyız dostlar. Toplum yaşamında farklı yörelerden, farklı eğitimlerden gelmiş pek çok kimseye rastlanır. Kimimizle kolay anlaşır, kimimizle zorlanırız. Ancak ilişkilerimizin temeline sevgiyi, saygıyı ve güveni koyduğumuzda, iş yerlerinde ya da başka ortamlarda kurulan dostluklar çok daha sağlam temellere oturur.
Unutmayalım ki, bizi bir arada tutan çimento, birbirimize gösterdiğimiz terbiyedir. İnsanlığın özlenen, sıcak ve samimi gereklerine kavuştuğumuz günlerin umuduyla... Kalın sağlıcakla.

























