"Bitti" Denilen Yerde Başlayan Hikayemiz...

"Bitti" Denilen Yerde Başlayan Hikayemiz...
Paylaş
  • Linkedin
  • Pinterest
  • Whatsapp
  • Telegram
  • Reddit
A+ A-

Kıymetli okurlar, şöyle bir takvimlere baktığımızda içimizi yine o tarif edilmez, o sımsıcak heyecan kapladı. 19 Mayıs... Dile kolay, koskoca bir milletin kaderinin yeniden yazıldığı, uçurumun kenarından döndüğümüz o eşsiz gün.

Düşünsenize; yurdun dört bir yanı sarılmış, elde avuçta yok, umutlar tükenmek üzere... Herkesin "Buraya kadarmış" dediği, kara bulutların tepemize çöktüğü o dar vakitler. İşte tam o karanlıkta, bir adam çıkıyor ortaya.

Yüreğinde memleket sevdası, gözlerinde hiç sönmeyen o ışıkla... "Türk milleti için esir yaşamaktansa ölmek daha iyidir!" deyip atıyor kendini Karadeniz'in hırçın sularına.

Bandırma Vapuru'nun o gizli saklı, bin bir çileyle yaptığı yolculuk var ya... İnanın o vapur sadece Mustafa Kemal ve arkadaşlarını değil, bu milletin kaybolmaya yüz tutmuş umutlarını, aydınlık yarınlarını taşıyordu Samsun'a. 

Oraya ayak basıldığı an, aslında hepimizin kalbindeki özgürlük ateşinin de fitili ateşlendi. Amasya'da, Sivas'ta büyüyen o ateş, en sonunda milletin kendi iradesini eline aldığı meclisimizin kurulmasıyla bütün Anadolu'yu ısıttı.

Bizler bugün kendi toprağımızda başımız dik, özgürce nefes alabiliyorsak, inanın o günlerde çekilen çilelere, o sarsılmaz inanca borçluyuz bunu. "Çare biziz, çare millettir" diyerek yola çıkanların bize bıraktığı en güzel mirastır bu.

19 Mayıs, boyun eğmeyi reddeden, kendi kaderini kendi çizen bir milletin uyanış destanıdır.

Peki, bin bir yoklukla, onca şehidin kanıyla kurulan bu güzel vatan şimdi kime emanet? Tabii ki evlatlarımıza, gençlerimize... Atatürk’ün bu günü gençlere hediye etmesinin ne kadar derin bir anlamı var, öyle değil mi? 

Çünkü o, bu meşaleyi ancak pırıl pırıl, aydınlık genç yüreklerin geleceğe taşıyabileceğini çok iyi biliyordu. Bu canım memleketi korumak, onu hak ettiği yerlere taşımak hepimizin ama en çok da omuz omuza vereceğimiz gençlerimizin boynunun borcu.

Sevgili okurlar; inanın bana, bizler birbirimizi sevip saydıkça, hoşgörüyle kenetlendikçe aşamayacağımız hiçbir dert, deviremeyeceğimiz hiçbir dağ yok. Bizi bölmek, omuz omuza duruşumuzu bozmak isteyenlere vereceğimiz en güzel, en okkalı cevap; tıpkı o 19 Mayıs sabahındaki gibi tek yürek olmaktır.

O ilk adımın içimize serptiği cesaret ve bağımsızlık aşkı, yüreğimizden hiç eksik olmasın. 

Sevgiyle, umutla ve hep 19 Mayıs ruhuyla kalın... 🇹🇷


 


 

Göynük Gazetesi'nde yayımlanan köşe yazıları, yazarlarının kişisel görüşlerini yansıtmaktadır.
Her köşe yazısı yalnızca yazarı sorumluluğundadır ve Göynük Gazetesi'nin kurumsal görüşünü temsil etmez.
Yazılarda dile getirilen fikir, eleştiri ve değerlendirmeler, düşünce özgürlüğü çerçevesinde yayımlanmaktadır.

Yorum yazın

Yorum yazmalısınız
İsim yazmalısınız
Doğru bir email yazmalısınız
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmayacaktır.