Paul Dwyer'ın Müzik Yolculuğu ve Yerel Değerler

Paul Dwyer'ın Müzik Yolculuğu ve Yerel Değerler
Paylaş
  • Linkedin
  • Pinterest
  • Whatsapp
  • Telegram
  • Reddit
A+ A-

Paul Dwyer’ın Anadolu’yu karış karış gezdiği "Yol ve Müzik" (o dönemki adıyla "Müzik ve Paul") programı, gerçekten de kültürel bir hazine niteliğinde. Özellikle İskoç bir müzisyenin Anadolu toprağına bu kadar saygıyla, bu kadar içeriden dokunabilmesi her zaman takdire şayandır. Kendisi ile bir konser sonrası sohbet etme imkanım olmuştu sohbet sırasında Bolu Göynük Yeşilyazı köyüne yaptığı ziyareti konuştuk ve ziyaret ettiği merhum Nuri Sarpkaya amcamızı sormuştum üzerinden epey süre geçmesine rağmen nezaketle andı Nuri amcayı ve selamlarını iletti ama Nuri amcanın ömrü yetmemişti.
Yeşilyazı’nın Kaval Sesinde Bir İskoç Seyyah: Paul Dwyer’ın Göynük Notları
Televizyon ekranlarında ve internetin sonsuz dehlizlerinde pek çok seyahat programına rastlıyoruz. Çoğu ne yazık ki "Geldik, yedik, içtik, gördük" sığlığından öteye geçemiyor; turistik bir vitrin olmanın ötesine varamıyor. Ancak İskoç asıllı müzisyen Paul Dwyer’ın o meşhur "Yol ve Müzik" programı, bu ezberi kökünden bozan, toprağın ta içine işleyen nadir yapımlardan biri. Hele ki rotanın Bolu’ya çevrildiği o unutulmaz bölüm ve Göynük’ün Yeşilyazı köyündeki karşılaşma... Bu, sıradan bir belgesel çekimi değil; kültürlerin, samimiyetin ve müziğin kucaklaşmasıdır. Bolu’nun o yemyeşil örtüsünü, çam kokulu rüzgarlarını bilirsiniz. Göynük ise ahşap konakları, dar sokakları ve zamanın yavaş aktığı o kendine has dokusuyla başlı başına bir masal diyarıdır. Ancak Paul Dwyer, kamerasını ve gitarını bilindik turistik merkezlerden ziyade, o masalın görünmeyen kalbine, Yeşilyazı köyüne çevirmeyi tercih ediyor. Çünkü o da biliyor ki; bir yörenin asıl melodisi vitrinde değil, toprağı elleriyle işleyen insanların nefesindedir müziğin en doğal sade hali Nuri amcanın izini sürüyor ve Yeşilyazı köyüne gidiyor belki ilçe sakinlerinin bir kez bile gitmediği köye dünyanın öbür ucundan İskocyadan misafir oluyor.

Kavalın ve Toprağın Bilgesi: Nuri Sarpkaya
Programın Yeşilyazı köyü ayağında, Paul’ün karşısına kaval ustası ve aynı zamanda bir çiftçi olan Nuri Sarpkaya çıkıyor. İskoçya’nın puslu dağlarından kopup gelen bir sanatçı ile, elleri toprak kokan, yüzü güneşte kavrulmuş Anadolu bilgesinin buluşması tam anlamıyla şiirsel bir sahne. Nuri amcanın üflediği kaval, sadece delikli bir tahta parçası değil; o yörenin rüzgarının, koyun melemelerinin, hasat telaşının ve Anadolu hüznünün sese bürünmüş halidir.
Paul Dwyer’ın, elinde gitarı, dudaklarında tebessümüyle bu otantik sese büyük bir saygıyla eşlik etmesi, izleyiciye şu gerçeği haykırıyor: Dilimiz, dinimiz, doğduğumuz yerler farklı olsa da, gönlümüzün tınısı birdir. İzlerken bizi farklı diyarlara götürüyor Nuri amca bir noktayı işaret ediyor eski zamanlarda olsak diyor elimde bir kaval olsa üflesem bir nefes yanımda da koyunlarım olsa deyip özlemini dile getirip uzaklara dalıyor bizleri de götürüyor.
Bu bölümü özel kılan temel şey, süssüz, filtresiz ve tamamen "gerçek" olmasıdır. Paul Dwyer, Anadolu’yu yukarıdan bir bakışla, egzotik bir diyarmış gibi incelemiyor. Aksine, o köye gidiyor, tarlada çalışan insanın yanına bağdaş kurup oturuyor. Yeşilyazı köyünde duyduğumuz o ezgiler, bize kendi özümüzü, şehirlerin beton yığınları ve korna sesleri arasında hızla unuttuğumuz köklerimizi hatırlatıyor.

Bir İskoç'un gözünden kendi zenginliğimizi seyretmek, bazen bize kendi körlüklerimizi de tokat gibi çarpıyor. Burnumuzun dibindeki Göynük’te, Yeşilyazı’da ne cevherler, ne melodiler yaşatılıyor da bizler çoğu zaman bunun farkına varamıyoruz.
Sonuç olarak; Paul Dwyer’ın Yeşilyazı köyüne yaptığı o ziyaret, salt bir müzik ziyafeti değil, bir "özden öze yolculuk"tur. Bize türkülerin sadece stüdyolarda değil, tarlalarda, traktör tepelerinde, kavalın nefesinde yaşadığını hatırlatan bu samimi çaba, arşivlerde her daim parlamaya devam edecektir.
Ebediyete göç eden Nuri amcamıza rahmet dilerken Paul’e eşsiz müzik yolculuğunda başarılar diliyorum bu toprakların sesini duyuran herkese sonsuz teşekkürler ve saygılar…

Göynük Gazetesi'nde yayımlanan köşe yazıları, yazarlarının kişisel görüşlerini yansıtmaktadır.
Her köşe yazısı yalnızca yazarı sorumluluğundadır ve Göynük Gazetesi'nin kurumsal görüşünü temsil etmez.
Yazılarda dile getirilen fikir, eleştiri ve değerlendirmeler, düşünce özgürlüğü çerçevesinde yayımlanmaktadır.

Yorum yazın

Yorum yazmalısınız
İsim yazmalısınız
Doğru bir email yazmalısınız
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmayacaktır.