Vatan Savunması ile Komşuluk Arasında
Köy Koruculuğunun Görünmeyen Yüzü
- Telegram
Geçenlerde bir fotoğrafın izinden giderken kendimi, Göynük doğumlu olan ancak kız kardeşinin yanında Geyve’de yaşayan ve orada vefat eden Mehmet abimizin evinde buldum. Kendisi bir süre köy işlerinde komşulara yardım etmiş, epey evde emeği geçmiş; kimi zaman ise çobanlık yaparak geçimini sağlamaya çalışmıştı. Güleç yüzü, sıcacık bakışlarıyla herkes tarafından sevilen bir insandı. Gün geldi, biraz sağlık sorunları biraz da maddi imkânsızlıklar sebebiyle doğduğu topraklardan ayrılmak zorunda kaldı.
Eski anıları hatırlamak, konuşmak için gittiğimde kardeşinin evinde fotoğrafını gördüm ve eski köy koruculuğu yaptığı günleri hayal meyal hatırladım. Bunun üzerine köy koruculuğu hakkında biraz bilgi vermek istedim.
Köy koruculuğu sistemi, Türkiye’nin toplumsal ve güvenlik yapısında kendine has bir yere sahip olan; beraberinde hem büyük fedakârlıklar hem de ağır sosyolojik yükler getiren bir olgudur. Türkiye’nin doğu ve güneydoğu coğrafyasında, haritaların en uç noktalarında, gece karanlığının en koyu olduğu yerlerde bir grup insan nöbet tutar. Onlar ne tam anlamıyla sivil ne de tam anlamıyla askerdirler; literatürdeki adlarıyla Güvenlik Korucuları, halk arasındaki tabiriyle ise “Köy Korucuları”dır.
1985 yılından bu yana hayatımızın bir parçası olan bu sistem, sadece bir güvenlik meselesi değil; aynı zamanda derin bir sosyolojik hikâyedir.
Bir Kimlik Karmaşası: Hem Köylü Hem Asker
Koruculuğun en büyük zorluğu, aslında bu unvanın getirdiği çift kimlikli yaşamdır. Bir korucu, sabah tarlasında sapan tutan bir çiftçi; öğleden sonra ise omzunda tüfeğiyle vatan savunması yapan bir neferdir. Bu durum, kişiyi sürekli bir teyakkuz hâlinde tutar. Normal bir asker için “kışla” güvenli alandır; ancak bir korucu için evi, çocuklarının oyun parkı ve hayvanlarını otlattığı mera aynı zamanda görev sahasıdır. Bu iç içe geçmişlik, beraberinde bitmek bilmeyen bir güvenlik kaygısını getirir.
Sosyolojik ve Psikolojik Duvarlar
Koruculuk sisteminin yarattığı en büyük yaralardan biri de toplumsal kutuplaşmadır. Aynı köyde, bazen aynı aşirette, hatta aynı ailede; koruculuğu seçenler ile seçmeyenler arasında yıllarca süren görünmez duvarlar örülmüştür.
• Husumet Riski: Terörle mücadele gibi hassas bir görevde yer almak, korucuları ve ailelerini doğrudan hedef hâline getirmekte; bu da nesiller boyu sürebilecek kan davalarına veya husumetlere zemin hazırlamaktadır.
• Sosyal İzolasyon: Bazı bölgelerde korucular, yaptıkları görev nedeniyle sosyal hayattan dışlanma veya baskı görme gibi zorluklarla baş başa kalmaktadır.
• Çocukların Yükü: Korucu çocukları, babalarının mesleği nedeniyle erken yaşta güvenlik kaygısıyla tanışır. Bir babanın eve silahla girmesi, çocuk dünyasında “korunma” ihtiyacını “korku” ile harmanlar.
Ekonomik ve Coğrafi Çetin Şartlar
Korucular, profesyonel ordunun ulaşmakta zorlandığı en sarp kayalıklarda, dondurucu kış şartlarında ve hiçbir teknolojik imkânın olmadığı ıssız tepelerde görev yaparlar.
“Dağı, taşı, dere yatağını en iyi onlar bilir; çünkü bastıkları toprak onların tapulu malı, sığındıkları kaya çocukluk oyunlarının geçtiği yerdir.”
Sonuç: Bir Fedakârlık Muhasebesi
Köy koruculuğu, sadece silahlı bir nöbet değil; bir insanın kendi topraklarında, kendi akrabaları arasında, bir devletin bekası için taraf olma hikâyesidir. Bu insanlar, modern dünyanın konforundan uzak, tarihin ve coğrafyanın en sert sınavlarından birini vermektedirler.
Onların zorluklarını sadece “çatışma” üzerinden okumak eksik kalır. Asıl zorluk; her sabah çocuklarını öpüp evden çıkarken, kapının arkasında bıraktığı ailesinin güvenliğini de Allah’a emanet etmektir. Koruculuk, vatan sevgisinin en yerel, en çıplak ve en sancılı hâlidir.
Kendi deyimiyle gördüğünde “amcamın yavrusunun yavrusu” diye seslenen güleç yüzlü Mehmet ağamı, eski korucumuzu rahmetle anarken; emekleri için kendisine ve tüm kahraman korucularımıza büyük bir teşekkür etmek istiyorum. Bu vesileyle bir mesleği anlatmaya, bir Türkiye fotoğrafı çekmeye, yansıtmaya çalıştım dilim döndüğünce. Umarım başarılı olmuşumdur.
Güneşli günler olsun.























