İki Şehir, Tek Ruh: Hendek'ten Diyarbakır'a Gaffar Okkan Köprüsü
- Telegram
Bugün 24 Ocak 2026 komşu ilçemiz Hendek nüfusuna kayıtlı Gaffar Okkan müdürümüzün şehit edilişinin yıldönümü.
Gaffar Okkan, sadece bir emniyet müdürü değil; devlet ile halk arasındaki buzları eriten, üniformanın ardındaki insanı Diyarbakır’ın kalbine mühürleyen bir köprüydü. Onun hikayesi, Sakarya’nın mütevazı ilçesi Hendek’te başlayıp Mezopotamya’nın kadim şehri Diyarbakır’da ölümsüzleşen bir "aidiyet" destanıydı adeta.
Bazı insanlar vardır; doğdukları toprağın mayasını, doydukları toprağın ruhuna katarlar. Ali Gaffar Okkan, Sakarya’nın Hendek ilçesinde bir esnaf çocuğu olarak dünyaya geldiğinde, babasının fırınından yükselen o sıcak ekmek kokusunu, yıllar sonra Diyarbakır’ın soğuk ve gergin sokaklarına "kardeşlik kokusu" olarak taşıyacağından habersizdi belki de.
Hendek: Karakterin Yoğrulduğu Yer
Hendek, Sakarya’nın çalışkan, dürüst ve vatansever insan profilinin kalesidir. Gaffar Okkan’ın o meşhur "Makam odasının kapısını halka sonuna kadar açan" tavrı, aslında Hendek çarşısındaki o samimi esnaf kültürünün bir yansımasıydı. O, Ankara’nın soğuk bürokrasisinden değil, Hendek’in sıcak mahalle kültüründen beslenmişti. Bu yüzden Diyarbakır’a gittiğinde yabancılık çekmedi; çünkü o, "insanı yaşat ki devlet yaşasın" düsturunu bir kitaptan değil, bizzat doğup büyüdüğü topraklardan öğrenmişti.
Diyarbakır: Gönül Coğrafyasının Tapusu
24 Ocak 2001’de Şehitler Ölmez Caddesi’nde kurulan o hain pusu, sadece bir emniyet müdürünü hedef almamıştı. O kurşunlar, Hendek’in bir evladı üzerinden, Türkiye’nin doğusu ile batısı arasında kurulan o muazzam gönül köprüsüne sıkılmıştı. Ancak hesap edemedikleri bir şey vardı: Okkan, Diyarbakır’da o kadar çok "Gaffar" ismi bırakmıştı ki, ölümü bir son değil, binlerce çocuğun isminde yaşayan bir başlangıç oldu.
Hendek ve Diyarbakır Arasındaki Görünmez Bağ
Bugün Hendek’e gittiğinizde başınızı nereye çevirseniz onun adını görürsünüz. Ama asıl mucize Diyarbakır’dadır. Hendekli Gaffar, Diyarbakırlıların "Gaffar Babası" olmuştur. Bir insanın nüfus kaydı Hendek’te olup, gönül kaydının bir şehrin tamamına geçmesi, tarihte çok az faniye nasip olmuştur.
Hendek’in yeşili ile Diyarbakır’ın bazalt taşı, Gaffar Okkan’ın şahsında birleşmiştir. O, devletin asık suratını değil, Hendekli bir babanın şefkatini Diyarbakır’a götürmüştü. Statta taraftarla omuz omuza maç izleyen, esnafla çay içen, kadın polisleri ilk kez sahaya çıkaran o vizyon; Hendek’in mertliği ile Diyarbakır’ın kadim misafirperverliğinin bir senteziydi.
Sonuç Olarak;
Gaffar Okkan, Hendek’ten çıkan bir fidanın, Diyarbakır’da nasıl koca bir çınara dönüştüğünün hikayesidir. O, hepimize şunu öğretti: Aradaki mesafeler ne kadar uzak olursa olsun, dürüstlük ve sevgi diliyle konuşan bir "Hendekli", Diyarbakır’ın en kuytu sokağında bile kendini evinde hissettirebilir.
Onun şehadetiyle bu iki yerleşim yeri "kardeş şehir" olmanın ötesine geçti; birinin acısı diğerinin yüreğinde, birinin gururu diğerinin alnında parlar hale geldi.
Gaffar Okkan’ın Diyarbakır’daki başarısının sırrı, suçla mücadeleyi sadece silahla ve operasyonla değil, toplumsal rehabilitasyonla yürütmesidir. O, emniyet teşkilatını halkın korktuğu bir "duvar" olmaktan çıkarıp, halkın sığındığı bir "liman" haline getirdi.
İşte onun vizyonunu yansıtan efsaneleşmiş sosyal projeleri:
1. "Makam Kapısını Söken" Halk Günü Anlayışı
Gaffar Okkan göreve gelir gelmez bürokrasiyi yerle bir etti. Makam odasının kapısını herkese açtı ama bununla yetinmedi:
Halkın İçinde: Korumasız şekilde esnaf ziyaretlerine çıktı, kahvehanelerde vatandaşla oturup sorun dinledi.
Şeffaflık: Şehrin her yanına cep telefonu numarasını ve emniyetin telefonlarını astırdı. "Bana ulaşamayan, alt birimlerime ulaşıp çözüm bulamayan her Diyarbakırlı doğrudan beni arasın" diyerek devletle halk arasındaki güven krizini bitirdi.
2. Sporun Gücü: Diyarbakırspor Sevdası
Okkan, sporun gençleri radikalleşmeden ve suça karışmaktan kurtaracak en güçlü araç olduğuna inanıyordu.
• Onursal Başkanlık: Diyarbakırspor'u şampiyonluğa taşımak için gece gündüz çalıştı. Takımın her maçına gidiyor, gol atıldığında taraftarla kucaklaşıyordu.
• Aidiyet Duygusu: Statta "Emniyet Müdürü" olarak değil, bir taraftar gibi davranması, gençlerin devlete bakışını 180 derece değiştirdi. Şehirde o dönem doğan çocukların yarısına "Gaffar" veya "Okkan" ismi verilmesinin en büyük nedenlerinden biri budur.
3. Kadın Polislerin Sahaya İnmesi
Diyarbakır gibi o dönem muhafazakar ve gergin bir atmosferin hakim olduğu bir şehirde devrim niteliğinde bir adım attı:
• Nezaket ve Disiplin: İlk kez kadın polisleri aktif olarak sokaklarda görevlendirdi. Kadın polislerin varlığı, arama noktalarındaki gerginliği azalttı ve polisin "sert" imajını yumuşattı.
• Yardım Eli: Kadın polisler aracılığıyla yardıma muhtaç ailelere, dul ve yetimlere ulaştı; devletin şefkatli yüzünü evlerin içine kadar soktu.
4. Engelliler ve Yaşlılar İçin Erişilebilirlik
Diyarbakır sokaklarında ilk kez engelli vatandaşlar için düzenlemeler onun döneminde hız kazandı.
• Mobil Destek: Kimsesiz yaşlıların ihtiyaçlarının karşılanması için devriye ekiplerine özel talimatlar verdi. "Mahallenizdeki açtan da, açıktakinden de siz sorumlusunuz" diyerek polisliği bir sosyal hizmete dönüştürdü.
5. Esnaf ve Sokak Çocukları Projeleri
• Işıklardaki Çocuklar: Sokakta mendil satan veya çalışan çocukları toplamak yerine, onları eğitime yönlendirecek sosyal fonlar oluşturdu.
• Gece Devriyeleri: Geceleri sokaklarda güvenlik zafiyeti olan noktaları bizzat esnafla konuşarak belirledi ve o noktalarda "bekleyen değil, gezen polis" modelini hayata geçirdi.
Mekanınız cennet bahçesi olsun efsane müdürümüz Allah sizler gibi vatana hizmet edebilmeyi bizlere nasip eylesin saygı,özlem ve minnetle sizi anıyoruz.























