Göynük'te Bir Şair, Devlette Bir Uyumsuz

Göynük'te Bir Şair, Devlette Bir Uyumsuz
Paylaş
  • Linkedin
  • Pinterest
  • Whatsapp
  • Telegram
  • Reddit
A+ A-

Türkiye ve Dünya gündemi malum sıcak bu gündem ve siyasetten uzak kalmak ve hava koşullarının da etkisiyle kitap ve sinemaya ağırlı çok vermek istedim kitap konusunda Ece Ayhan’a sinema konusunda karla mücadeleyi konu edinen üstad Kemal Sunal’ın Deli Deli Küpeli filmi beni benden aldı götürdü başka diyarlara çok çok uzaklara bu sebeple sizinle soğuk kış günlerinde Ece Ayhan’ın hem "Türkiye’nin Çıplak Tarihi" kitabında hem de çeşitli mülakatlarında sıkça değindiği, onun mülki idare amirliği ile şairliği arasındaki uçurumu gösteren en meşhur anısı "Atatürk büstü ve hırka" meselesini anlatmak istedim
İşte Göynük günlerine dair o sarsıcı kesit ve kitaptan izler:
1. Meşhur Hırka ve Bürokrasi Anısı
Ece Ayhan, Göynük’te kaymakamlık yaparken (1960'ların başı), resmi ideolojinin katılığına karşı sivil duruşunu hiç bozmamıştır. Bir gün ilçede resmi bir tören ya da denetleme sırasında, herkes jilet gibi takım elbiseliyken Ece Ayhan’ın üzerinde eski, örgü bir hırka vardır.
Bu durum Ankara’dan gelen müfettişler veya yerel bürokrasi tarafından yadırganır. Ayhan, bu anıyı anlatırken devletin "üniforma" merakıyla dalga geçer. O, köylünün ve halkın içinde onlardan biri gibi görünmeyi, "devletin asık suratlı temsilcisi" olmaya tercih etmiştir. Bu tavrı, kitapta bahsettiği "sivil tarih" anlayışının bizzat yaşanmış bir örneğidir.
2. Kitaptan Bir Alıntı / Bakış Açısı
Kitapta doğrudan Göynük isminin geçtiği veya o dönemin ruhunu yansıtan bölümlerde şu felsefe hakimdir:
Ben devleti, devletin içinde öğrendim; ama devletin dışında kalarak anlattım."
Bu cümle, onun Göynük'teki kaymakamlık makamında otururken aslında zihninin hep sokaktaki "karaşın" çocuklarda, yoksullarda ve tarihin dışına itilmişlerde olduğunu özetler.
3. "Etik" ve Göynük
Ece Ayhan, Göynük'teki günlerini anlatırken sık sık "Etik" kavramından bahseder. Kaymakamlık yaparken önüne gelen dosyalarda, yasalardan ziyade vicdana ve insan onuruna baktığını vurgular. Kitabında, bir taşra kasabasında devletin nasıl bir "baba" gibi değil de, bazen "yabancı bir güç" gibi algılandığını şu yaklaşımla eleştirir:
• İktidar Eleştirisi: Göynük’te geçen günlerinde, yerel eşrafın ve siyasetçilerin çıkarlarıyla çatışmıştır. Kitapta bu durumu, "iktidarın çıplaklığına" şahit olmak olarak niteler.
Özetle;
Ece Ayhan için Göynük, bir memuriyet yerinden ziyade, "Devlet dersinde öldürülenlerin" hikayesini yerinde gözlemlediği bir okuldur. "Türkiye’nin Çıplak Tarihi"nde okuduğunuz o sert ve tavizsiz üslubun temelleri, Göynük’ün sisli sokaklarında ve o eski kaymakamlık binasındaki "uyumsuz" duruşunda atılmıştır.
Onun şu meşhur dizesini bu anılarla birleştirebiliriz:
"Buraya bakın, burada, bu kara mermerin altında / Bir teneffüs daha yaşasaydı / Tabiattan tahtaya kalkacaktı / Bir mülkiye müfettişinin yumruğuyla öldürülen / Meçhul Öğrenci Anıtı..."
Ece Ayhan, Göynük'te o "mülkiye müfettişinin yumruğu" olmamak için direnmiş bir şair-kaymakamdı. Herkese selam sana hasret Göynük kar altındadır varoşlar sensizlik sancılıdır bilirim ki övgülerin de yergilerin de en güzeli sanadır…

Göynük Gazetesi'nde yayımlanan köşe yazıları, yazarlarının kişisel görüşlerini yansıtmaktadır.
Her köşe yazısı yalnızca yazarı sorumluluğundadır ve Göynük Gazetesi'nin kurumsal görüşünü temsil etmez.
Yazılarda dile getirilen fikir, eleştiri ve değerlendirmeler, düşünce özgürlüğü çerçevesinde yayımlanmaktadır.

Yorum yazın

Yorum yazmalısınız
İsim yazmalısınız
Doğru bir email yazmalısınız
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmayacaktır.

1 yorum yapılmış

  • Cabbar Hüseyini (4 gün önce)
    İyi bakalım
    0
    0
    Yanıtla