Bir Zamanların Şenlikleri Göynük Düğünleri
- Telegram
Göynük’ü bilenler bilir; küçük,şirin,tarihi Bolu kasabası, Osmanlı evleriyle doğasıyla ünlüdür ama asıl ruhu, insanlarının geleneklerinde, kültürlerinde saklıdır. Arşiveleri tararken tesadüfen denk geldiğim eski bir düğün fotoğrafını görünce dilim döndüğünce eski düğün adetlerinden bahsetmek istedim. Göynük düğünleri sadece iki gencin hayatının birleşmesi değil, tüm bir mahallenin, bir kasabanın,köyün hafızasına kazınan, neşe ve imecenin ete kemiğe bürünmüş halidir adeta. Günler öncesinden başlayan hazırlıklar eş,dost ve komşuların yardımıyla daha kolay şekilde halloluyordu ve işler kimi zaman eğlenceye dönüyordu düğüne gelecek konuklara hazırlanıp sunulacak yemeklerde yöresel yemek olarak genellikle keşkek sunuluyordu keşkek dövülmesi hazırlanması son derece meşakkatli oluyordu bu sebeple köyün gençlerine büyük iş düşüyordu. Eskiden düğün demek, bir organizasyon firması, bir davetiye silsilesi demek değildi. Düğün demek, güvey (damat) evinin uygun bir yerine, genellikle caminin altına veya köy meydanına bir çardak kurmak demekti. Düğün adeta o çardakta başlar, tüm eğlence ve kaynaşma oradan yayılırdı. Bu çardak, sadece bir gölgelik değil, aynı zamanda gençlerin meydan okuma sahnesiydi. Gençler, manilerle düğün evinden istediklerini almadan inmezlerdi. "90 tavuk, 80 gözleme... Bir kazan helva verseniz de alacağız, vermeseniz de heyyyy heyyyy!" sözlerle sadece dileklerini değil neşelerini,mutluluklarını ve coşkularını dile getiriyordu. Düğün sahibi için bu, hem cömertliğini gösterme hem de halkla kaynaşma için bir vesile oluyordu. Göynük düğününde akla sadece gelin ve damat gelmezdi; mahallenin çocukları, yaşlıları, uzaktan gelen misafirleri... Herkesin yüreği, kaynayan bir helva kazanı gibi coşkuluydu. Tavuklar geceden hazırlanır Gözlemeler saclarda çevrilir, dumanı tüterdi. En önemlisi, helvanın kokusu ta yokuşun başından duyulurdu. Bu koku, bayramın habercisiydi.
Düğün, “okuntu” ile başlardı. Davul-zurna ikilisi sabahın köründe kasabaya iner, “Filan oğlu filan kızı istiyor” diye bağırarak sokak sokak gezerdi.
Eski Türklerde ‘ok’ bir davet sembolü idi. Hun, Göktürk ve diğer Türk devletleri hakanları, kabilelerini harp veya başka bir sebeple bir yere toplamak istediklerinde, onlara ‘ok’ gönderirlerdi. Bu, davet manasına gelirdi. Bu eski geleneklerden yola çıkarak Okuntu dağıtma ; düğünlerde erkek ve kız evinin düğüne davet ettiği kişilere göndermiş olduğu hediyelik eşyaya denir. Bu eşyalar genellikle gömlek, havlu, çorap, yazma gibi insanların kullandığı gündelik eşyalardan oluşur.
Çoğu köylerde olduğu gibi bizim yöremizde de senelerdir süregelen okuntu dağıtımı geleneğinden günümüzde okuntunun düğün yapacak aileler arasında elden ele gezmesinden ve yerine ulaşmamasından dolayı vazgeçilmeye başlanmıştır. Okuntunun yerini artık kâğıt davetiyeler almaya başlamıştır.
Düğün geleneğinde en görkemlilerden biri de “çeyiz serme” günüydü. Kız evinin avlusuna ya da geniş odasına yer sofraları serilir, çeyiz baştan başa dizilirdi. Yorganlar, danteller, işlemeli havlular, bakır sahanlar, el dokuması halılar… Mahallenin bütün kadınları gelir, “Maşallah, nazar değmesin” diye diye incelerdi. O gün yenilen yaprak sarması, baklava ve hoşafın tadı damaklarda kalırdı.
Düğün günü ise bambaşkaydı. Gelin, kırmızı duvaklı bindallı giyer, alnına altınlar dizilirdi. Damat tarafı atlara, arabalar henüz pek yoktu. Gelin alayı kasabanın bir ucundan öbür ucuna yürürdü; davul-zurna önde, sağdıçlar arkada, çocuklar “gelin geldi, gelin geldi” diye koşardı. Gelin evden çıkarken kapıya un eleği asılır, “bereketli olsun” diye dua edilirdi. Yolda gelinin önüne keçi yavrusu çıkarılırdı; “evlatların çok olsun” diye…Daha aklımıza gelmeyen unutulup gitmiş daha nice gelenek görenekler vardır şimdilik aklımıza gelenler bunlar.
Şimdi o sokaklar hâlâ aynı sokaklar…
Ama davul-zurna sustu.Kırmızı duvaklar dolaplarda tozlandı. Kazanlarda keşkek değil, catering tabakları kaynıyor. Şimdilerde kız isteme törenlerinde bile havai fişekler havada uçuşuyor meşalelerden göz gözü görmüyor hatta geçenlerde kontrolsüz şekilde bir evde yangına bile sebep oldu ne yazık ki.
Bir yandan masraflardan,kredilerden ve borçlardan şikayet ediyoruz gençler gereksiz külfetten dolayı evlenememekten şikayetçi ama bir yandan da lüksümüzden gösterişimizden ödün vermiyoruz herkesin kendi tercihidir tabi ama sözün özü eskinin mütevazi düğünlerine özlem gün geçtikçe artıyor gibi…




















