Takvim Değişirken İnsan Kalmak
- Telegram
Bir yıl daha çekip gidiyor hayatımızdan. Takvim yaprakları sessizce düşerken, ardında bıraktıkları gürültülü oluyor: yarım kalanlar, pişmanlıklar, küçük sevinçler, büyük kayıplar…
Şimdi 2026’nın eşiğindeyiz.
Yeni bir sayfanın değil belki ama temiz bir boşluğun önünde duruyoruz .Yeni yıldan mucize beklemiyoruz. Kimseye otomatik mutluluk, hazır huzur sunulmadığını biliyoruz.
Ama bu dünyada yaşayan herkesin ortak bir duası var: Çocukların korkmadan büyüyebildiği bir yer. Oyun seslerinin siren seslerine karışmadığı, okul yolunun yarım kalmadığı bir dünya. Çocukların ölmediği, öldürülmediği bir gelecek… Bundan daha insani ne olabilir ki?
2026’dan dileğimiz; bu sokaklarda adaletin sadece tabelalarda kalmaması.Kimsenin kimliğinden, yoksulluğundan, düşüncesinden dolayı ötekileştirilmediği bir dünya. Çünkü adalet sadece mahkeme salonlarında değil, apartman boşluklarında, okul bahçelerinde, pazar yerlerinde de gereklidir.
Yeni yıl, mucizeler vaat etmez aslında. Ama bir şey verir: yeniden başlama cesareti. En kıymetlisi de budur. Sabahları aceleyle değil, fark ederek uyanabildiğimiz günler… Birbirimizi dinlerken cevap hazırlamadığımız, gerçekten duyduğumuz anlar…
2026’da başarıyı sadece hızla değil, vicdanla ölçelim istiyoruz. Güçlü olmayı başkasını ezmeden de başarabileceğimizi hatırlayalım. Kazanmanın tek yolunun kaybettirmek olmadığını yeniden öğrenelim.
Belki her şey düzelmeyecek. Zaten hiçbir yıl her şeyi düzeltmez. Ama biz biraz daha dürüst olabiliriz. Biraz daha cesur. Biraz daha iyi insanlar… İşte o zaman yıllar da bize karşı daha yumuşak olur.
Yeni yıla girerken büyük dilekler fısıldamıyoruz. Sadece şunu söylüyoruz: “Bize kendimiz olma, insan kalma ve insanların katledilmediği; yaşamın korunabildiği bir dünya olma fırsatı ver.”
2026’ya hoş geldin.
Eksiklerimizle, umutlarımızla, hâlâ inanma gücü bulan kalplerimizle…





















