ANADOLU PARSI ANADOLU KEDİSİ OLURSA

ANADOLU PARSI ANADOLU KEDİSİ OLURSA
Paylaş
  • Linkedin
  • Pinterest
  • Whatsapp
  • Telegram
  • Reddit
A+ A-

Aklımda yazmayı planladığım birkaç konu vardı aslında. Bir haber vardı mesela: TBMM’de kurulan okul saldırılarını araştırma komisyonu Avrupa ve ABD’yi gezmek istemiş. Uzun uzadıya yorumlamanın gereksiz olduğunu düşündüm sonra. Tek bir cümle yeterli olur kanaatine vardım: Ben kadıya derdimi anlatıyorum, kadı bana dilini çıkarıyor!!!

Bir diğer haber de çok milli olan eğitim(!) bakanlığının yine aynı konuyla, okul saldırılarıyla, alakalı olarak Antalya’da 5 yıldızlı otelde düzenlediği veri güvenliği toplantısıydı. Belgeleriyle kamuoyuna aktarılan bu habere göre bakanlık söz konusu toplantıyı 30 Milyon 250 bin Törkiş Liraya mal etmiş! Yaklaşık 500 çok yetkili (!) kişinin katıldığı toplantının yapıldığı otelde tropikal, aromalı ve jet yağmur gibi özellikleri olan “macera duşu”nun bulunması çok ilgi çekici bulunmuş! “Tuvaletlerine sabun koymaktan aciz, temizlik personeli olmadığından sidik kokuları içinde eğitim verilen okulların işletmecisi olan bir kurumdan da ancak bu beklenir.” diye yazacaktım da ondan da vaz geçtim.

Üzerine birkaç kelam edeceğim esas konu yerli ve milli bilgisayar işletim sistemi olarak ortaya çıkan ancak gelinen noktada uluslararası açık kaynaklı bir yazılımın (GNU Linux) Türkçe çevirisinden öte bir anlam taşımayan Pardus adlı işletim sistemi.

Yıl 2003’tü. Türkiye Bilimsel ve Teknik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) bünyesinde görev yapan bir avuç yazılımcıdan oluşan bir ekip, tamamen yerli bir işletim sistemi ortaya koyma düşüncesi ile oturup kafa yordular ve ortaya Pardus çıktı. Windows’a -dolayısıyla dışarıya- olan bağımlılığı bitirmeyi amaçlayan bu girişim, 2005’te ilk sürümü yayınladı. Adını nesli tükendiği iddia edilen Anadolu Parsı’nın Latincesinden alıyordu işletim sistemi: Pantera Pardus Tulliana

Pardus projesinin TÜBİTAK gibi bir devlet kurumunda başlaması, özellikle bu çalışmanın henüz ortada yazılım öğrenmek bir gereklilik diyen kimse ortada yokken başlaması gerçek manada devrim niteliğinde bir adımdı. Bu bağlamda ana ekip uzun yıllar boyunca Pardus’u geliştirmek için önemli çalışmalar yaptı.

Tamamıyla özgün tasarımlar olan – isimlere lütfen dikkat edin- YALI (Yet Another Linux Installer), COMAR(COnfiguration MAnageR), PİSİ (Packages InstalledSuccessfully, as Intended), Kaptan Masaüstü, anlık mesajlaşma yazılımı Kopete gibi kurulum ve yönetim araçlarına sahip olan ilk Pardus, hızla devlet kurumlarında yaygınlaştırılmaya çalışıldı ve teşvik edildi. 

Ancak 2011 yılında ne olduysa oldu ve Pardus işletim sisteminin ilk sürümünü yani asıl yapıyı oluşturan mühendis ekibi tasfiye edildi. Yaklaşık 35 kişiden oluşanmühendis ekibinin ayrılması sonrası Pardus’a olan destek büyük oranda geri çekildi. Günümüzde Pardus, TÜBİTAK bünyesinde geliştirilmeye devam ediyor. Ancak eskisi gibi büyük destekler maalesef artık verilmediğinden sistem basit bir Linux dağıtımı olmaktan öteye geçemiyor.

Yukarıda da dediğim gibi açık kaynaklı ve tamamen ÜCRETSİZ bir program olan Pardus, özellikle kapitalizmin bayraktarlarından olan Microsoft’un iştahını kabarttı o dönemde. Hatta Bill Gates şirketin CEO’su Steve Ballmer’i 2009 yılında ülkemize gönderdi. Ballmer, efendisinden yani Bill beyden aldığı talimat doğrultusunda ülkemizi yazılım üssüne dönüştürmeyi vadetti ama bu ağızlara çalınan bir parmak baldan öteye gitmedi. Kapalı kapılar ardında neler konuşuldu bunu bilmemiz mümkün değil. Ancak manidar bir zamanlama ile Pardus’ugeliştiren ekibin tasfiyesi ile bu ziyaret nerdeyse aynı döneme rastlar.

Geldiğimiz noktada mesele bir yazılımın ya da yazılımı geliştiren teknik ekibin başarısızlığı değil aslında. Mesele, kendi yazılımını üretebilen bir ülkenin, kendi mühendislerine sahip çıkamamasıdır. Bir zamanlar Anadolu Parsı’nı konuşuyorduk; şimdi elimizde kalan, başkalarının sistemine uyum sağlamaya çalışan bir Anadolu kedisi. Ve ne yazık ki biz hâlâ bu dönüşümü izlemekle yetiniyoruz. Hayal edin; Pardus ilk çıktığı andaki heyecan ile gelişmeye devam etseydi ve mesela TOGGmarkalı yerli otomobilimizde işletim sistemi olarak kullanılsaydı gurur verici olmaz mıydı? Ee, hani ilk yerli otomobil Devrim otomobiliydi?!? O da başka bir yazının konusu olsun.

Göynük Gazetesi'nde yayımlanan köşe yazıları, yazarlarının kişisel görüşlerini yansıtmaktadır.
Her köşe yazısı yalnızca yazarı sorumluluğundadır ve Göynük Gazetesi'nin kurumsal görüşünü temsil etmez.
Yazılarda dile getirilen fikir, eleştiri ve değerlendirmeler, düşünce özgürlüğü çerçevesinde yayımlanmaktadır.

Yorum yazın

Yorum yazmalısınız
İsim yazmalısınız
Doğru bir email yazmalısınız
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmayacaktır.