MAVİ DİŞ
- Telegram
Dünyanın en büyük bilgisayar işlemcisi üreticisi olan Intel’den Jim Kardach ve GSM sektörünün Nokia ile birlikte öncüsü olarak sayabileceğimiz, hatta aranızdan birçoğunun ilk kullandığı cep telefonlarının üreticisi Ericsson’dan Sven Mattison oturmuş bir şeyler içiyor ve sohbet ediyordu. Bir ara İskandinav firması olan Ericsson’un çalışanı Mattison’un milliyetçilik damarı kabardı ve Amerikalı Jim’in kafasını ütülemeye başladı.
Mattison, Röde Orm (Uzun Gemiler) diye bir kitap okuduğunu, kitapta 10’uncu yüzyılda yaşamış Viking kralı Harald Gormsson’dan bahsedildiğini ve bu kralın lakabının Mavi Diş olduğunu filan anlatarak kafa açmaya başladı. Lakabı Mavi Diş olan kral Harald’ın bu lakabı almasındaki sebep dişlerinin mavi olması değil elbette. Rivayete göre adamın dişi çürükmüş! Deniz ve suyla kafayı bozmuş Vikingler de bu çürük dişi mavi olarak gördüklerinden mi yoksa çürük diş Harald demek saygısızlık olacağından mı bilinmez adama bu lakabı uygun görmüşlerdi.
Harald günümüzde yaşasa diş hekimleri dolgu ya da kanal tedavisi uygulayıp çürük dişi kurtarmaya çalışır ya da öyle bir olanağa sahip değilseler implant filan yapar, adamcağızı diş probleminden kurtarırlardı.
Konuyu dağıtmadan krala geri dönersek, Harald’ın dişleri çürükse de liderlik kabiliyeti o kadar da çürük değilmiş! Bu özelliğini kullanarak yüzyıllardır birbiriyle kanlı bıçaklı olan tüm Viking kabilelerini bir araya getirmiş. Siyasi bütünlüğü sağlayınca elbette doğuştan savaşçı olan Vikingler dış mihraklara karşı daha güçlü olabilmişler.
İşte Ericsson çalışanı Mattison da Intel çalışanı Jim’in kafasını bunlarla şişiriyordu. Harald’ın hikayesi bu ikiliye bir fikir verdi: Bilgisayar çevre birimlerini adeta Kral Mavi Diş Harald gibi bir araya getirmek!
Eğlenceli başlayan bu muhabbet, ikiliyi o denli gaza getirdi ki şirkete bunu fikir olarak sundular. Hatta çalışmanın kod adının mavi diş olmasını kabul bile ettirdiler.
Derken önce fikir, sonra fiili çalışma olarak başlayan mevzunun netleşip piyasaya çıkma vakti geldi. Pazarlama departmanı, çalışmanın kod adı olan mavi diş adıyla piyasaya sürülmesinin yanlış olacağını, bu yeni teknolojinin Radio Wire olmasını öneriyor. Şükür ki kablosuz bir teknoloji üretip adını da telsiz kablosu koymanın saçma bir fikir olduğu noktasına varılıyor. Radio Wire’dan vaz geçip bu teknolojiye PAN adını vermeyi planlıyorlar. PAN, Personal Area Network (Kişisel Alan Ağı) sözcüklerinin baş harflerinden oluşuyor. Burada da PAN adının daha önceden tescil edildiğini öğrenip ondan da vazgeçmek zorunda kalıyorlar.
Kala kala o beğenmedikleri Mavi Diş’te karar kılmak zorunda kalıyorlar ve bu teknoloji büyük bir çoğunluğunuzun bildiği ve kullandığı Bluetooth adıyla lanse ediliyor, mecburen.
Logosu da Harald'ın H'si ile Bluetooth'un B'sinin runik karakterlerdeki karşılıklarının birleştirilmesiyle oluşan, hepinizin malumu o meşhur mavi renkli logo oluyor.
Bugün dünyanın dört bir yanında milyarlarca insan, birbirinden habersizce bir Viking kralının lakabını kullanıyor. Telefonumuzu arabaya bağlıyor, kulaklığımızı bilgisayara bağlıyor, “Bluetooth'u aç” deyip geçiyoruz. Oysa kullandığımız kelimenin içinde bin yıldan daha eski bir İskandinav hikayesi saklı. Teknolojiyi üretenler bize yalnızca cihazlarını, yazılımlarını ve sistemlerini satmıyorlar; bazen farkına bile varmadan kendi tarihlerini, kendi dillerini ve kendi kültürel kodlarını da hayatımızın içine yerleştiriyorlar. Biz ise her gün o teknolojinin düğmesine basıyor, çoğu zaman cebimize yalnızca bir cihaz değil, onunla birlikte başka bir kültürün hikayesini de koyduğumuzu fark etmiyoruz.

























