KELİMELERLE DOLU BİR BAVULLA EREĞLİ'DEN INDIANAPOLIS'E YOLCULUK
- Telegram
Beni tanıyanlar ve yazılarımı takip eden okurlar bilirler; kelimelerin kökenini araştırmayı ve kelimelerle oynamayı severim. Bugün de öyle yapayım dedim ve bizim dilimizde ve globalde çok kullanılan birkaç kelime ile ilgili birkaç kelime etmeye niyetlendim. Umarım sürçülisan etmeyiz.
Ülkemizde kaç tane Ereğli var bilen var mı dostlar? En çok bilinen hali ile 3... Karadeniz Ereğli (Zonguldak), Marmara Ereğli (Tekirdağ) Konya Ereğli. Ama aslında 8 Ereğli vardersem şaşırırdınız değil mi? Evet, sekiz Ereğli. Şöyle ki:
Yukarıda saydıklarımın haricinde çok da bilinmeyen Ereğlilerden biri Bursa Mudanya’daki bir antik kenti de içeren Heraklios ile Denizli’deki Heraklios. Ve elbette ismi çok duyulur bilinir olsa da Ereğli ile alakalı olduğu pek de düşünülmeyen Trabzon’un Araklı ilçesi... Bunların ortak noktası ise Yunan Mitolojisi’ndeki Herakles yani bilinen adı ile Herkül. Mitolojiye göre Tanrıların ve insanların babası Zeus ile Miken kralının kızı Alkmene’nin çocuğu olmasından ötürü yarı tanrı yarı insan olarak tasvir edilmiş bir karakter Herakles. Onun adını günümüzde de yaşatan Ereğliler ve Araklı’nın hangisinin efsanede anlatılan 12 görevin tamamlandığı yer olduğu ile ilgili net bilgi yok. Çoğu da aslında efsaneden etkilenerek konulmuş ve Herakle, İrakle, Eregle, Eregli, Erikli ve Ereğli (ve de Araklı) şeklinde dönüşüme uğramış bu yer isimleri. Biz gelmeden önce de Anadolu coğrafyasında yaşamış kültürlerden, binlerce yıl ötesinde değişikliklerle de olsa günümüze değin ulaşabilmiş bir kelime. Tıpkı Sebastian gibi...
“Sebastian ne alaka?” dediğinizi duyar gibiyim. Çocukluğunda ve belki günümüzde de Heidi adlı çizgi filmi izleyenler oradaki uşağın adının Sebastian olduğunu anımsarlar. Fenerbahçe taraftarları da takımın orta saha oyuncusu Sebastian Szymanski’den anımsayacaktır bu ismi. Pop müziğinin sıradışı isimlerinden Hande Yaner’in de Söyle ona Sebastian adını taşıyan bir şarkısı da var hatta. Dünya mutfağının çok bilinen peynirli tatlılarından birinin adı da San Sebastian Cheesecakeolduğunu belirtelim ve tüm bu Sebastian içeren isimlerin bizden, Sivas’tan türediğini söyleyelim de merakınız yerini şaşkınlığa bıraksın. Sivas’ın eski adı Sebastia olarak geçiyor. Bu isim, özgür doğmayan ve Sebastia yani Sivas sokaklarında bulunan çocuklara verilen eski bir Yunan kökenli isimdi. Doğu ve orta Avrupa’da, Almanya ve Fransa’da, kuzeyde, İskandinavlarda hatta Güney Amerika’da bile fonetik olarak minik değişikliklere uğrasa da kullanılmakta hala. Kökeni bu coğrafya olsa da ihraç etmeyi başarmışız!
Gelelim Sezar’ın Şehri Kayseri’ye. Şehrin en eski adı Mazaka.Roma devrine kadar devam eden bu ismin yerine Roma devrinde şehre imparator şehri anlamında Kaisareia adı verilmiş; bu isim Araplarca Kaysariyya şeklinde kullanılmış. Kayser ya da Kayzer ise Roma İmparatoru Sezar’dan geliyor. Caesar (Sezar) asıl olarak Romalı devlet adamı Julius Caesar'ın lakabı. Sezar'ın manevi oğlu olan ilk Roma imparatoru Gaius Julius Caesar Octavianus, onursal bir unvan olarak Caesar – Sezar lakabını benimsiyor. Sezar lakabı da zamanla fonetik bir değişiklikle kaysere evriliyor. Fatih Sultan Mehmet döneminden itibaren de Kayser-i Rûm olarak anılıyor kentin adı. (Yazarın Notu : Konuyla çok da alakalı olmasa da alternatif doğum yöntemlerinden sezaryenin de Jül Sezar’ın oğlu Sezarion’un doğum yöntemi olmasından ötürü günümüzde de kullanıldığını belirtelim. Yazarın Notunun Sonu)
Bir de ilimiz Bolu’nun fonetik olarak akrabası olan şehirler var. Bolu ismini anlamını bilirsiniz: Bitinya döneminde Claudiopolis yani Caudio’nun Şehri ismi verilmiş Bolumuz’a. Polis kent – şehir demek bu arada. Zamanla Claudio atılıyor, şehrin adı Polis, Bolis, Boli ve nihayetinde Bolu’ya dönüşüyor. Peki ya sonunda bolu olan şehirler? Onlar da temelde polis’in dönüşümüyle elde edilmiş isimler. Safranbolu mesela; birçok kültürün hakimiyeti altında geçen yüzyılların ardından büyük olasılıkla safran bitkisinden kaynaklı olarak Zağfiranbolu ve sonunda Safranbolu’ya dönüşmüş.
Gelibolu aslında Gallipoli’den, yani Keltler’in şehri, Hayrabolu rüzgârlı şehir anlamında Hanripoli’den, Tirebolu üç şehir anlamında Tripolis’ten, İnebolu da İonopolis’ten yani İonların şehrinden türemiş isimler.
Bir de Amerika’daki Indianapolis var ki tam bir karmaşa doğrusu. Hindistan’ı bulmak için yola çıkan Avrupalı denizciler gide gide Amerika kıtasına ulaşmışlar ve burayı Hindistan sandıkları için yaşayanları da İndian – yani Hintli olarak isimlendirmişler. Bu İndianlar da hani bizimle de akraba oldukları yönünde bir sav bulunan Kızılderililer var ya onlar aslında. Dolayısıyla Indiana eyaletinin en büyük kenti olan ve Kızılderili kabilelerince kurulan Indianapolis de Hintlilerin kenti oluyor doğal olarak!
Görünen o ki kelimeler de insanlar gibi; doğuyor, büyüyor, yollara düşüyor, bazen kimlik değiştiriyor ama köklerini asla tamamen unutmuyor. Biz de bugün bir Ereğli’den yola çıkıp Sebastian’la Sivas’a, Sezar’la Kayseri’ye, Bolu’yla polisli şehirlere, oradan da tee Indianapolis’e kadar geldik. Haritaya bakınca mesafeler uzun, ama kelimelerin yolculuğunda mesafelerin pek hükmü yok. Bir bakmışsınız Anadolu’dan çıkmış bir sözcük, peynirli bir tatlının adında karşınıza çıkıyor; bir diğeri Roma’dan yürüyüp Orta Anadolu’ya yerleşiyor. O yüzden dil sadece konuştuğumuz şey değil; biraz da yanımızda gezdirdiğimiz bir varlık aslında. Bir dahaki sefere bir şehir tabelasına bakarken belki siz de durup şunu düşünürsünüz: “Acaba bu kelime nerelere uğrayarak buraya geldi?”





















