Bölüm 4: HANEDANIN GÜNAH DÖNGÜSÜ
- Telegram
Dört kızı Nazilerle evlenen andrea sürgünde sefalet içinde geberdi gitti. Anadolu insanına ettiklerinin cezasını tam olarak çekmedi belki ama gariban insanımızın ahı da keyifle yaşamasına izin vermedi.
Tek oğlu Philip’e dönersek; II. Dünya savaşının hemen ertesinde İngiliz tahtının varisi olan Prenses Elizabeth ile tanıştı. Bu Philip’in hayatının dönüm noktasıydı. Hem soyluydu (!) hem de temiz bir sicile sahipti. Yunan gibi değil İngiliz gibi yetişmişti. Elizabeth’in babası kral VI. George’un da onay vermesi ile 1947’de evlendiler. Philip aile bağlarından ötürü Danimarka ve Yunanistan prensi olmasına rağmen Elizabeth ile evlenebilmek için bu haklarından feragat etti ve sıradan bir İngiliz vatandaşı oldu. Sadece unvanlarından feragat etmedi, Ortodoks orijinli olmasına rağmen İngiliz Anglikan mezhebine de geçti. Bunların karşılığında kral George damadını Edinbughdükü yaptı. Evliliklerinin ilk yılında büyük oğulları Charlesdoğdu. 1950’de kızları Anne dünyaya geldi. 1960’ta ise yazı dizimizin en başında bahsettiğim, Epstein denen sapkının kankası olan andrew doğdu. İsim babası, Anadolu işgalinde ve Tük kıyımında başrolde olan büyükbabası gaddar prens andrea’ydı. Elbette isim olarak andrea yerine onun daha İngiliz hali olan andrew dediler.
Uluslararası ilişkilerde dostluk değil çıkarlar ön planda olmalı bence. Hiçbir ulus geçmişte yaptıkları için bugün dost ya da düşman olarak kabul edilmemeli. Ama tarih bilinci içerisinde de maruz kalınan tüm olumsuzluklar da arşivlerde yerini almalı, günümüz gençlerine de tane tane anlatılmalı, çocuklarımızın dimağına nakşedilmeli düşüncesindeyim. Dolayısıyla yunanlar ile hiçbir zaman dost olmadığımız ve olmayacağımız gibi körü körüne onlara düşmanlık da beslemeyeceğiz. Tarih boyu maruz kaldıklarımızı da unutmayacağız, unutturmayacağız.
Kral George ölünce kendini birdenbire İngiliz tahtında bulan Elizabeth, Kraliçe Victoria’yı da geride bırakarak II. Elizabethadıyla 70 yıl 214 gün hüküm sürdü. Şeytan Taburu komutanı andrea’nın oğlu Philip de, unvanı kral olmasa da bu 70 yılın 69unda Elizabeth’e eşlik etti. Kaderin garip cilvesine bakın ki Anadolu insanına adeta kan kusturan andrea’nın torunu andrewda tıpkı dedesi gibi ağır bir insanlık suçunun ana figürlerinden biri oldu. Anadolu insanının kanına giren şeytan taburu komutanının kendisiyle aynı adı taşıyan torunu, küresel sapıklık organizasyonunun yöneticisi olan Epstein’in en yakın dostu çıktı. Dedesi katliamcıydı, insanlığın en büyük ve en vahşi mezalimlerinden birini uygulayıcısı olmuştu, büyükannesi delirmişti, halaları Nazi’ydi. Aynı adı taşıyan torun andrew da bir başka insanlık suçu işledi; pedofili olduğu ortaya çıktı. Tüm asalet unvanları, rütbeleri, madalyaları elinden alındı, kraliyet mülklerinden kovuldu. Uzun sözün kısası dededen toruna layığını buldular sevgili dostlar.
Bu ilginç ve bir o kadar da ibret verici döngüde bugün bile acısını yüreklerimizde hissettiğimiz tertemiz Anadolu insanının ahının yerde kalmadığını görmek de çok duygulandırıcı.
Son bir not: Konstantin’den önce kukla olarak İngilizlerce yunan tahtına oturtulan kral Alexandros’u anımsadınız değil mi? Hani maymunu Fritz’in darbelerinden dolayı ölen Alexandros… Efsane İngiliz siyasetçi Winston Churchill’in kendisi gibi efsane tespitini ileterek bitirelim bu yazı dizimizi.
Churchill, “Bir maymun cırmığı İstanbul’u kaybetmemize, 250 bin insanın ölümüne maloldu.” demişti. Öyle görünüyor ki maymun Fritz’in cırmığı ile başlayan olaylar silsilesinin, şeytan taburu komutanı prens andrea’dan pedofili torunu prens andrew’a kadar uzayabileceğini, Anadolu insanının da bir ahı olabileceğini ve adeta bir lanet misali bunların peşinden 3 nesil boyunca gelebileceğini siyasetin kurdu olan Churchill bile tahmin edememiş.
Tertemiz insanların yaşadığı mübarek topraklar buralar. İşte o insanların ahını kimse almasın. Zira o ah hiçbir şekilde yerde kalmıyor.

























