19 MAYIS ve HEDİYE

19 MAYIS ve HEDİYE
Paylaş
  • Linkedin
  • Pinterest
  • Whatsapp
  • Telegram
  • Reddit
A+ A-

Geçenlerde hayatımda ilk defa, çok sevdiğim ve hayranı olduğum Atatürk’e kızdım. Sebebi, Bolu yolunda bir podcast kanalından dinlediğim Hediye’nin hikayesiydi.

Genelde sessiz pussuz yolculuk etmeyi sevmediğimden yagürültülü müzik dinlerim yol boyunca ya da röportaj, anı, kısa hikâye gibi sesli metinleri…  Hediye’nin hikayesi de böyle bir sesli metindi. Dilim döndüğünce sizlerle de paylaşmak isterim.

2001 yılıydı; yani çeyrek yüzyıl öncesi. Hediye beş yaşında sağlıklı bir çocuktu. Neşeli, hayat dolu. Evlerinin önünde oynarken bir otomobil Hediye’ye çarpıp kaçtı. Acilen hastaneye kaldırıldı ancak hayati tehlikesi yok raporu verildi. Çarpıp kaçan da yakalandı ve bu rapora dayanarak serbest kaldı.

Oysa Hediye beyin travması geçirmişti ve kafasına aldığı darbe ile hem zihinsel hem bedensel engelli hale gelmişti.

İnşaat işçisi olan babası kızının hakkını aramak üzere bir adalet yolculuğuna başladı. Acilde hayati tehlikesi olmadığı yönünde düzenlenen rapor 4 ay sonra değiştirildi ve trafik kazasına bağlı olarak yüzde 90 engellidir şeklinde rapor verildi aynı hastane tarafından.

Hediye’ye çarpan kişi rapora itiraz etti ve kızcağızın bu durumunun trafik kazası ile ilgisi olmadığını iddia etti. Adli tıptan rapor istendi. Kurum, Hediye’nin bu duruma gelmesinin trafik kazası ile ilgili olup olmadığını anlayabilmek için röntgen filmlerinin olması gerektiği yönünde görüş beyan etti.

Röntgen filmleri dosyada vardı halbuki! Hediye’nin babası mahkemeye başvurarak filmlerin adli tıbba gönderilmesini talep etti. Her nasılsa dosyadaki röntgen filmlerinin kaybolduğu ortaya çıktı!

Filmler 2 yıl sonra bulundu ve adli tıbba gönderildi. Kurum bu kez Hediye’nin bu duruma gelmesinin trafik kazası ile ilgili olup olmadığını anlayabilmek için röntgen filmlerinin yeterli olmadığını ve MR (emar) çekimlerinin olması gerektiği yönünde görüş beyan etti.

Yıllar birbirini kovaladı. Ancak Hediye’nin babasının hak arayışı bir türlü nihayete ermedi. Geçen zaman içinde mahkemenin yeri 2 kez değişti, hâkim 19 kez değişti, savcı 5 kez değişti, Adli tıp raporu 3 kez değişti.

Davanın on birinci yılında yani kazadan tam 11 yıl sonra davaya yeni bir bilirkişi atandı. Atanan bilirkişi Hediye’ye çarpıp kaçan sanık ile aynı soyadı taşıyordu. Akraba oldukları iddia edildi. Hediye’nin babası bilirkişiye itiraz etti ve çıkan tartışmada ilk kez ses yükseltti ve “adalet istiyorum!” diye haykırdı. Sen misin bağıran; baba sanık oldu ve hâkime hakaretten tutuklandı. Yargılama sonunda 9 ay hapse mahkûm oldu.

5 ay sonra tahliye edildi ve ilk işi Hediye’yi sırtlayıp adalet arayışını sürdürmek oldu.

2015 yılına geldiğimizde maalesef Hediye’yi kaybettik. 5 yaşından beri vücudunun tüm motor fonksiyonlarını yavaş yavaş yitiren, mamayla beslenip soluk alıp vermekte bile güçlük çeken Hediyecik davasının sonunu göremeden hakka yürüdü.

Babası Hediye’ye kırmızı bir palto almıştı. Hediyecikkonuşamıyor olsa da babası onun üşüdüğünü hissediyorolduğundan, inşaatta çalışarak kazandığı yevmiyelerinden artırdığı paralar ile almıştı o paltoyu.

Hediye artık cennetteydi ama babası olayın peşini bırakmadı. Hediye’ye kazadan sonra ilk müdahaleyi yapan ve emekli olmuş doktor hakkında suç duyurusundabulundu. Doktor 15 sene sonra ilk kez hâkim karşısına çıktı.

Doktora neden MR çekilmediği soruldu ve o da “hastanede MR cihazı yoktu” dedi. Adli Tıp Kurumu’ndan yeniden rapor talep edildi.  Kurum ne cevap verdi peki?

Hediye’nin bu duruma gelmesinin ve sonrasında vefat etmesinin trafik kazası ile ilgili olup olmadığını anlayabilmek için MR çekimlerinin olması gerektiği yönünde görüş beyan etti!

2019 yılında, yani kazadan 18 yıl, Hediye öldükten 4 yıl sonra dava sonuçlandı: Hediye SUÇLU BULUNDU!!! Hediye’nin zihinsel ve bedensel engelli haline gelmesi ve sonunda ölmesinde trafik kazasının alakası olmadığına, 18 yıldır devam eden mahkeme masraflarının Hediye’nin babası tarafından ödenmesine hükmedildi.

Hediye’nin babası o günün parası ile 24 bin TL tutarındaki mahkeme masraflarını ödeyemedi ve evine HACİZ GELDİ!

Hediye’nin babası karara itiraz etti, dosya Yargıtay’a intikal etti. Yargıtay 2021 yılında karar verdi. Hediye’nin babasına 210 Türk Lirası manevi, 1.000 Türk Lirası da maddi olmak üzere toplamda 1.210 Türk Lirası tazminat ödenmesine karar verildi. Bir başka deyişle Hediye’nin 5 yaşındayken perişan olan hayatının değeri 210 Türk Lirası, sapasağlam evladının günden güne mum gibi gözlerinin önünde eriyip gitmesini çaresizlikle izleyen, 20 sene boyunca o mahkemeden bu mahkemeye dolaşarak adalet arayan inşaatişçisi namuslu babasının hakkı da 1.000 Türk Lirası idi! En son bu çilekeş baba geçenlerde İçişleri Bakanlığı’na dilekçe vererek, yaşadıklarından ötürü vatandaşlıktan ayrılmak istediğini beyan etti!

Atatürk’e hayatımda ilk defa neden kızdığıma gelirsek; Be sarı saçlı adam… Neydi derdin senin? Rahat rahat yaşayabilecekken neden çıktın Samsun’a? Neden örgütledin bu milleti? Neden inandırdın insanları adalet diye bir şey olduğuna? 1919’un Mayıs’ında Samsun’a çıkarken aklındaki memleket bu muydu gerçekten? Hakkını arayan babaların sanık, çocukların suçlu ilan edildiği bir ülke mi hayal etmiştin?

Hediye ve adını duymadığımız nicelerinin ahı hepimizin üzerindeyken hayırlı bir gelecek beklemek aşırı iyimserlik olur. Haydi, şimdi 19 Mayıs’ı kutlayabilirsiniz...



 

Göynük Gazetesi'nde yayımlanan köşe yazıları, yazarlarının kişisel görüşlerini yansıtmaktadır.
Her köşe yazısı yalnızca yazarı sorumluluğundadır ve Göynük Gazetesi'nin kurumsal görüşünü temsil etmez.
Yazılarda dile getirilen fikir, eleştiri ve değerlendirmeler, düşünce özgürlüğü çerçevesinde yayımlanmaktadır.

Yorum yazın

Yorum yazmalısınız
İsim yazmalısınız
Doğru bir email yazmalısınız
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmayacaktır.