30 AĞUSTOS'UN GÜR SESİ

30 AĞUSTOS'UN GÜR SESİ
Paylaş
  • Linkedin
  • Pinterest
  • Whatsapp
  • Telegram
  • Reddit
A+ A-

Her milletin tarihinde dönüm noktaları vardır. Ağustosların Türk tarihindeki varlığı gibi… Bizim için 30 Ağustos, sadece askeri bir zaferin değil, aynı zamanda millet olma iradesinin tescilidir. 26 Ağustos’ta Dumlupınar’dan göğe yükselen top sesleri, aslında Anadolu’nun kurtuluşu ve adeta yeniden doğuşunun simgesiydi. Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları, bağımsızlığımızı sadece savaşla değil, akıllave inançla da kazandı. Bu topraklarda hür yaşama iradesi, işte o gün, “Ya istiklal ya ölüm!” şiarıyla mühürlendi.

Bugün 30 Ağustos’u kutlarken, ne yazık ki kimi zaman ironik bir manzarayla karşılaşıyoruz. Minberlerden yükselen hutbelerde, şehitlerimize dualar edilirken, bu zaferin başkomutanı Atatürk’ün ve silah arkadaşlarının isimleri anılmaz oldu. Sanki o büyük zafer gökten zembille inmiş, ordunun başında bir komutan yokmuş, milletimizin önünde yol gösteren bir önder hiç olmamış gibi… Hutbelerde “ecdadımız” denilse de o ecdadın inisiyatif alabilme cesareti göstermiş en gür sesi olan Mustafa Kemal’in adı her ne hikmetse dudaklara değmez.

Oysa aynı hutbelerde şükranla andığımız nice isim sıralanırken, biz bu topraklarda özgürce o hutbeyi dinleyebiliyorsak, bunun ilk sebebi o 30 Ağustos’ta elde edilen zaferdir. Namazlar huşu içinde kılınabiliyorsa, bayrağımız minarelerde dalgalanabiliyorsa, İslam coğrafyasındaki tek örnek olan 5 vakit ezan sesi susmuyorsa, işte bunun teminatı o kahramanlardır. Ne gariptir ki, her yerde izi olan Mustafa Kemal’in adı, minberlerde yankılanmıyor.

Elbette millet unutmuyor. Meydanlarda, caddelerde, evlerin balkonlarında dalgalanan bayraklar, halkın vicdanının hutbesidir. O hutbede Atatürk de var, Fevzi Paşa da var, Kazım Karabekir Paşa da var, İsmet Paşa da var, adsız kahraman Mehmetçik de var. Çünkü milletimiz biliyor ki, 30 Ağustos sadece askeri bir zafer değil, geleceğe bırakılmış bir bağımsızlık mirasıdır.

Bugün çocuklarımızın okul yolunda başı dik yürüyebilmesi, gençlerimizin zor da olsa hayal kurabilmesi, bizlerin görece özgür ve korkusuzca yazabilmesi gibi yüzlerce güzel şey hep o günün mirasıdır. Bu yüzden 30 Ağustos’un anlamını kavramak, onu sıradan bir tatil günü değil, bir şuur günü olarak yaşamak zorundayız.

Dolayısıyla kutlu olsun 30 Ağustos Zafer Bayramı! Hutbelerde adı anılsın ya da anılmasın; gönüllerden Mustafa Kemal Atatürk’ü çıkarabilmek imkansızdır. Zira insanımızın gönül minberinden o Mustafa Kemal’in sesi, Anadolu’nun dört bir yanında hâlâ yankılanmaktadır. Unutulmasın ki zaferleri onu kazananlar kutlar!

Göynük Gazetesi'nde yayımlanan köşe yazıları, yazarlarının kişisel görüşlerini yansıtmaktadır.
Her köşe yazısı yalnızca yazarı sorumluluğundadır ve Göynük Gazetesi'nin kurumsal görüşünü temsil etmez.
Yazılarda dile getirilen fikir, eleştiri ve değerlendirmeler, düşünce özgürlüğü çerçevesinde yayımlanmaktadır.

Yorum yazın

Yorum yazmalısınız
İsim yazmalısınız
Doğru bir email yazmalısınız
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmayacaktır.