VİZYON MESELESİ

VİZYON MESELESİ
Paylaş
  • Linkedin
  • Pinterest
  • Whatsapp
  • Telegram
  • Reddit
A+ A-

2001 yılıydı. Askerlik görevimi henüz tamamlayıp memleketim olan Bolu’ya dönmüştüm. 1999 yılındaki 2 büyük depremden Gölcük merkezli olanına henüz acemi birliğime teslim olmadan, Düzce merkezli olanına da daha 2 aylık askerken usta birliğinde yakalanmıştım.

18 ay süren azap verici bir sürecin ardından kafayı sıyırmadan, kazaya ve disiplin problemlerine bulaşmadan askerlik görevimi tamamlayıp Bolu’ya döndüğümde şahit olduğum manzara deprem yaralarını sarmaya çalışan küçük bir kentte zaten kırılgan olan ortamın iyiden iyiye sessizliğe dönüşmüş olduğuydu.

Ülkenin  iki büyük deprem sonrası kendini toparlamaya çalıştığı bu dönemde bir de anayasa kitapçığı krizi ile sarsılması sonucu pamuk ipliğine bağlı olan ekonomik dengeler tepetaklak oldu. Eğreti biçimde başlangıcını yaptığım ve askerliği tamamlar tamamlamaz daha sağlam biçimde inşa etmeyi planladığım kariyer hayatım maalesef patlayan ve gitgide derinleşen ekonomik kriz ile birlikte işsizlik duvarına tosladı.

Bolu’daki kalıcı deprem konutlarının yüklenici firması olan INVESCO adlı şirketin, kurduğu SCADA sistemini işletmek üzere teknik personel istihdam edeceğini öğrenmem de bu döneme rastlar. Şirketin alt yüklenicilerinden Eskan adlı şirket bünyesinde ben ve bir başka arkadaşım çalışmaya başladık.

SCADA Supervisory Control and Data Acquisition(Denetleyici Kontrol ve Veri Toplama) kelimelerinin baş harflerinden türetilmiş bir terimdi ve Bolu kalıcı deprem konutlarının elektrik altyapısı bu sistem ile kontrol ve kumanda edilmekteydi.

Bu sistem ile uzaktan kumandalı şalterler, kesici ve ayırıcılar ile sokak aydınlatmalarına tek bir merkezden bilgisayarla kumanda edilmekteydi. Sahadaki yüzlerce analizör cihazı da 1-1,5 dakikalık periyodlarda sistemden elde edilen onlarca elektriksel veriyi fiberoptik kablolarile merkezdeki bilgisayarlara ulaştırıyor, gerektiğinde geriye dönük olarak bu verilerdeki sıra dışı değişimlerle tüm elektriksel altyapı içerisindeki dalgalanmalar ve kayıp – kaçak durumları anlık olarak tespit edilebiliyordu.

Sistem o denli ayrıntılı düşünülmüştü ki abonelerin bağlatacakları haberleşmeli sayaçlar ile sahada hiçbir şekilde mesai harcamadan, ofis ortamında sayaç okuma ve faturalandırma yapılabilecek durumdaydı.

Bir kez daha tekrar edeyim; sene 2001 idi. Ne internet ne de yapay zekâ bugünkü kadar gelişmiş değilken böyle bir altyapı oluşturulmuştu. Heyhat! Maalesef ki bu teknolojiye ayak uyduramayacak kadar sığ, statüko, mevzuat ve bürokrasi bağımlısı yöneticiler işin başındaydı. Ne o dönemki il müdürü ne de başmühendis olan kişi, bu teknolojik altyapının önem ve ciddiyetini kavrayamadılar. Allah var, SEDAŞ’ın o dönemde Genel Müdürlüğünü yapan Nusret Alemdaroğlu, Bolu’da iş başında olanlarla taban tabana zıt ölçüde vizyon sahibi ve bu teknolojik altyapıyı özümsemiş bir yöneticiydi. Bir liderdi.

Sık sık resmi ya da özel grupları Bolu Kalıcı KonutlarıElektrik SCADA Merkezi’ne getirir ve teknisyen arkadaşım ile bana sistemin brifingini verdirirdi. Ancak Bolu il müdürlüğünde iş başında olan vizyonsuz yöneticiler ilk hatayı haberleşmeli sayaçların abonelere pahalı geleceğinden hareketle eski sayaçların tesisatlara bağlanabileceği yönünde karar vermekle yaptılar. Üç fazlı olarak tasarlanmış tesisatlara tek fazlı sayaçlar mı bağlanmadı, dijital yerine mekanik sayaçlar mı bağlanmadı… Bu gözler neler gördü neler.

INVESCO şirketinin yetkilisi olan rahmetli Yüksek Mühendis Şener Korsu, çok yırtındı ama bizim vizyonsuzları bir türlü ikna edemedi. Korsu’nun, ulusal bir haber kanalına verdiği mülakatta belirttiği şeyler özetle şöyleydi:

Bilgisayarlı sistemle kaçak elektrik kullanımının kalıcı konutlarda yüzde 3-5’lere kadar düşüreceklerini belirten Korsu, “Bu sistem sayesinde elektrik kesintisi yaşanmayacak, elektrik şebekelerindeki arızalar anında tespit edilecek” dedi. Korsu, kalıcı konutlarda oturacak depremzedelerin sayaçlarına yerleştirilecek cihazlarla konutlardaki kaçak elektrik kullanımının daha girişim aşamasında tespit edileceğini de kaydetti. Şener Korsu, kaçak elektrik kullanım bedelinin ülke genelinde 500 trilyon liraya ulaştığını kaydederek, “Bizim kurduğumuz bu sistem Türkiye genelinde yaygınlaştırılırsa kaçak elektrik kullanımı da ortadan kaldırılacak” dedi. Korsu, kalıcı konutların elektrik şebekesinin 2 ayrı transformatörden beslenerek güvence altına alındığına da değinerek, olası bir arıza halinde arızanın bölgesi ve cinsinin anında tespit edilerek devre dışı bırakılacağını kaydetti.

Aradan zaman geçti. INVESCO iş bitimi sistemin anahtarını SEDAŞ’a teslim edip sahadaki varlığını sonlandırdı. Genel Müdür Nusret Alemdaroğlu ve Bolu il müdürü emekli oldu, başmühendis bey de il müdürlüğüne terfi ettirildi.

Ve sonra beklenen oldu.

Çiçeği burnunda il müdürü, yıllardır bir fikir olarak tekrar ettiği “biz bu sistemi çalıştıramayız” cümlesini bu kez bir karar şeklinde ortaya koydu. O gün, aslında sadece bir sistem kapatılmadı. Bir şehrin geleceğine kurulmuş akıl, ihtimal ve emek de fişi çekilmiş bir cihaz gibi susturuldu.

Kaba bir ifadeyle “kara düzene” geri dönüldü.

Oysa toprağın altından geçen yalnızca kablolar değildi; o kablolarla birlikte akan veri, denetim ve tasarruf ihtimaliydi. Ve o gün itibarıyla, bu ihtimal de sessizce toprağa gömülmüş oldu.

O dönemin parasıyla 1 trilyon 5 milyar liraya mal olan teknik altyapı, kimsenin sahip çıkmadığı bir zekâ kırıntısı gibi kaderine terk edildi. Bugün hâlâ orada, toprağın altında; ama çalıştırılmayı beklemiyor artık. Unutulmuş olmayı kabullenmiş halde çürüyor.

Geldiğimiz noktada bu vizyonsuz yöneticilerin vicdanları rahat mı çok merak etmekteyim. Bugün hâlâ aynı zihniyetle yönetilen kaç proje daha toprağın altında çürümeye terk ediliyor, onu da bir sormak lazım. Asıl mesele teknoloji değil; onu anlayacak ve sahip çıkacak aklın eksikliği bence.

Göynük Gazetesi'nde yayımlanan köşe yazıları, yazarlarının kişisel görüşlerini yansıtmaktadır.
Her köşe yazısı yalnızca yazarı sorumluluğundadır ve Göynük Gazetesi'nin kurumsal görüşünü temsil etmez.
Yazılarda dile getirilen fikir, eleştiri ve değerlendirmeler, düşünce özgürlüğü çerçevesinde yayımlanmaktadır.

Yorum yazın

Yorum yazmalısınız
İsim yazmalısınız
Doğru bir email yazmalısınız
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmayacaktır.