BİR FİNCAN CESARET

BİR FİNCAN CESARET
Paylaş
  • Linkedin
  • Pinterest
  • Whatsapp
  • Telegram
  • Reddit
A+ A-

Benden kurtulacağınızı sandınızsa yanıldınız. 29 Haziran’da yazdığım yazı Göynük’ten ayrılış yazısıydı kabul. Ama bu demek değildir ki Göynük Gazetesi’nden de ayrılıyorum! “Gördüğüm lüzum üzerine” bırakıncaya kadar bana tahammül göstermeye devam :)

Şaka bir tarafa Göynük’ten fiilen ayrılıyor olsak da bir ayağımız buralarda olmaya devam edecek inşallah. Yani sıcak asfalt “sözü” tutulmazsa yolun halini yazmaya devam edeceğiz.

Biz valizleri toplarken Göynüklü müteşebbisler de boş durmamış. Birbiri ardına yeni yatırımlar yaparak ilçeye yeme içme konusunda birbirinden güzel mekânlar kazandırmaya başlamışlar. Açıkçası bu hareketlilik beni fazlasıyla sevindirdi.

Mesela bu yeni işletmelerden biri, büyük şehirlerde görmeye alışık olduğumuz self servis kahve anlayışını Göynük'e taşıdı. İlk bakışta küçük bir ayrıntı gibi görünebilir. Ama aslında bu, "Göynük'te de olur." diyebilen insanların çoğalmaya başladığının bir göstergesi. Bir fincan kahveden çok daha fazlası; farklı bir fikrin cesaret edip hayata geçirilmesi... Zaten bu kafeyi cesaretle hayata geçiren müteşebbisin, Göynük'teki ilk ve tek bireysel müzenin de kurucusu olduğunu söylersem, işletmenin özündeki "yenilik" fikrinin tesadüf olmadığını anlarsınız. Küçük görünen bu değişimler, aslında ilçelerin değişmeye başladığını gösteren en sessiz ama en güçlü işaretlerden biridir.

Temelde "yenilik" etiketi taşısa da  Göynük gibi gastronomi kültürü güçlü bir ilçe için bu tür girişimlerin ortaya çıkması çok da şaşırtıcı değil.

Göynük’teki bu değişim sadece kahveyle sınırlı değil. Geleneksel Göynük konaklarından birinin, bahçesi ile değerlendirilmesi fikri de en az self servis kafe kadar zekice. Aracıyla gelen konuklara park imkanı açısından biraz dezavantajlı gibi görünse de açık havada vakit geçirme, çocukları gönül rahatlığı ile serbest bırakabilme ve uygun fiyat politikası bu garden-cafe’nin öne çıkan yönleri...  

Eskiden insanlar yalnızca karın doyuracak yer arardı. Şimdi ise vakit geçirecek, nefes alacak, çocuğunu rahatça oynatabilecek mekânlar da arıyor. Bu da Göynük'teki talebin değişmeye başladığını gösteriyor.

Bir rivayete göre pizzanın ilham kaynaklarından biri Osmanlı pidesidir. Doğru mudur bilinmez ama şu bir gerçek ki bugün pizza da, hamburger de dünyanın ortak lezzetlerinden biri hâline gelmiş durumda.

Göynük de artık sadece kendi mutfağını sunmuyor; dünya mutfağından örnekleri de kendi kimliğini kaybetmeden sunabiliyor. Bu değişimin bir başka yansıması ise yönünü dünya mutfağına çeviren bir girişim olmuş. Pizza, hamburger ve benzeri lezzetleri özenli bir sunumla Göynüklülerle buluşturuyor. Güler yüzlü çalışanları, emek verildiği her hâlinden belli olan işletmesi ve ilçenin yeme içme kültüründe zaten iz bırakmış kurucularıyla, "Göynük'te de farklı mutfaklara yer var." düşüncesini başarıyla ortaya koyuyor. Çünkü bir ilçenin gastronomisi, sadece geçmişini yaşatarak değil; yeni tatlara da kapısını açarak zenginleşir.

Bir başka güzel örnek ise eski bir Göynük konağının yeniden hayat bulması. Bir zamanlar yalnızca geçmişi hatırlatan bu yapı, bugün hem müze hem de insanların oturup vakit geçirebildiği bir yaşam alanına dönüşmüş durumda. Tarihî yapıları sadece seyredilecek eserler olarak değil, yaşayan mekânlar olarak değerlendirmek, kültürel mirasa gösterilebilecek en güzel saygılardan biri olsa gerek. Üstelik şehir dışından gelen misafirleri ağırlayarak ilçe ekonomisine de önemli bir katkı sunuyor.

Üstelik görünen o ki bu hareketlilik devam edecek. Yakın zamanda başka yerler de bu zincirin yeni halkalarını oluşturacak. Bütün bunlara tek tek bakınca küçük yatırımlar gibi görünebilir. Ama hepsini yan yana koyduğunuzda ortaya çok daha büyük bir fotoğraf çıkıyor: Göynük artık yalnızca geçmişiyle övünen bir ilçe olmak istemiyor; geçmişini koruyarak bugünü de zenginleştirmeye çalışıyor. İşte asıl kıymetli olan da bu.

Buraya kadar okuduklarınız aslında kahve, pizza ya da dondurma değildi. Asıl konu, küçük bir ilçede farklı bir şey yapmaya cesaret eden insanlardı. Çünkü bir memleketi değiştiren şey sadece büyük yatırımlar değildir. Bu bazen bir fincan kahve, bazen tarihi bir konağın yeniden hayat bulması, bazen de çocuk sesleriyle dolu bir bahçe de büyük yatırımları gölgede bırakabilir. Bizlere düşen ise bu cesareti görmezden gelmek değil; iyi yapılan işi alkışlamak, eksikleri de yapıcı bir dille dile getirmektir. Zira cesaret destek gördükçe çoğalır. Göynük'ü güzelleştirecek olan ise sadece tarihi binalar değil, o binaların içine cesaretini koyan insanlardır.

Göynük Gazetesi'nde yayımlanan köşe yazıları, yazarlarının kişisel görüşlerini yansıtmaktadır.
Her köşe yazısı yalnızca yazarı sorumluluğundadır ve Göynük Gazetesi'nin kurumsal görüşünü temsil etmez.
Yazılarda dile getirilen fikir, eleştiri ve değerlendirmeler, düşünce özgürlüğü çerçevesinde yayımlanmaktadır.

Yorum yazın

Yorum yazmalısınız
İsim yazmalısınız
Doğru bir email yazmalısınız
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmayacaktır.