GÖYNÜK'Ü KİM KÖTÜLÜYOR?
- Telegram
Son zamanlarda Göynük Gazetesi'nin Instagram hikâyelerinde yer alan ve benim “Dijital Duvar” olarak adlandırdığım paylaşımlar hakkında bazı eleştiriler duyuyorum. Muhtemelen diğer köşe yazarı arkadaşlarım da bu yönde tepkiler almış olabilir.
Instagram’ın hikayeler bölümünde neredeyse virgülüne dokunmadan paylaşılan bu platformda ya da doğrudan yüz yüzeyken insanlardan duyduklarım genelde şu başlıklar:
Sürekli şikayet var.
İlçenin güzel tarafları görünmüyor.
Dışarıdan bakanlar Göynük’ü bir sorunlar yumağı olarak görüyor.
Paylaşım yapanlar arasında gereksiz tartışmalar çıkıyor.
Gazete bundan ne kazanıyor?
Aslında ilk bakışta haksız da sayılmazlar bu eleştirileri dile getirenler. Ama bu noktada şu soruyu sormak gerekiyor: Bu sorunlar konuşulmazsa ortadan kalkmış mı oluyor? Ben de isterim Göynük’ü sadece tarihi konaklarıyla, doğal güzellikleri ile, inanç turizmiyle, panayırıyla, güzel insanlarıyla anlatalım. Anlattık da nitekim. Fakat bu güzelliklerin yanında Göynük'te yaşayan insanların bozuk yollardan altyapı sorunlarına, yüksek kiralardan konut yetersizliğine kadar pek çok konuda söyleyecek sözü varsa, bunları dile getirmemek Göynük’ü daha güzel bir yer yapmaz ki! Sadece fotoğrafın sorunlu kısmını kadrajın dışında bırakmış oluruz. Diğer bir deyişle tozu, kiri halının altına süpürmüş oluruz.
Ben Dijital Duvar adını taktığım bu platformu Hyde Park’a benzetiyorum. Daha doğrusu, Hyde Park'taki Speakers’ Corner'a, yani Konuşmacılar Köşesi'ne... Bu yerde insanlar duygu ve düşüncelerini serbestçe ifade edebilmekteler. Bence bizim Dijital duvar da Göynük’ün minik Hyde Park’ı. Elbette tam anlamıyla değil ama ana fikir aynı: İnsanların söz söyleyebileceği bir alan.
İnsanların konuşabildiği yerlerde bazen gereksiz şeyler de söylenir. Ama insanların hiçbir şey söyleyemediği yerlerde yalnızca gereksiz sözler değil, gerekli sözler de kaybolur.
“İsmini açıklamak istemiyorsa neden yazıyor?” sorusuna gelirsek benim cevabım şu olur: Herkes aynı cesarete sahip değil de ondan. Bir esnaf, bir kamu çalışanı, bir öğrenci velisi ya da herhangi bir vatandaş; ismini açıkça yazdığında çeşitli sosyal veya kişisel sonuçlarla karşılaşmaktan çekinebilir. Anonim olmak her zaman korkaklık da değildir aslında. İnsanın söylemek isteyip de söyleyemediği şeyleri özgürce dile getirme yoludur da aynı zamanda.
Fakat burada şu dengeyi de kurmak çok büyük önem taşır: Anonim olmak sorumsuzluk kapısını açmamalı! İftira, hakaret ve kişisel saldırı amacı taşıyan şeyler bu özgür alanın dışında tutulmalı. Bizim Dijital Duvar örneğinde gazetemizin prensipleri doğrultusunda zaten bu tür kötü niyetli paylaşımlar editoryal düzeyde ayıklanmakta.
Hatta itiraf etmek gerekirse zaman zaman o duvara anonim olarak yorum yapanlardan biri de benim. Gazetede kendi adımla ve kendi köşemde yazdığımda daha büyük bir sorumluluk taşıdığımın bilincinde olduğumdan, bazen ben de sıradan bir vatandaş gibi gündeme taşınmış herhangi bir konu hakkında yorumda bulunma ihtiyacı hissedebiliyorum. Köşe yazarıyız diye vatandaş olmayı da bırakmadık ya!
Gelelim bu paylaşımlar gazeteye ne kazandırıyor konusuna. Her şey gazeteye para, reklam, takipçi, tıklanma sayısı gibi şeyler kazandırmak zorunda değil. Baştan beri bizi motive eden düşünce şuydu: Bir yerel gazetenin topluma kazandırabileceği en önemli şeylerden biri, insanlar arasında bir iletişim kanalı olabilmektir. Paylaştığımız haberler, yazdığımız köşe yazıları hep bu düşüncenin ürünüydü.
Dijital Duvar, gazeteye doğrudan bir maddi kazanç sağlamıyor olsa da vatandaş ile kamuoyu arasında bir kanal oluşturuyorsa, insanların “benim de bir çift lafım var” demelerine olanak sağlıyorsa bunun karşılığını sadece ekonomik ya da maddi verilerde aramak ne derece doğru olur acaba?
Göynük’ü sevmek, Göynük hakkında sadece güzel şeyler söylemek değildir. Bir insan evinin çatısı akıyorsa bunu söyler, yaşadığı ve sevdiği yerin yolu bozuksa bunu da dile getirir, sevdiği bir yerde yanlış gördüğü bir şey varsa susmaz, hatta susmamalıdır!
Çünkü eleştiri her zaman sevgisizliğin değil bazen de tam tersine aidiyetin göstergesidir. Ve bir ilçeyi kötü gösteren, onun sorunlarının konuşulması değil; o sorunların çözülmeden varlığını sürdürmesidir.

























