Batman'da Kaybedilen Sadece Üç Puan Değil
Bolu Taraftarı İç Sesi: “Sıkı Tutunun Düşüyoruz”
- Telegram
Futbolda sezonun ilk haftalarında alınan sonuçlar, çoğu zaman kesin hükümler vermek için yeterli değildir. Bir takımın gerçek gücü; kadro uyumu, fiziksel hazırlık, oyun alışkanlığı ve teknik ekibin sahaya yerleştirmek istediği sistem zaman içerisinde daha net ortaya çıkar.
Ancak bazı maçlar vardır ki skor tabelasından daha fazlasını anlatır.
Boluspor’un Batman Petrolspor deplasmanında aldığı 2-0’lık mağlubiyet de böyle bir karşılaşma olarak değerlendirilmeli. Batman Petrolspor, 17 Ağustos’ta oynanan karşılaşmada Pedrinho’nun 34. dakikadaki penaltısı ve son dakikalarda Michael Biron’un golüyle sahadan 2-0 galip ayrıldı.
Bu sonuçla birlikte Boluspor, sezonun ilk iki haftasında henüz puanla tanışamadı. Sezonun açılış maçında da sahasında Manisa FK’ya 2-1 kaybeden kırmızı-beyazlı ekip için tablo doğal olarak can sıkıcı.
Fakat burada önemli olan, iki mağlubiyetin kendisinden ziyade Boluspor’un bu sonuçlara nasıl ulaştığıdır.
Sezon öncesi tablo zaten bazı soru işaretleri taşıyordu
Boluspor yeni sezona önemli bir teknik ve kadrosal değişim süreciyle girdi.
Sezon hazırlıkları yaz başında başladı. Teknik yapılanmanın başına Daniel Farrar getirildi ve yeni teknik ekiple birlikte farklı bir futbol anlayışının temellerinin atılması hedeflendi.
Bu tür değişimler elbette zaman ister.
Bir teknik direktörün oyun anlayışının futbolcular tarafından benimsenmesi, yeni oyuncuların mevcut kadroyla uyum sağlaması ve takımın saha içerisindeki reflekslerinin oluşması birkaç hazırlık maçıyla tamamlanabilecek bir süreç değildir.
Üstelik Boluspor’un yeni sezon için belirlenen harcama limitinin 69 milyon TL olması da kulübün transfer ve kadro planlamasında belirli ekonomik sınırlar içerisinde hareket etmek zorunda olduğunu gösteriyor.
Dolayısıyla Boluspor’u, transfer piyasasında sınırsız imkânlara sahip takımlarla aynı kefeye koymak doğru olmaz.
Ancak ekonomik şartlar, sahadaki organizasyon eksikliklerini görmezden gelmek için de gerekçe olamaz.
Batman maçı ne söyledi?
Batman deplasmanında Boluspor’un en büyük problemi bana göre skor değil, oyunun kontrolünü yeterince elinde tutamamasıydı.
Deplasmanda her takımın zaman zaman zorlanması normaldir. Hele sezonun henüz ikinci haftasında, yeni bir teknik ekiple mücadele eden bir takım için deplasman atmosferi ekstra bir faktördür.
Fakat Boluspor’un bundan sonraki süreçte özellikle şu sorulara cevap vermesi gerekiyor:
Takım topa sahip olduğunda ne yapmak istiyor?
Rakip baskı yaptığında nasıl çıkacak?
Gerideyken oyunu nasıl hızlandıracak?
Gol bulması gerektiğinde hücum planı nedir?
Ve belki de en önemlisi: Bu takımın sahadaki kimliği nedir?
İlk iki haftanın ardından bu soruların tamamına net cevap vermek henüz mümkün değil.
Zaten sezonun bu kadar erken bölümünde kesin hüküm vermek de doğru olmaz.
Ama alarm zillerinin çalması için ligin 10. haftasını beklemek de yanlış olur.
Boluspor’un zamana değil, zamana paralel puana ihtiyacı var
Yeni bir takımın oturması için zaman gerekir.
Fakat profesyonel futbolda zamanın da bir maliyeti vardır.
Boluspor’un ilk iki haftada puansız kalması, sezonun bittiği anlamına gelmiyor. Önünde uzun bir maraton var. Üstelik fikstür de henüz başındayken telafi imkânı oldukça yüksek.
Ancak her hafta “takım daha yeni kuruluyor” demek de bir süre sonra geçerliliğini kaybeder.
Çünkü sezon ilerledikçe puanların değeri artacak, rakiplerin oyun seviyeleri oturacak ve hedefler daha belirgin hale gelecek.
Boluspor’un bu nedenle özellikle önümüzdeki birkaç haftayı bir adaptasyon dönemi olarak değerlendirmesi gerekiyor.
Bu süreçte sadece sonuç değil, oyunun gelişimi de takip edilmeli.
Taraftarın beklentisi ile gerçekçilik arasında bir denge gerekiyor
Boluspor taraftarının başarılı bir sezon istemesi son derece doğal.
Ancak taraftarın beklentisi kadar kulübün gerçekleri de hesaba katılmalı.
Yeni teknik ekip, değişen kadro yapısı, ekonomik sınırlar ve henüz oturmamış oyun planı birlikte düşünüldüğünde Boluspor’un bugün itibarıyla “kesin şampiyonluk adayı” ya da “küme düşme adayı” şeklinde etiketlenmesi doğru değildir.
İki haftalık performans üzerinden sezonun tamamına ilişkin hüküm vermek futbolun doğasına aykırıdır.
Ama aynı şekilde iki mağlubiyeti “nasıl olsa daha çok maç var” diyerek küçümsemek de doğru değildir.
Doğru yaklaşım ikisinin tam ortasında duruyor:
Panik yok, rehavet de yok.
Batman Petrolspor’u da hakkını vererek değerlendirmek gerekiyor
Boluspor’un mağlubiyetini değerlendirirken Batman Petrolspor’un performansını göz ardı etmek de objektif olmaz.
Ev sahibi ekip kendi sahasında oyunun kritik anlarını daha iyi yönetti. Penaltıyla öne geçtikten sonra avantajını korudu ve karşılaşmanın son bölümünde farkı ikiye çıkararak maçı tamamen kontrol altına aldı.
Futbolun önemli gerçeklerinden biri de budur:
Bazen iyi oynamaktan çok, kritik anlarda doğru kararları veren takım kazanır.
Batman Petrolspor bunu yaptı.
Boluspor ise özellikle gol aradığı bölümlerde istediği üretkenliği ortaya koyamadı.
Şimdi asıl mesele ne?
Asıl mesele Batman’da alınan 2-0’lık mağlubiyet değil.
Asıl mesele, Boluspor’un bu mağlubiyetten sonra ne yapacağı.
Teknik ekip oyunun hangi bölümünde sorun olduğunu doğru tespit edebilecek mi?
Transfer gerekiyorsa doğru bölgelere takviye yapılabilecek mi?
Mevcut futbolcuların performansı yükseltilebilecek mi?
Ve en önemlisi, takımın oyun kimliği birkaç hafta içerisinde belirginleşecek mi?
Bu soruların cevapları Boluspor’un sezonunu şekillendirecek.
Çünkü 1. Lig uzun bir maraton. Bir takım iki haftada hedefinden kopmaz; fakat iki haftada ortaya çıkan problemlere çözüm üretemezse ilerleyen haftalarda bunun bedeli ağırlaşabilir.
Son söz
Boluspor için bugün yapılması gereken şey ne büyük bir karamsarlık yaratmak ne de sorunları görmezden gelmek.
Sezonun ilk iki haftası kırmızı-beyazlı ekip açısından beklentilerin altında geçmiştir. Bu, açıkça ifade edilmesi gereken bir gerçek.
Ancak sezon henüz çok uzun.
Boluspor’un önünde kendisini toparlayabileceği, oyununu geliştirebileceği ve puan kayıplarını telafi edebileceği yeterli bir zaman var.
Bunun için öncelikle sahadaki futbolun netleşmesi gerekiyor.
Taraftarın görmek istediği yalnızca mücadele eden bir takım değil; ne yaptığını bilen, oyun planı olan, geriye düştüğünde reaksiyon gösterebilen ve kazanmayı alışkanlık haline getirmeye çalışan bir Boluspor.
Batman deplasmanı bu açıdan bir son değil, bir uyarıdır.
Şimdi top teknik heyette, yönetimde ve futbolcularda.
Çünkü sezonun ilk iki haftası kaybedildi.
Ama sezon henüz kaybedilmiş değil.

























