Medeniyetin Sessiz Tanığı

Medeniyetin Sessiz Tanığı
Paylaş
  • Linkedin
  • Pinterest
  • Whatsapp
  • Telegram
  • Reddit
A+ A-


Kayaların sustuğu yerde tarih konuşur
Göynük’ün tarihini sadece Osmanlı konaklarıyla başlatanlar eksik anlatır. Çünkü bu topraklarda zaman, görünen ahşaptan çok daha derine, kayaların hafızasına kadar iner.
Göynük’e bağlı Germönözü köyünün kayalarına dikkatle bakıldığında, suskun taşların aslında konuştuğunu fark edersiniz. Kayalara oyulmuş mezarlar, binlerce yıl öncesinden bugüne kalan sessiz tanıklardır. Bu izler, Anadolu’nun kadim uygarlıklarından Frigler’e kadar uzanır.
Frigler…
M.Ö. 8. yüzyılda Anadolu’da güçlü bir kültür kuran, kayalara anıtlar işleyen bir medeniyet. Başkentleri Gordion olan bu uygarlığın etkisinin Göynük topraklarında görülmesi tesadüf değildir. Çünkü Göynük, tarih boyunca yolların kesiştiği, kültürlerin birbirine değdiği bir coğrafya olmuştur.
Bu topraklar Frig’i gördü.
Roma’yı gördü.
Bizans’ı taşıdı.
Selçuklu ile şekillendi.
Osmanlı ile kök saldı.
Özellikle Akşemseddin’in burada yaşamış ve burada medfun olması, Göynük’ü yalnızca tarihî değil, manevi bir merkez hâline getirmiştir. Fatih Sultan Mehmet’in hocasının bu topraklarda iz bırakmış olması, Göynük’ün ilimle ve irfanla anılmasının en güçlü sebeplerindendir.
Bugün sokaklarında yürürken gördüğümüz konaklar, camiler ve dar taş yollar; aslında bir devamlılığın sembolüdür. Göynük’ün tarihi kesintiye uğramamış, katman katman birikmiştir. Her medeniyet bir iz bırakmış; ama hiçbiri bu toprağın karakterini silememiştir.
Ve asıl mesele tam da burada başlıyor.
Biz, binlerce yıllık bir hafızanın üzerinde yaşıyoruz.
Frig’in kayaya işlediği sabırla, Osmanlı’nın ahşaba verdiği estetikle, ilmin ve emeğin biriktiği bir zeminde duruyoruz.
Peki biz bu mirasa ne katıyoruz?
Göynük sadece geçmişle övünülecek bir şehir değildir.
Göynük, geçmişine layık olunması gereken bir emanettir.
Taş konuşur, tarih konuşur…
Ama en çok da sahip çıkanlar konuşur.
Eğer bu toprakların kıymetini bilmezsek, bir gün kayalar yine susar.
Ve biz sadece hatıraları anlatan bir nesil olarak kalırız.
Göynük’ün tarihi derindir.
Mesele o derinliğe ne kadar inebildiğimizdir.

Göynük Gazetesi'nde yayımlanan köşe yazıları, yazarlarının kişisel görüşlerini yansıtmaktadır.
Her köşe yazısı yalnızca yazarı sorumluluğundadır ve Göynük Gazetesi'nin kurumsal görüşünü temsil etmez.
Yazılarda dile getirilen fikir, eleştiri ve değerlendirmeler, düşünce özgürlüğü çerçevesinde yayımlanmaktadır.

Yorum yazın

Yorum yazmalısınız
İsim yazmalısınız
Doğru bir email yazmalısınız
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmayacaktır.