Bir Milletin Dirilişi

Bir Milletin Dirilişi
Paylaş
  • Linkedin
  • Pinterest
  • Whatsapp
  • Telegram
  • Reddit
A+ A-

Tarih, yalnızca geçmişin kronolojik bir sıralaması değildir. Milletlerin kaderini belirleyen dönüm noktaları vardır; işte 30 Ağustos 1922, Türk milletinin yeniden doğuşunun, bağımsızlık aşkının ve hürriyet iradesinin sembolüdür.

Birinci Dünya Savaşı’nın ardından imzalanan Mondros Mütarekesi ile orduları dağıtılan, toprakları işgal edilen bir millet düşünün. İstanbul’da saray suskun, Anadolu’da ise çaresizlik hâkim... Umutlar tükenmiş, milletin bağımsızlığı ellerinden alınmak istenmişti. İşte tam da o günlerde, içinden çıkılmaz gibi görünen karanlık bir tabloya bir ışık doğdu: Gazi Mustafa Kemal Paşa ve arkadaşları, Türk milletine yeniden bir istiklal yolculuğu başlattılar.

Bu yolculuğun en büyük durağı, 30 Ağustos 1922’de kazanılan Büyük Zafer’dir. Büyük Taarruz, 26 Ağustos sabahı Afyon’un Kocatepe’sinden başladı. Her biri yorgun, aç ama iman dolu askerler, “Ya istiklal ya ölüm!” diyerek düşmanın üzerine yürüdü. Tam dört gün süren bu destansı mücadelenin ardından 30 Ağustos günü, Dumlupınar’da zafer kazanıldı. Bu zafer, yalnızca bir askeri başarı değil, milletimizin makûs talihini değiştiren bir dirilişin adı oldu.

O gün Anadolu’nun köylerinden, yaylalarından, bağlarından kopup gelen Mehmetçikler; çarığını dahi bulamayan analar, kağnısıyla cepheye mermi taşıyan Şerife Bacılar; sırtındaki yorganı evladına sarıp, vatanı için gözünü kırpmadan mücadele eden nineler... Hepsi bu büyük destanın kahramanlarıydı. Zafer, yalnızca süngüyle değil, sabırla, inançla, fedakârlıkla kazanıldı.

Ve işte bu destanın ardından Göynük, tarihe ayrı bir not düştü. Çünkü Zafer’in ilk anıtı olan Zafer Kulesi, bu topraklarda yükseldi. Cumhuriyetin ilanından bile önce, 1923 yılında inşa edilen Zafer Kulesi, sadece Göynük’ün değil, bütün milletin gururudur. Bu kule, 30 Ağustos’un unutulmaz izlerini taşır. Göynük’ün evlatları, Kurtuluş Savaşı’nda canla başla mücadele etti, cepheye koştu; Göynük halkı, elindekini avucundakini vatan için seferber etti. Bugün Zafer Kulesi’ne baktığımızda, sadece bir taş yığını görmeyiz; milletimizin bağımsızlık iradesini, şehitlerimizin hatırasını görürüz.

Peki, 30 Ağustos bize bugün ne anlatıyor? Zaferin üzerinden tam 102 yıl geçti. Bugün tankların, topların yerini teknoloji aldı; savaş meydanlarının yerini ekonomi, diplomasi ve bilim aldı. Ama unutmayalım ki bağımsızlık, hâlâ korunması gereken en değerli hazinemizdir. Atalarımızın kanıyla yazdığı bu destanı bizler, çalışarak, üreterek, birlik ve beraberlik içinde yaşayarak koruyacağız.

30 Ağustos, sadece geçmişi anmak değildir; geleceğe dair bir yol haritasıdır. Bizi biz yapan değerleri unutmadan, Cumhuriyetimizin temellerine sahip çıkarak, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün “en büyük eserim” dediği Cumhuriyet’i sonsuza dek yaşatmak hepimizin görevidir.

Bugün gökyüzünde dalgalanan al bayrağımıza baktığımızda, o bayrağın rengini veren şehitlerimizi unutmayalım. Onlar ki, biz özgür yaşayalım diye canlarını seve seve verdiler. Bizlere düşen ise bu emaneti korumak, ülkemizi her alanda daha ileriye taşımaktır.

Göynük’ün Zafer Kulesi’nden, Anadolu’nun dört bir yanına yayılan bir mesaj var: “Bu topraklar kolay kazanılmadı; kolay kaybedilmez!”

30 Ağustos Zafer Bayramımız kutlu olsun. Ne mutlu Türk’üm diyene!

Göynük Gazetesi'nde yayımlanan köşe yazıları, yazarlarının kişisel görüşlerini yansıtmaktadır.
Her köşe yazısı yalnızca yazarı sorumluluğundadır ve Göynük Gazetesi'nin kurumsal görüşünü temsil etmez.
Yazılarda dile getirilen fikir, eleştiri ve değerlendirmeler, düşünce özgürlüğü çerçevesinde yayımlanmaktadır.

Yorum yazın

Yorum yazmalısınız
İsim yazmalısınız
Doğru bir email yazmalısınız
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmayacaktır.