Bir Direğin Gölgesinde Unutulan İlçe
- Telegram
Sedaş’ta yirmi yıl…
Bir ömür gibi geçti.
Yemek yediğimiz, çalıştığımız, ter döktüğümüz o yerler, şimdi ardımızda birer hatıra gibi duruyor. Ama bu satırları yazmak da boynumuzun borcu… Çünkü bu sahipsiz ilçenin her geçen gün biraz daha görmezden gelinmesi içimizi acıtıyor. Göynük gibi yıllardır devletine sadakatle hizmet eden bir ilçenin hâlâ 1980’lerden kalma elektrik şebekesiyle ayakta durmaya çalışması hangi vicdana sığar?
Düşünün…
Dışarıya attığınız bir odun beş yılda çürürken, bu ilçenin dağlarında, köylerinde 40 yılın direkleri hâlâ ayakta görünüyorsa, o direkler mucizeyle değil, kaderine terk edilmişlikle ayakta kalıyor demektir.
Bir direk devriliyor, yangın çıkıyor, suçlu kim?
İşçi.
Ama o hattı yenilemeyen Sedaş, denetlemeyen Tedaş nerde?
Vatandaşın derdi var, ışığı yanmıyor, teli kopmuş, direği çürümüş…
Ama çözüm yok.
“Git Mudurnu’ya, git Bolu’ya” deniyor.
Bu mudur hizmet anlayışı?
Bu mudur vatandaşına değer vermek?
Bu insanlar bu zulme daha ne kadar reva görülecek?
Sorunları çözmek yerine personel çıkarmakla, yılların emeğini kapı önüne koymakla hangi ilerlemeden söz edilebilir?
Yirmi yaşında gir, kırkında “hadi güle güle” denilsin…
Tecrübenin, emeğin, alın terinin kıymeti bu kadar mı ucuz?
Hem vatandaşa hem çalışana yapılan bu haksızlık artık son bulmalı.
Göynük’ün de, bu ülkenin her köşesinde alın teri döken emekçilerin de bir sahibi olmalı.
Sahipsiz bırakılan bu topraklara, bu insanlara artık sahip çıkılmalı.
Çünkü unutmayalım:
Bir direk çökerse sadece hat değil, bir ilçenin umudu da kararır.
Not:
Bu yazı bir başlangıç…
Önümüzdeki yazı dizisinde bu konunun perde arkasını, yıllardır çözülmeyen sorunların nedenlerini ve vatandaşın sesi olamayan yönetim anlayışını tek tek ele alacağız.
Çünkü susmak, bu adaletsizliğe ortak olmaktır.




















