Şebekeyi Emeğin Sırtına Yıkanlar Fatura Vatandaşa, Yük Direğe Çıkana.
- Telegram
Yağmur, çamur, kara kış… İnsan nefes almaya çalışırken bile üşürken, elektrik direklerinin altında bir avuç insan vardır; ne gündüzü bilirler ne geceyi. Onlara bir isim verilir: Arıza ekipleri. Sanki sadece kablo tamir ederler; oysa çoğu zaman canlarını, ailelerini, uykularını, sağlığını riske atarlar. Çünkü o direğin tepesine çıkarken ellerinde sadece pense yok; fedakârlık, sorumluluk, risk ve emek var.
Ne zaman ki hava biraz güzelleşir, güneş ortaya çıkar, her şey “güllük gülistanlık” görünür… İşte o zaman başka bir isim devreye girer: Ücret kalemi.
Aynı insanlar bu kez maliyet görür, fazlalık sayılır, “personel azaltma” planlarının satır aralarında kaybolurlar. Mevcut personel zaten yetersizken, bir de eksiltmeye gidilir. Çünkü önemli olan vatandaş değil; kasaya yazılan rakamdır.
Bir köylünün kümesine yıldırım düşer, hayvanlar ölür. Direk devrilmiştir, sebep açıktır. Ama yanıt nettir:
“Jeneratör alsaydı!”
Peki soralım o zaman:
Bir odun kesildikten sonra dış ortamda kaç yılda çürür?
Bir demirin arazi koşullarındaki ömrü nedir?
Alüminyum iletken dış hava şartlarında kaç yıl dayanır?
Kısa devre akımlarına maruz kalan hatlar kaç yıl ömrünü korur?
Cevabı fizik verir, mühendislik verir, bilim verir. Fakat bu şebekeyi 40 yıldır yenilemeyen, yatırım yapmayan anlayış başka bir şey söyler:
“Vatandaş suçlu, tüketici suçlu, abone suçlu!”
Aynı kurum reklamlarında parlatılmış görüntülerle “kamu yararına çalışan” bir işletme gibi sunulur. Yersen…
Geçtiğimiz günlerde bir fotoğraf karesi paylaştılar. Kendi sayfalarında 3. olmuş bir yarışma fotoğrafı…
10 kişi bir direği elle dikiyor.
Bu kareyi övünçle paylaşıyorlar.
Oysa gerçek tam tersidir:
Bu kare, “makine yok”, “altyapı yok”, “yatırım yok” demenin belgesidir! Bir fotoğrafla kendi yatırımsızlıklarını övüyorlar.
SEDAŞ reklam yapıyor, elektrik direğini insan gücüyle diken fotoğrafı pazarlıyor.
Ama aynı SEDAŞ, vatandaşın kümesine düşen direğin faturasını yine vatandaşa kesiyor.
Arıza personeline gelince? Kışa yaz demeden direğe çıkınca kahraman, maliyet kalemine girince gereksiz emek!
İşte bütün mesele bu:
Geliri gören göz, vatandaşın derdini görmüyor.
Görmezden gelinen tek şey şebeke değil;
insan.
Son Söz
Elektrik direğini taşıyan şey alüminyum değil, emektir.
Şebekeyi ayakta tutan şey beton değil, insandır.
Ve vatandaşın ödediği fatura, bu emeğin üzerine basılarak kesiliyorsa;
oradan hizmet değil, zulüm geçer.




















