SESSİZLİĞE TERK EDİLEN ANADOLU
- Telegram
Bir insan susuyorsa, her şey yolunda olduğu için değil…
Artık anlatacaklarını anlayacak kimse kalmadığı içindir.
Anadolu bugün tam da böyle bir suskunluğun içinde.
Ne bağırıyor, ne isyan ediyor… sadece içine çekiliyor. Ve en tehlikelisi de bu zaten; alışmak.
Biz alıştık dostum…
Görmezden gelmeye, duymamaya, “bana dokunmayan yılan” demeye alıştık.
Oysa biz böyle değildik.
Bir zamanlar bir çocuğun başı okşandığında, sadece saçına değil geleceğine dokunulurdu. Bir büyüğün sözü nasihat değil, yol olurdu. Bir öğretmenin sertliği bile merhametten gelirdi. Şimdi ise ne o sözün ağırlığı kaldı, ne de o insanların kıymeti…
Saygıyı kaybettik.
Vefayı unuttuk.
En acısı da… bunu kabullendik.
Göynük’ün sokaklarını düşün…
Taşında tarih olan, duvarında hatıra duran o sokaklar artık sadece sessiz. Ne eski muhabbetler var, ne kapı önünde oturan büyükler… Herkes kendi dünyasına çekilmiş, kimse kimsenin yükünü taşımıyor artık.
Peki suç kimde?
Kolayı var…
Siyasiler der geçersin, zamana atarsın, gençliğe yüklersin… Ama gerçek bu kadar basit değil. Çünkü bu çöküş hepimizin gözünün önünde oldu ve biz çoğu zaman sadece izledik.
Bir millet değerlerini kaybederken sessiz kalıyorsa…
Asıl kayıp orada başlar.
Bugün en çok ihtiyacımız olan şey ne biliyor musun?
Ne para, ne makam, ne de kalabalıklar…
Adam gibi duran insanlar.
Sözünün arkasında duran, geçmişini unutmayan, büyüğüne hürmet eden, küçüğüne sahip çıkan insanlar…
Çünkü bir memleketi ayakta tutan beton değil, insanıdır.
Ve eğer biz hâlâ içimizde bir şeylerin eksildiğini hissediyorsak…
Henüz tamamen kaybetmemişiz demektir.
Ama şunu da unutmayalım:
Bir gün bu sessizlik bozulacak…
Ya biz konuşacağız, ya da biz sustukça bizden sonrakiler susmayı öğrenecek.
İşte o gün…
Gerçek kayıp olacak.
























