Göynük'te Ramazan: Ateşin Başındaki Sessiz Kahramanlar
- Telegram
Ramazan ayı…
Bolluk deriz, bereket deriz, paylaşmak deriz.
İftar sofralarımızı donatan sıcak pideleri konuşuruz ama o pidelerin arkasındaki alın terini çoğu zaman görmeyiz.
Göynük’te Ramazan gecesini gündüzüne katan bir kesim var: Fırın çalışanları.
Biz sahura kalkmadan önce onlar çoktan iş başında olur.
Biz iftar saatini beklerken onlar ateşin karşısında ter içindedir.
Biz ailemizle sofraya otururken, onlar yeni bir hamur daha yoğuruyordur.
Ramazan’da iş yükü artar.
Eleman eksikliği varsa yük katlanır.
Aynı insan hem hamur açar, hem fırına sürer, hem tezgâh temizler, hem satış yapar.
Mesai saatleri uzar, yorgunluk büyür. Ama çoğu zaman bu fedakârlık görünmez.
Göynük küçük bir yer.
Herkes birbirini tanır, herkes birbirinin emeğini bilir.
Bu yüzden açık konuşmak gerekir:
Yoğunluk geçicidir ama insanın sağlığı, ailesi ve emeği kalıcıdır.
Ramazan bereket ayıdır diyorsak, bu bereket sadece satışta değil, çalışanların hakkının tam verilmesinde de olmalıdır.
İşletme sahiplerine samimi bir çağrım var:
Kazancınızı büyütürken, çalışanınızın hakkını da büyütün.
Fazla mesai varsa karşılığını verin.
Yoğunluk varsa primini verin.
Yorgunluk varsa gönlünü alın.
Çünkü alın terinin karşılığı sadece teşekkür değildir.
Göynük’te iftar sofralarına gelen o sıcak pidenin içinde un kadar emek, maya kadar sabır, ateş kadar fedakârlık vardır.
Ramazan’ın gerçek bereketi; sadece kasada değil, vicdandadır.
Sessiz kahramanların sesi olmayabilir…
Ama biz yazmazsak, kim yazacak?























