Bir Defterin Hatırlattıkları – 12 Kasım Düzce Depremi'nin Yıl Dönümünde

Bir Defterin Hatırlattıkları – 12 Kasım Düzce Depremi'nin Yıl Dönümünde
Paylaş
  • Linkedin
  • Pinterest
  • Whatsapp
  • Telegram
  • Reddit
A+ A-

Bugün 12 Kasım…
Türkiye’nin hafızasında derin izler bırakan 1999 Düzce Depremi’nin yıl dönümü.
Saniyeler içinde hayatların altüst olduğu, acıların birbirine karıştığı o geceyi hatırlamak hâlâ kolay değil.
30 saniye sürdü sadece… ama o 30 saniye, bir ömürlük korkuyu bıraktı içimizde.

Köpeklerden bile korkan ben, o gün yaşadığım korkuyu hiçbir şeyle kıyaslayamam.
Böylesine bir sarsıntıyı hayatım boyunca görmemiştim.
17 Ağustos depreminde uykuda yakalandığım için fazla bir şey anlamamıştım;
sadece köydeki kerpiç evimizin duvarında asılı eski televizyon ünitesinin —şimdiki adıyla gümüşlüğün— şangırtısını hatırlıyorum.
Elektrikler kesilmiş, herkes panikle dışarı çıkmıştı.
Rahmetli Abidin eniştem pilli radyosunu açtı; sabah sekiz civarında, büyük depremin haberini o radyodan öğrendik.

Sonrasında Düzce ve Bolu’da büyük yıkım vardı.
Okullar yeniden açıldığında, Kahramanmaraş’tan gönderilen yardım kolileri dağıtılıyordu.
O kolilerden birinden bana bir defter çıktı.
Kapağının içinde, titrek bir el yazısıyla şu cümle yazıyordu:
“Geçmiş olsun, Allah yardımcınız olsun.”

O notu yazan küçük çocuğu hiç tanımadım, ama yazısını hiç unutmadım.
Belki o defter, elindeki tek şeydi.
Belki harçlığını biriktirip göndermişti.
Ama o titrek cümle, bir milletin kalbini özetliyordu.

Yıllar geçti…
Bu kez o yıkıcı deprem Kahramanmaraş’ı vurdu.
Sabah o acı haberi duyduğumda, aklıma yine o defter ve o not geldi.
Gözlerim doldu.
Bu defa elimizde, avucumuzda ne varsa o topraklara gönderen bizdik.

Depremler yıkar ama yardımlaşma bizi yeniden ayağa kaldırır.
Bir defter kadar küçük, bir yürek kadar büyük bir iyilik…
İşte bu yüzden biz hâlâ birbirimize tutunabiliyoruz.

Bugün 12 Kasım…
Düzce’nin, Bolu’nun, yüreği sarsılan herkesin yıl dönümü.
Unutmadık, unutturmayacağız.
Yaşanan acıları değil, o acıların içinden filizlenen dayanışmayı hatırlayacağız.

Göynük Gazetesi'nde yayımlanan köşe yazıları, yazarlarının kişisel görüşlerini yansıtmaktadır.
Her köşe yazısı yalnızca yazarı sorumluluğundadır ve Göynük Gazetesi'nin kurumsal görüşünü temsil etmez.
Yazılarda dile getirilen fikir, eleştiri ve değerlendirmeler, düşünce özgürlüğü çerçevesinde yayımlanmaktadır.

Yorum yazın

Yorum yazmalısınız
İsim yazmalısınız
Doğru bir email yazmalısınız
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmayacaktır.