Bir Tezgahta Göynük'ün Alın Teri
- Telegram
Bazen bir memleketin hikâyesi büyük meydanlarda yazılmaz.
Bazen o hikâye, mütevazı bir tezgâhın üzerinde sessizce durur.
Geçtiğimiz günlerde çocukları alıp kısa bir gezi yapmak için 14 Burda’ya gittik. Alışveriş merkezinin kalabalığı, insanların telaşı, vitrinlerin ışıkları… Herkes bir yerlere yetişme peşinde. Biz de çocuklarla birlikte biraz dolaşıyor, vakit geçiriyorduk.
Tam o sırada bir köşede gözüme tanıdık bir isim ilişti:
Göynük Kaymakamlığı Göynük Aile Destek Merkezi.
Bir tezgâh kurulmuştu. Üzerinde el emeği ürünler…
İğne oyaları, örgüler, küçük el işleri, kavanozlarda hazırlanan ürünler…
Ve o tezgâhın arkasında Göynük’ün emektar kadınları…
Çocuklar yanımda olduğu için yanlarına gidip uzun uzun sohbet edemedim. Ama bazen insanın bir manzaraya uzaktan bakması bile çok şey anlatır. Çünkü o tezgâhta sadece satılan ürünler yoktu.
Orada emek vardı.
Orada sabır vardı.
Orada üreten insanın onuru vardı.
Göynük, sadece tarihi evleriyle, dar sokaklarıyla, taş duvarlarıyla bilinen bir yer değildir. Göynük aynı zamanda bir kültürün, bir geleneğin ve bir emeğin adıdır.
Yüzyıllardır ayakta duran bu kasabayı ayakta tutan şey yalnızca taş binalar değildir. Bu memleketi ayakta tutan asıl güç, insanının emeğidir.
Ve o emeğin en sessiz ama en güçlü taraflarından biri de Göynük’ün kadınlarıdır.
Onlar çoğu zaman görünmezler.
Çoğu zaman isimleri yazılmaz.
Ama bir memleketin yükünü omuzlarında taşırlar.
Bir evde sabah erkenden kalkıp hayatı başlatan da onlardır.
Bir çocuğun geleceğine emek veren de onlardır.
Boş vakitlerinde üretip aile bütçesine katkı sağlayan da yine onlardır.
El emeğiyle ortaya çıkan her ürün aslında küçük bir hikâyedir.
Bir ilmeğin içinde sabır vardır.
Bir oyanın içinde zaman vardır.
Bir örgünün içinde umut vardır.
İşte o gün 14 Burda’da gördüğüm o küçük tezgâh bana tam olarak bunu hatırlattı.
Kalabalığın içinde belki birçok insan için sıradan bir satış noktasıydı o. Ama benim için öyle değildi.
Çünkü bazen küçük bir tezgâh, koca bir memleketin ruhunu anlatır.
O tezgahta sergilenen sadece ürünler değildi.
Göynük’ün emeği vardı.
Göynük’ün sabrı vardı.
Göynük’ün alın teri vardı.
Ve insan o manzaraya bakınca şunu düşünmeden edemiyor:
Bugün büyük projelerden, kalkınmadan, üretimden söz ediyoruz. Ama bazen bir memleketin gerçek gücü en gösterişsiz yerde saklıdır.
Belki bir atölyede…
Belki bir evin küçük odasında…
Belki de bir alışveriş merkezinin köşesinde kurulmuş mütevazı bir tezgahta…
Çünkü bazı tezgâhlarda sadece ürün satılmaz.
Bazı tezgâhlarda bir memleketin onuru sergilenir.
Ve o gün, o küçük tezgâhta gördüğüm şey tam olarak buydu:
Bir tezgahta Göynük’ün alın teri…
Bazı tezgâhlarda sadece ürün satılmaz…
Bazı tezgâhlarda bir memleketin alın teri sergilenir.























