Ah SEDAŞ Ah… Hesabı Kime Kestiniz?
- Telegram
Ey SEDAŞ…
Yeter artık.
Yıllarca çalıştık, emek verdik, ekmeğini yedik; sustuk.
Haksızlık gördük, sustuk.
Görmezden gelindik, sustuk.
Ama sustuk diye haklı olmaktan vazgeçmedik.
Sadece hakkımız olan, 2013 öncesi çalışmalarımızın tazminatını talep ettik diye, SEDAŞ’a açtığımız davadan doğan cezayı ödemeyi reddettiniz.
Gerekçeniz basitti:
“Bize dava açtın.”
Oysa sorulması gereken soru şuydu:
Siz hakkımızı verseydiniz, biz dava açar mıydık?
Hayır.
Bize yöneltilen suçlama neydi?
Elektrik hattından kaynaklandığı iddia edilen bir orman yangını.
Ama dosyada ne vardı?
Kesin ve tam bir ispat yoktu.
Yangının vatandaş kaynaklı olabileceği ihtimali varken,
“Ağaç hatta yakındı” denilerek sorumluluk işçiye yüklendi.
Yıl 2017.
O yıl yatırım programında olan hat yapılmadı.
Çünkü yatırım başka bölgelere kaydırıldı.
Bir düşünelim:
Yaklaşık 40 yıldır yatırım görmeden ayakta kalan bir hat.
Yıkılmamış, çökmemiş.
Sadece sahada çalışan işçinin emeğiyle ayakta tutulmuş bir şebeke.
Ama iş sorumluluğa gelince,
Göynük’ün yıllardır yapılmayan şebekelerinin hesabı garip işçiye kesildi.
Neden?
Çünkü öncelikler başkaydı.
Yatırımlar Göynük’e değil,
Bolu Merkez’e, Gerede’ye yapıldı.
Mudurnu’ya bağlı Göynük ise her zamanki gibi en sona bırakıldı.
Oysa Göynük’te ne var?
3000 kayıtlı kümes,
Onlarca işletme,
Her ay yüksek faturalar ödeyen üreticiler…
Peki bu işletmeler neden toplanıp SEDAŞ’a hesap soramaz?
Çünkü sistem buna izin vermez.
Arada yine aynı isim vardır:
İşçi.
Kurumla vatandaş arasında ezilen,
Tüketiciyle mahkeme arasında sıkışan hep aynı kişidir.
SEDAŞ köyde şebekeyi yeniler,
Ama değişmeyen, atıl direkleri bırakır.
Sonra bir olay olur…
Suçlu işçi.
Mahkeme kapılarında sürünen işçi.
Ve sonunda…
Mahkeme kararı gereği,
Orman yangınına sebebiyet vermekten 15.000 TL idari para cezası,
Üzerine mahkeme masrafları.
Şimdi soruyorum:
Bu orman yangınının asıl sorumlusu ben miydim?
Yatırımı yapılmayan hattın mı?
Kırk yıldır yenilenmeyen şebekenin mi?
Siyasi tercihlerle başka ilçelere aktarılan yatırımların mı?
Yoksa sadece görevini yapmaya çalışan bir işçi mi?
Ben ne karar verdim, ne yatırım kaydırdım.
Ben sadece,
Eksikleriyle ayakta tutulmaya çalışılan bir şebekede
emeğiyle görev yapan bir işçiydim.
Ama bedeli bana ödetildi.
Bu yazı bir isyan değil;
Bu yazı bir iftiraya cevap,
Bir vicdan çağrısıdır.
Ve son bir kez daha soruyorum:
Bu orman yangınının sorumlusu gerçekten ben miydim?





















