Akşemseddin Hazretleri: Tanımadığımız Değerimiz

Akşemseddin Hazretleri: Tanımadığımız Değerimiz
Paylaş
  • Linkedin
  • Pinterest
  • Whatsapp
  • Telegram
  • Reddit
A+ A-

Bugün size bir isim hatırlatmak istiyorum: Akşemseddin Hazretleri.
Peki biz onu nasıl biliyoruz? Sadece “İstanbul’un manevi fatihi” olarak mı? Yoksa Hacı Bayram-ı Veli’nin talebesi, Göynük’te değirmencilik yaparak geçimini sağlayan, gönlüyle ve ilmiyle halka yol gösteren bir Allah dostusu olarak mı?

Gerçek şu ki, biz kendi değerlerimizi tanımıyoruz. Daha acısı, ismini bile yanlış yazan, tarihini okumayan bir kuşak olduk. Kim ne diyorsa ona inanan, kulaktan dolma bilgilerle yetinen bir topluma dönüştük.

Oysa Akşemseddin sadece kürsüde vaaz veren biri değildi. Çeşitli otlardan ilaç yapan, insanlara şifa dağıtan bir tabipti. Yazdığı “Maddetü’l-Hayat” adlı eserinde mikrobu tarif eden ilk kişiydi. Evet yanlış duymadınız! Louis Pasteur daha dünyaya gelmeden, belki iki asır, belki dört asır önce, mikrobu tarif eden bir alim bu topraklarda yaşamıştı. Ama biz, Batı’dan çıkmış her ismi göklere çıkarırken, kendi alimlerimizi görmezden gelmeyi marifet saydık.

Bir düşünün… Akşemseddin Hazretleri Göynük’te bir değirmende çalışarak ekmeğini kazanıyordu. Yani ilim ve irfan sahibi olmasına rağmen halkın içindeydi, hayatın içindeydi. Hem geçimini sağlıyor hem de insanlara yol gösteriyordu. Çalışmayı, üretmeyi, alın terini asla terk etmiyordu. Bugün bizler masa başında oturarak çok şey bildiğimizi sanıyoruz, ama aslında hayatın içinden kopmuş durumdayız.

Soruyorum size:
Biz gerçekten Akşemseddin’i tanıyor muyuz? Yoksa sadece fetih günü yapılan dualarla hatırlayıp işin kolayına mı kaçıyoruz?

Ne yazık ki kendi tarihine yabancılaşmış bir nesil yetişiyor. Kendi alimlerini tanımayan, kendi değerlerini unutan bir toplum, başkalarının tarihini öğrenmekle övünür hale geldi. Oysa bizim asıl övüncümüz, İstanbul’un fethinde Fatih Sultan Mehmet’in yanında yer alan, hem dua eden hem de ilmiyle yol gösteren Akşemseddin gibi şahsiyetlerdir.

Akşemseddin Hazretleri bize şunu öğretiyor: İman, ilimle birleştiğinde zafer gelir.
O yüzden biz onu sadece manevi fatih olarak değil, aynı zamanda ilmin ve çalışmanın rehberi olarak tanımak zorundayız.

Bugün kendi köklerimizi hatırlamazsak, yarın hiçbir değerimiz kalmayacak. Gelin, tarihimizi sahiplenelim. Gelin, Akşemseddin Hazretleri gibi değerlerimizi yeniden tanıyalım. Çünkü başkalarının yazdığı tarihle değil, kendi değerlerimizle yükseliriz.

Göynük Gazetesi'nde yayımlanan köşe yazıları, yazarlarının kişisel görüşlerini yansıtmaktadır.
Her köşe yazısı yalnızca yazarı sorumluluğundadır ve Göynük Gazetesi'nin kurumsal görüşünü temsil etmez.
Yazılarda dile getirilen fikir, eleştiri ve değerlendirmeler, düşünce özgürlüğü çerçevesinde yayımlanmaktadır.

Yorum yazın

Yorum yazmalısınız
İsim yazmalısınız
Doğru bir email yazmalısınız
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmayacaktır.