Göynük'ün Kayalarında Kalan Aşklar
- Telegram
Aşk şimdi her yerde var gibi…
Ama gerçek aşk, bizdeydi.
Bizim zamanımızda aşk Göynük’te yaşanırdı.
Bugün haberlerde gördüm…
O meşhur kayalarda göçük olmuş.
Bir taş düşmüş diyorlar…
Ama ben öyle görmedim.
Sanki bir taş değil, bir hatıra çökmüş.
Sanki çocukluğumuzun, gençliğimizin üstüne toprak atılmış gibi…
Hey gidi günler…
O kayalar sadece taş değildi.
Bir neslin kalbini saklayan yerdi.
Orhan Çalış Yolu…
Bir yol değildi o…
Kalbimizin attığı yerdi.
Sofualı Kabristanlığı…
Sessizliğiyle bile sevdaya şahitlik eden bir yerdi.
Zafer Kulesi…
Göynük’ün tepesinde dimdik dururdu ama aslında bizim umutlarımızı tutardı.
Orası aşkların buluşma noktasıydı.
Şimdiki gençlere anlatsan inanmazlar…
Bizim zamanımızda sevda aceleye gelmezdi.
Bir yıl sadece yan yana otururduk.
Bir yıl boyunca sadece göz göze gelir, içimizden konuşurduk.
Bir yıl sonra belki el ele tutuşmaya cesaret ederdik.
Ve o el ele tutuşmak…
Dünyanın en büyük cesaretiydi.
Çünkü bizde sevgi kıymetliydi.
El değmemişti.
Duru ve tertemizdi.
Bizim gençliğimizde aldatma kelimesi bile yabancıydı.
Kimse, erkek arkadaşı olduğunu bildiği kıza yazmazdı.
Çünkü biz, başkasının sevgisine bile saygı duyardık.
Göynük’te sevda sadece kalpte durmazdı…
Ahlakta dururdu.
Edepte dururdu.
Buradan itiraf ediyorum…
O zamanlar evleri arayıp kapatanlar vardı ya…
Onlar telefon sapığı değildi.
Onlar sevdiğinin sesini duymaya hasret kalanlardı.
Bir “Nasılsın?” duymak için kalbi çarpanlardı.
İki kelam edebilmek için saatlerce cesaret toplayanlardı.
Ben şahidim…
Bizim zamanımızda sevda bile utangaçtı.
Okulda öğretmene yakalanma korkusu vardı.
Ama o korkunun içinde bile masumiyet vardı.
Okul yolunda kayanın dibine kadar beraber yürürdük…
Sonra birden önlü arkalı giderdik.
Aynı yolu yürür, aynı gökyüzüne bakar,
aynı kalbi taşırdık ama
kimse görmesin diye araya mesafe koyardık.
Çünkü biz sevgiyi saklamazdık…
Biz sevgiyi korurduk.
Göynük masal şehirdi…
Taşıyla, toprağıyla, rüzgârıyla, sokaklarıyla…
Hepsi bizim sevdamıza şahitlik etti.
Şimdi düşünüyorum da…
Belki de Göynük’ün en güzel manzarası Zafer Kulesi değildi.
Belki de Göynük’ün en güzel manzarası,
birbirine bakmaya bile kıyamayan iki gencin masumluğuydu.
Bugün 14 Şubat…
Kimisi çiçek alır, kimisi hediye alır.
Ama ben biliyorum…
Bizim zamanımızda bir bakış bile hediyeydi.
Bir selam bile bayramdı.
Bir “iyi geceler” sözü, sabaha kadar uyutmazdı.
Bizim gençliğimizde aşk gösteriş değildi.
Aşk yarış değildi.
Aşk oyun hiç değildi.
Biz sevmeyi ciddiye aldık.
Sevdayı hafife almadık.
Çünkü biz biliyorduk…
Göynük’te aşk bir kere yaşanırdı,
sonra ömür boyu taşınırdı.
Bugün o kayalar göçmüş olabilir…
Ama bizim içimizde o yollar hâlâ duruyor.
Orhan Çalış Yolu hâlâ kalbimizde…
Sofualı Kabristanlığı hâlâ sessizce hatırlatıyor…
Zafer Kulesi hâlâ uzaktan bakıyor…
Bugün 14 Şubat…
Herkes sevgiyi konuşuyor.
Ama biz biliyoruz ki;
Göynük’te aşk bir güne sığmazdı…
Çünkü bizim sevdamız takvime değil,
ömrün tamamına yazılırdı.
Göynük’ün sevdasına şahit olanlardan…























