Bizim İsmail
- Telegram
İnsanın hayatında bazı insanlar vardır…
Tanışırsın, konuşursun, yol yürürsün; ama yıllar geçtikçe anlarsın ki, aslında Allah seni o insanla bir gün için değil, bir ömür için karşılaştırmış.
Bizim İsmail de benim için, Bolu için, Göynük için böyle bir isimdir.
Ülkücü hareketin içinde tanıştık biz. Gençtik, ideal doluyduk, yüreğimizde dava ateşi vardı. O günlerde birbirimize sadece “dava arkadaşı” değil, aynı zamanda omuz veren, omuz alan dostlardık. Benim beşinci İl Ocak Başkanım oldu; mücadele içinde devirdik, devrildik ama hiç kırılmadık. Çünkü biliyorduk ki bizim yolumuz darılma değil, doğrulma yoluydu.
Sonra kader bizi parti çatısı altında buluşturdu. Biz ilçe başkanlığına geçtik, o da kendi yolunu açtı. Kader işte… Yıllar geçti, sandıklar kuruldu ve 2023 seçimlerinde Bolu’da uzun zamandır özlemini duyduğumuz o tabloyu yaşattı. Ülkücü hareket bir vekil çıkardı ama mesele sadece bir sandık başarısı değildi; mesele ortaya çıkan adamlıktı, yürekti, samimiyetti.
İsmail Akgül bugün öyle bir vekil ki…
Ne gecesi var, ne gündüzü.
Ne makamı önde, ne kibri.
Cenazede bir omuz, düğünde bir tebessüm, hastada bir dua, dertlide bir çare…
Kimse “Aradım ulaşamadım” diyemiyor, kimse “Görüşemedim” diyemiyor. Çünkü o bir şekilde yetişiyor.
Benim için en unutamadığım anlardan biri, Ocak’ta yaptığımız çocuk giydirme programıydı. Dönüşte kendi sesiyle ama sanki yılların tecrübesiyle söylemişti:
“Bu işler Allah rızası için yapılır. Korkmayın, Allah kolaylaştırır.”
Bu cümlenin içindeki samimiyet, bugün de taşıdığı yükün anahtarıdır.
Geçen gün ona sordum:
“Vekilim bu tempo çekilir gibi değil, nasıl yetişiyorsun?”
Gülümsedi…
Yorgun ama huzurlu bir gülüştü.
“Sizlerin duası sayesinde.”
dedi.
Bazen düşünüyorum da…
İnsanların hayatına dokunmak için illaki makam gerekmez. Ama bir makamı taşıyanın niyeti samimi olursa, o makama değer katan insan olur. Bugün Bolu’nun, Göynük’ün her derdinde elini taşın altına koyan biri varsa, o da bizim İsmail’dir.
Göynük küçük bir yer olabilir ama derdi, yükü, talebi büyüktür.
Yolları uzun, imkânları sınırlıdır.
Ama bugün Göynük’ün sesi Ankara’da duyuluyorsa, sorunlarımız dosyalara değil, yüreklerden geçen bir yola düşüyorsa, bunda onun emeği vardır.
Dostluğumuzdan, dava arkadaşlığımızdan öte…
Ben şuna inanıyorum:
Göynük bugün sahipsiz değildir.
Bolu bugün sessiz değildir.
Derdimizi bilen, sıkıntımızı duyan, “Ben varım” diyen bir vekil vardır.
Eleştirisi de olur, eksik kaldığı anlar da… Çünkü insanız.
Ama bir gerçeği teslim etmek boynumuzun borcudur:
İsmail Akgül bu memleket için koşuyor.
Kimi zaman kendini unutuyor, kimi zaman uykusunu, kimi zaman evini…
Ama memleket söz konusu olunca geri adım atmıyor.
Yolumuzun kesiştiği o ilk günlerden bugüne kadar duruşunu bozmayan, yük aldıkça kibri değil tevazusu büyüyen bu adamlık, değer bilmeyi hak ediyor.
Rabbim doğruların, dertlenenlerin, memleketi için koşanların yolunu açık etsin.
Biz de dua etmeye devam edelim.





















