Göynük İçin Bir Olma Vakti
Aynadaki Gerçekler ve Siyasetin Dar Kalıpları
- Telegram
Bolu Ticaret ve Sanayi Odası'nın 100. Yıl Programı'ndaydık. Bölgenin ekonomisinin, geleceğinin ve vizyonunun konuşulduğu önemli bir organizasyon... Salonda geçirdiğim süre boyunca ise bir Göynüklü olarak içimi burkan bir gerçekle yüzleştim:
Biz, Göynük'ü yeterince anlatamamışız.
O an fark ettim ki; tarihiyle, kültürüyle, manevi mirasıyla, doğasıyla ve insanıyla övündüğümüz bu kadim ilçe, ne yazık ki hak ettiği ölçüde tanınmıyor. Oysa Göynük; sadece geçmişiyle övünen bir ilçe değil, geleceği inşa edebilecek büyük bir potansiyele de sahip. Fakat biz bu potansiyeli anlatmakta, görünür kılmakta ve ortak bir değer hâline getirmekte eksik kalmışız.
Peki biz bu süre içinde ne yaptık?
Kendi içimizde tartıştık.
Küçük hesapların peşinden koştuk.
"Kimin sözü geçecek, kim öne çıkacak, kim kimi geride bırakacak?" hesaplarıyla yıllar tükettik.
Elbette siyasette rekabet olacaktır. Farklı fikirler yarışacak, farklı projeler konuşulacaktır. Demokrasinin güzelliği de budur. Ancak rekabet; ilçeye hizmeti büyütmüyorsa, sadece ayrışmayı besliyorsa, artık bunun kazananı olmaz. Kaybeden ise her zaman Göynük olur.
Bugün kendimize cesaretle şu soruyu sormalıyız:
Söz konusu Göynük olduğunda neden tek yürek olamıyoruz?
Seçimler gelir geçer...
Makamlar değişir...
İsimler değişir...
Ama Göynük'ün kaybettiği yılları geri getirmek mümkün değildir.
İlçemiz için asıl ihtiyaç duyduğumuz şey; siyasi kimliklerin üzerinde bir Göynük ortak aklıdır.
Çünkü il sınırlarının dışına çıktığımızda artık parti rozetleri değil, temsil ettiğimiz memleket konuşulur. O masalarda bizi güçlü kılacak olan şey; birbirimizi eleştirmek değil, Göynük'ü birlikte savunabilmektir.
Siyasetçilerimiz, sivil toplum kuruluşlarımız, iş insanlarımız, gençlerimiz ve kanaat önderlerimiz artık aynı hedefte buluşmalıdır. Turizmimizi, yöresel ürünlerimizi, kültürel mirasımızı ve insan kaynağımızı ancak ortak bir iradeyle hak ettiği noktaya taşıyabiliriz.
Bugün Göynük'ün ihtiyacı olan şey; yeni tartışmalar değil, yeni birlikteliklerdir.
Çünkü bu topraklar, kişisel hesaplardan daha değerlidir.
Bu şehir, küçük kırgınlıklardan daha büyüktür.
Ve Göynük, hepimizin ortak evidir.
Artık herkesin aynaya bakma zamanı geldi.
Şapkamızı önümüze koyup şu soruya samimiyetle cevap vermeliyiz:
"Ben Göynük için ne yaptım, bundan sonra ne yapacağım?"
Çünkü Göynük dışarıda güçlü olursa; esnafı da kazanır, çiftçisi de kazanır, turizmi de kazanır, gençleri de kazanır.
Kısacası...
Göynük kazanırsa, hepimiz kazanırız.

























