Durulmayan Bir Kafa ve Gökkuşağı Gibi Binbir Renk Cümbüşü

Durulmayan Bir Kafa ve Gökkuşağı Gibi Binbir Renk Cümbüşü
Paylaş
  • Linkedin
  • Pinterest
  • Whatsapp
  • Telegram
  • Reddit
A+ A-

Geçenlerde memleketimizin coğrafi işaretli el sanatlarından biri olan tokalı örtmeyi sizlere tanıtmaya çalışmıştım. Gerek editörümüz Elif Hanım’ın paylaştığı fotoğraflar gerekse dokumaların kendi başına taşıdığı estetik, yazıya ayrı bir güzellik kattı. Bana da bu mutluluğun keyfini sürmek düştü.

Sizlerden gelen olumlu geri dönüşler ve mesajlar beni öylesine mutlu etti ki, eksik kaldığını düşündüğüm birkaç noktayı da eklemek istedim.

Bolu’nun Göynük ilçesinde dokuma tezgâhının başına geçen kadınlar, duygularını motiflere yansıttığında ortaya yalnızca bir kumaş değil; aynı zamanda ruh hâlini anlatan güçlü mesajlar çıkar. Tokalı örtünün alınlık dediğimiz kısmında koyu desenler varsa bu, “mutsuzum, üzgünüm” anlamına gelir. Halk arasında o kadına buna göre davranılır. Daha canlı renkler ise “mutluyum, neşeliyim” mesajı verir.

Desenlerde yüzük taşı varsa dokuyan kişinin sözlü ya da nişanlı olduğu, mezar taşı varsa matemli olduğu, asker başı motifi varsa eşinin ya da oğlunun asker olduğu anlaşılır ve toplum buna göre bir hassasiyet geliştirir. Desenler, kendi içinde bir dil oluşturur.

Elbette her yörede ve her kültürde desenlere yüklenen anlamlar değişebilir. Şu an görev yaptığım coğrafyada soğuk ve zorlu kış koşulları, insanları hem fiziksel hem de duygusal olarak epey etkiliyor. İnsanlar bu zorluklardan korunmak için çeşitli yollara başvuruyor.

Göynük şehidimiz Erdal Engin ağabeyimizin operasyonlarda taktığı kırmızı-beyaz puşiyi kafamda gördüklerinde herkes çok sevmişti. Ancak birileri bu renklerin Irak peşmerge güçleriyle ilişkilendirildiğini söylemişti. Oysa benim için kırmızı-beyaz yalnızca coşku ve aidiyet duygusu uyandırıyordu. Ne zaman o renklere baksam, bu duygu aklıma gelir oldu.

Hakkâri insanlarının yürekleri gibi rengârenk şallar ve atkılar taktığını gördükçe, hiç aldırmadan ben de onları takip etmeye, onlar gibi aksesuar kullanmaya başladım. Sonra Göynük’teki şallar geldi aklıma. “Tokalı örtmeden mi getirsem?” dedim ama bu fikir bile beni korkuttu. Fiyatı altı bin lirayı bulmuştu. En iyisi, annemin bizim için hazırladığı çeyiz sandığına yönelmekti.

Neyse… Çok gevezelik ettim. Bugün sizlere asıl olarak hayatımızdaki renklerin davranış ve tutumlarımıza etkisinden bahsetmek istiyorum.

Hayatımızdaki Renklerin Duygusal Tutumumuza Etkisi

Sabah kalktığınızda perdeleri açıyorsunuz. Oda yumuşak bir mavi tonla doluyor. Bir anda nefesiniz derinleşiyor, omuzlarınız hafifçe düşüyor.

Bu arada, maviye olan sevdamızın 1881 yılında Selanik’te açılan bir çift mavi gözle başladığını dipnot olarak eklemek isterim.

Günün başka bir saatinde kırmızı bir tişört giyiyorsunuz ve nedensiz bir enerji, hatta hafif bir heyecan dalgası hissediyorsunuz.

Bu bir tesadüf değil.

Renkler, binlerce yıldır farkında olarak ya da olmayarak duygusal durumumuzu, enerjimizi ve hatta kararlarımızı etkiliyor. Renk psikolojisi, renklerin insan duyguları, davranışları ve fizyolojik tepkileri üzerindeki etkisini inceleyen görece yeni ama hızla gelişen bir alan. Bilimsel çalışmalar hâlâ devam etse de, birçok renk için oldukça tutarlı duygusal çağrışımlar ortaya konmuş durumda.

Renk – Duygu Eşleşmeleri (Genel Kabul Gören Yaklaşım)

Mavi → Sakinlik, güven, huzur, odaklanma

Mavi, parasempatik sinir sistemini aktive ederek kalp atışını ve solunumu yavaşlatır. Bu nedenle yatak odalarında, hastanelerde ve teknoloji şirketlerinin kurumsal renklerinde sıkça tercih edilir.

Kırmızı → Enerji, tutku, uyarılma

Kırmızı, en hızlı fizyolojik tepki veren renktir. Kalp atışını, kan basıncını ve adrenalin seviyesini artırabilir. Bu yüzden acil durum işaretlerinde, spor takımlarının formalarında ve romantik akşam yemeklerinin mumlarında sıkça kullanılır (ve bazen tartışmaları da alevlendirir).

Sarı → Neşe, dikkat, zihinsel uyanıklık

Sarı, beyinde hızlı dopamin salınımına yol açabilen renklerden biridir. Ancak aşırı ve parlak tonları yorgunluk, sinirlilik ve göz yorgunluğuna neden olabilir. Dengeli kullanıldığında ise güne enerjik başlamaya yardımcı olur.

Yeşil → Denge, yenilenme, huzur, doğallık

Gözün en rahat algıladığı renk olması tesadüf değildir. Doğayı temsil ettiği için stres hormonu olan kortizolü düşürmede etkili bulunmuştur. Bu nedenle hastanelerde iyileşme sürecini destekleyen “yeşil alan” uygulamaları yaygınlaşmaktadır.

Mor → Yaratıcılık, lüks, gizem, melankoli

Mor hem çok pozitif (yaratıcılık, spiritüellik) hem de negatif (yalnızlık, keder) çağrışımlar yapabilir. Bu yüzden kullanımında doz çok önemlidir.

Siyah – Beyaz

  • Siyah: Güç, otorite, ciddiyet; bazen yas ve korku
  • Beyaz: Saflık, temizlik, sadelik; bazen soğukluk ve sterilite hissi

Önemli Bir Gerçek: Herkes Aynı Değil

Bilimsel çalışmalar, renk-duygu ilişkilerinde evrensel eğilimler olsa da bireysel farklılıkların çok büyük olduğunu gösteriyor.

  • Çocukluk anıları
  • Kültürel semboller
  • Kişisel travmalar ya da olumlu deneyimler
  • O anki ruh hâli

Tüm bunlar aynı rengin herkes üzerinde farklı hisler uyandırmasına neden olabilir.

Örneğin Türkiye’de kırmızı genellikle bayrak, aşk ve coşku ile ilişkilendirilirken; bazı Doğu kültürlerinde şans ve mutluluğun, bazı Batı bağlamlarında ise tehlikenin rengi olarak algılanır.

Günlük Hayatta Küçük Renk Deneyleri

  • Depresif hissettiğiniz sabahlar → Yumuşak sarı veya turuncu bir aksesuar deneyin
  • Gergin ve sinirliyseniz → Mavi ya da yeşil tonlarda 10–15 dakika geçirin
  • Odaklanma sorunu yaşıyorsanız → Masanıza küçük bir yeşil bitki ekleyin
  • Romantik ya da enerjik bir akşam için → Kırmızı detaylar kullanın (abartmadan)

Renkler sihirli bir değnek değil. Ancak beynimizin algı sisteminde çok erken işlenen, kelimelerden yaklaşık 200 milisaniye önce etki eden güçlü uyarıcılardır. Bu nedenle hayatımıza bilinçli renk dokunuşları eklemek, duygusal hâlimiz üzerinde küçük ama gerçek bir fark yaratabilir.

Sonuç olarak:

Renkler duygularımızı tamamen kontrol etmez, ama onları önemli ölçüde renklendirir.

Peki bugün hangi renk ruhunuza iyi geldi?

Belki de gardırobunuzu açıp küçük bir renk terapisi yapmanın tam zamanıdır.


 

Göynük Gazetesi'nde yayımlanan köşe yazıları, yazarlarının kişisel görüşlerini yansıtmaktadır.
Her köşe yazısı yalnızca yazarı sorumluluğundadır ve Göynük Gazetesi'nin kurumsal görüşünü temsil etmez.
Yazılarda dile getirilen fikir, eleştiri ve değerlendirmeler, düşünce özgürlüğü çerçevesinde yayımlanmaktadır.

Yorum yazın

Yorum yazmalısınız
İsim yazmalısınız
Doğru bir email yazmalısınız
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmayacaktır.

1 yorum yapılmış

  • Hacı sevinç (2 hafta önce)
    Helal olsun müdürüm
    0
    0
    Yanıtla