Sürüden Ayrılanı Bunalım Kapar
- Telegram
Değerli okurlar, son günlerde, özellikle bu 2026 yılına girdiğimizden beri, sosyal medyada önünüze düşmemesi imkansız olan o videoyu görmüşsünüzdür: Hani şu “nihilist penguen” dedikleri… Sürüsünü, ailesini, sıcak kalabalığı bir kenara bırakıp, o uçsuz bucaksız beyaz hiçliğe, dağlara doğru tek başına yürüyen o penguen.
Herkesin dilinde aynı romantik cümleler: “Bakın nasıl da başkaldırdı!”, “İşte birey olmak!”, “Sürüden ayrılmak, kendi yoluna gitmek ne yüce bir erdem…” Hop diye hayatımızın orta yerine soktular bu görüntüyü. Altına döşenen o duygusal müzikleri, yazılan o derin (!) felsefi metinleri okusanız, sanırsınız ki o penguen varoluşsal bir sancı çekiyor, bilgeliğe yürüyor.
Gelin biz sizinle biraz eğri oturup doğru konuşalım. Size samimi bir şey söyleyeyim mi? Ben bu videonun, tam da bugünlerde, tam da bu şekilde önümüze “servis edilmesinin” hiç de tesadüf olduğunu düşünmüyorum.
Bilimsel gözle baksanız, o hayvancağızın muhtemelen nörolojik bir sorunu var. Yön duygusunu yitirmiş, belki hasta; hayvansal bir dürtüyle ne yaptığını bilmeden ölüme yürüyor. Olayın aslı bu kadar basit ve acı. Ama bize ne anlatılıyor?
İşte asıl tehlike burada başlıyor.
Bu görüntüler üzerinden bize inceden inceye şu fısıldanıyor: “Asosyal olun. Ailenizden kopun. Çevrenizden, dostlarınızdan, sizi sevenlerden ayrılın. Alın başınızı gidin.”
Peki, o penguenin yolculuğu nerede bitiyor? Ölümle.
Amaç da bu değil mi zaten? İnsanları insanlardan koparmak… Bizi yalnızlaştırmak, o kalabalık sofraların, dost meclislerinin, aile sıcaklığının güvenli limanından çıkarıp, tek başına bir bunalımın kucağına itmek.
Bu bir saha çalışmasıdır dostlar, bu bir algı çalışmasıdır.
Çünkü yalnız insan savunmasızdır. “Sıkıldım” diyen, “Bunalıyorum” diyen herkes, o penguen gibi dağlara, uzaklara vursa kendini, sonumuz ne olur? Koca bir “insan ziyanlığı.”
İstedikleri de tam olarak bu. Herkes kendi hücresine çekilsin, herkes yapayalnız kalsın ve o yalnızlığın içinde eriyip gitsin. Bize yutturmaya çalıştıkları o “özgürlük” masalının sonu, aslında derin bir mutsuzluk çukuru.
O yüzden o duygusal müziklere, o süslü “gitmek” edebiyatına kanmayın. “Yersen” derler adama… Biz penguenin o şuursuzca gittiği yolu değil; insanlığın, toplumun, vicdanın gittiği yolu düşünelim.
Sürüden ayrılmak marifet değil; marifet, yanındakine omuz verip zorlu süreçleri birlikte atlatabilmekte.
Kalın sağlıcakla…























