GÖYNÜK’ÜN GİZLİ KAHRAMANLARIAYŞE ÜNSAL’IN 100 REŞAT ALTINLIK FEDAKÂRLIĞI

Göynüklü iş insanı Mehmet Murat Ünsal, Malazgirt Zaferi ve Büyük Taarruz’un yıl dönümünde yaptığı paylaşımda, Göynük’ün Millî Mücadele yıllarındaki rolünü ve ailesinin hafızasında yaşayan önemli bir fedakârlığı gündeme taşıdı. Ünsal, büyük anneannesi Ayşe Ünsal’ın Geyve Muharebeleri sırasında bir Kuvâ-yi Milliye subayının kurtarılması için 100 Reşat altınını verdiğini anlattı.

GÖYNÜK’ÜN GİZLİ KAHRAMANLARI
Paylaş
  • Linkedin
  • Pinterest
  • Whatsapp
  • Telegram
  • Reddit
A+ A-

 

Göynük; gizli kahraman…

Mehmet Murat Ünsal, tarihî paylaşımına bu sözlerle başlarken, 1922 yılının Türk Kurtuluş Savaşı açısından taşıdığı öneme dikkat çekti.

Ünsal’ın aktardığına göre 1922, Sakarya ve Başkomutanlık Meydan Muharebelerinin yaşandığı, Millî Mücadele’nin kaderinin belirlendiği kritik bir yıldı. Önce Sakarya ve Polatlı hattında, ardından Afyon-Kocatepe’de büyük mücadeleler verildi.

GÖYNÜK, MUDURNU VE TARAKLI’DAN GEYVE BOĞAZI’NA UZANAN MÜCADELE

Ünsal’ın paylaşımında Göynük’ün Millî Mücadele’deki rolü özellikle Geyve Boğazı üzerinden anlatılıyor.

Buna göre Mudurnu, Göynük ve Taraklı ilçelerinde toplanan Kuvâ-yi Milliye güçleri, İngiliz kontrolündeki İstanbul Hükûmetinin Osmanlı Kuvâ-yi İnzibatiyesi ile Hendek ve Geyve çevresinde toplanan Rum ve Ermeni milislerin Geyve Boğazı üzerinden ilerlemesini engellemeye çalıştı.

Bu mücadelenin, Sakarya Savaşı öncesinde kuzeyden gelebilecek desteğin önünü kesmesi açısından önem taşıdığı ifade edildi.

Ünsal, kuzeyden gelen güçlerin engellenmesiyle güneydeki Yunan birliklerinin zayıfladığını ve lojistik sıkıntılar yaşamaya başladığını belirterek, bunun ardından Millî Mücadele’de son büyük taarruz için şartların oluştuğuna dikkat çekti.

BÜYÜK TAARRUZ VE 9 EYLÜL ZAFERİ

Paylaşımında Büyük Taarruz sürecine de değinen Ünsal, Mustafa Kemal’in askerî dehasına ve İsmet Paşa ile yürütülen savaş hazırlıklarına dikkat çekti.

Büyük Taarruz’un ardından Türk ordusunun ilerleyişi sürdü ve 9 Eylül 1922’de İzmir’in kurtuluşuyla zafer taçlandı.

Ünsal’ın anlatımında, bu büyük zaferin ardından Kuvâ-yi Milliye güçlerinin ve Millî Mücadele’ye destek verenlerin zaferi büyük bir sevinçle karşıladığı belirtilirken, Göynük’te ise zaferi simgeleyecek önemli bir adım atıldı.

CUMHURİYET İLAN EDİLMEDEN ÖNCE GÖYNÜK’TE ZAFER ANITI

Ünsal’ın paylaşımındaki dikkat çekici tarihî bilgilerden biri de Göynük Zafer Anıtı.

Eylül 1922’de kazanılan zaferin ardından, dönemin Göynük Kaymakamı Mehmet Hurşit Bey’in öncülüğünde Ekim 1922’de Zafer Anıtı’nın yapımına başlandığı ve anıtın Ocak 1923’te tamamlandığı ifade ediliyor.

Bu tarih, anıtın Cumhuriyet’in ilanından önce yapılmış olması açısından ayrıca önem taşıyor.

Ünsal, Göynük’te yükselen bu anıtı, yeni Türkiye Cumhuriyeti’nin temellerine atılan sembolik bir imza olarak değerlendiriyor.

Anıtın yapımı dolayısıyla dönemin TBMM Başkanı ve Başkomutanı Gazi Mustafa Kemal’in Göynük Kaymakamı Mehmet Hurşit Bey’e bir telgraf gönderdiği de paylaşımda yer alıyor.

GAZİ MUSTAFA KEMAL’DEN GÖYNÜK’E TELGRAF

22 Şubat 1923 tarihli olduğu belirtilen telgrafta Gazi Mustafa Kemal, Göynük’te milletin zaferini temsil eden bir anıt inşa edilmesinden duyduğu memnuniyeti dile getiriyor.

Mustafa Kemal telgrafında, Göynük Kaymakamı Mehmet Hurşit Bey’in mektubunu seyahat dönüşünde aldığını belirterek, büyük ve asil milletin malı olan emsalsiz zaferi temsil eden bir anıtın Göynük’te inşa edilmesinden duyduğu memnuniyeti ifade ediyor.

Gazi Mustafa Kemal ayrıca bu kıymetli eserin meydana getirilmesine katkı sağlayanları tebrik ederek, görevlerinde başarılarının devamını diliyor.

GÖYNÜK’ÜN TARİHİ MİLLÎ MÜCADELE’DEN ÇOK DAHA ESKİ

Mehmet Murat Ünsal’ın paylaşımı yalnızca Kurtuluş Savaşı dönemini değil, Göynük’ün Türk tarihindeki daha eski yerini de ele alıyor.

Ünsal; Fatih Sultan Mehmet’in hocası Akşemseddin, Melamiliğin kurucularından Ömer Sıkkîn ve ilçenin tarihî İpek Yolu üzerindeki stratejik konumuna dikkat çekiyor.

Göynük’ün tarih boyunca önemli bir geçiş güzergâhı olduğunu belirten Ünsal, ilçenin Türk tarihinde farklı dönemlerde üstlendiği role dikkat çekiyor.

Paylaşımda ayrıca Yıldırım Bayezid’in 1399 yılında İstanbul’u ilk kuşatması sırasında, Türkleştirme amacıyla Göynük ve Taraklı’dan 600 hanenin İstanbul surları çevresine nakledildiği aktarılıyor.

Kuşatmanın başarısız olmasının ardından bu insanların Roma askerleri tarafından Mudanya ve Tekirdağ taraflarına sürüldüğü ve bugün bu bölgelerde “Göynüklü” adını taşıyan köylerin bulunduğu ifade ediliyor.

AKŞEMSEDDİN, HACI BAYRAM VELİ VE FATİH ARASINDA GÖYNÜK

Ünsal’ın paylaşımında Göynük’ün manevi tarihine ilişkin dikkat çekici bir değerlendirme de bulunuyor.

Akşemseddin’in, hocası Hacı Bayram Veli ile öğrencisi Fatih Sultan Mehmet arasında, coğrafi olarak Göynük’te yaşamayı tercih etmesine özel bir anlam yükleyen Ünsal, bunu madde ile maneviyat arasında kurulabilecek denge üzerinden yorumluyor.

Ünsal’a göre Akşemseddin’in Göynük tercihi, çağlar sonrasına denge ve tevazu mesajı taşıyor.

İstanbul ile Ankara arasında kuş uçuşu olarak önemli bir noktada bulunan Göynük’ün, bir tarafta dünyevî gücü temsil eden Fatih Sultan Mehmet, diğer tarafta manevi dünyayı temsil eden Hacı Bayram Veli arasında bir denge noktası oluşturduğunu ifade eden Ünsal, ilçenin tarihî kimliğine farklı bir perspektiften bakıyor.

TARİH KİTAPLARINDA YER ALMAYAN BİR FEDAKÂRLIK

Ancak Ünsal’ın paylaşımının en dikkat çekici bölümü, büyük tarihî olayların arasında yer alan bir aile hatırası.

Ünsal, Geyve Muharebeleri sırasında bir Kuvâ-yi Milliye subayının Osmanlı Kuvâ-yi İnzibatiyesi tarafından yakalandığını ve bu subayın kurtarılması için büyük anneannesi Ayşe Ünsal’ın 100 Reşat altınını verdiğini aktarıyor.

Şatırlar, Tömbeler ve Yağcılar ailelerinin büyüğü olarak anılan Ayşe Ünsal’ın, sahip olduğu ve mehri olarak verilen 100 Reşat altınını bir Kuvâ-yi Milliye subayının kurtarılması için ortaya koyduğu ifade ediliyor.

Bugünün insanı açısından yalnızca bir para miktarı gibi görünen 100 Reşat altınının, dönemin şartlarında bir kadın için son derece kıymetli bir güvence olduğu düşünüldüğünde, bu fedakârlığın anlamı daha da büyüyor.

Cephede silahıyla mücadele edenlerin yanında, evindeki imkânını ortaya koyan kadınların ve ailelerin de Millî Mücadele’nin görünmeyen kahramanları olduğu bir kez daha ortaya çıkıyor.

Ayşe Ünsal’ın hikâyesi de işte bu açıdan önem taşıyor.

“RUHUN ŞAD OLSUN AYŞE ÜNSAL”

Mehmet Murat Ünsal, paylaşımının sonunda büyük anneannesini şu sözlerle andı:

“Geyve Muharebelerinde bir Kuvâ-yi Milliye subayını Osmanlı İnzibatiyesinden, mehri olan 100 Reşat altınını vererek kurtaran babamın büyük anneannesi Ayşe Ünsal; ruhun şad olsun! Vatan sana minnettar…”

Bu sözler, bir ailenin hafızasında saklı kalan bir hikâyeyi yeniden gün yüzüne çıkardı.

Göynük’ün Millî Mücadele tarihine bakıldığında karşımıza yalnızca savaşlar, askerler ve komutanlar çıkmıyor.

Geyve Boğazı’nda mücadele eden Kuvâ-yi Milliye güçleri, Cumhuriyet ilan edilmeden önce yükselen Zafer Anıtı, Millî Mücadele’ye destek veren Göynüklüler ve 100 Reşat altınını bir subayın hayatı için feda eden Ayşe Ünsal…

Bütün bu hikâyeler, Göynük’ün Millî Mücadele hafızasında önemli bir yere sahip olduğunu gösteriyor.

Belki de bu nedenle Göynük’ün tarihi yalnızca anıtlarında değil, ailelerden ailelere aktarılan hatıralarda ve adı tarih kitaplarına yazılmamış insanların fedakârlıklarında yaşamaya devam ediyor.

Ayşe Ünsal’ın 100 Reşat altınlık fedakârlığı ise bu hafızanın en çarpıcı örneklerinden biri olarak karşımıza çıkıyor.


 

Yorum yazın

Yorum yazmalısınız
İsim yazmalısınız
Doğru bir email yazmalısınız
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmayacaktır.