ŞİMDİLERDE KALMAYAN...

ŞİMDİLERDE KALMAYAN...
Paylaş
  • Linkedin
  • Pinterest
  • Whatsapp
  • Telegram
  • Reddit
A+ A-

  Ekran bağımlılığı özellikle de telefona olan bağlılık insanlar arasındaki iletişimi, ilişkiyi bitiren faktörlerin en başında geliyor.  Yüz yüze bakarak konuşmak, uzun uzun cümleler kurarak meramımızı anlatmak varken, konuşan insanın ses tonunun iniş çıkışını duyarak konuşmak varken neden renkli ekranlara gözümüz kayıveriyor.  Birebir iletişim kurmaktan daha mı keyif veriyor?  Hiç sanmıyorum. Belki de bazılarımız zorunluluktan bağlanıp kalıyor ekrana.  Herkes ekranlarla o kadar iç içe ki ne yapılmak istenen hobi kalmış ne ilgi duyulan alanlar kalmış !.. İletişim yok, hobi yok, ilgi alanı yok haliyle beceri de körelmiş.  E karşıdaki insan ne yapsın, alıyor eline bir telefon söz konusu körelmiş becerilerini, uzaktan başkasının yaptığı benzer işlerle geliştirmeye çalışıyor. 

‎    Kahve diyoruz ya hep ya da kahvaltı sofraları , muhabetleilgisi var diye . Kahve yapılıyor ya da sofralar hazırlanıyor.  Ancak baş rolde yine ekran yine sosyal medya yine TV. E dayanır mı buna muhabbet!  Geçmişten bugüne ilmek ilmek işlenmiş muhabbetler 5 dakikalık ekran kaydırmayla kayıp gidiyor hayatımızdan.  Öyle üzücü öyle acınası ki insanoğlu için. “ İnsan, sosyal bir varlıktır. “ lafzını yanlış anlamış kimilerimiz.  O sosyalliği ekranlarda değil masalarımızda aramamız gerekiyor hemşehrim !..

‎    Eskiden fotoğraf makineleri vardı.  Kıymet verdiğimiz anları fotoğraflardık.  İçlerinden beğendiğimiz birkaç tanesini fotoğrafçıda çıkarttırırdık. Başka olmazdı o fotoğraflardan.  O yüzden çok kıymetli olurlardı.  Kaybolmasın, eprimesin diye üzerine titrer, fotoğraf albümüne özenle dizerdik.  Uzaktan misafirlerimiz geldiğinde de albümü çıkarır, bir taraftan çayımızı yudumlar bir taraftan fotoğraflara bakarken o ana giderdik.  Öyle samimi öyle hoş sohbetlerdi.  Şimdi herkes her şeye rahatlıkla ulaşır oldu.  Her şeyden defalarca çıkartabilir, her şeye defalarca bakabilir duruma geldik.  Bu bizim için avantaj mı dezavantaj mı? 

‎   Gelenek, görenek, kültür nesilden nesile aktarılan olgular malum.  İnsan yozlaşıyor.  İnsanlar yozlaştıkça kültür de yozlaşıyor.  Elde avuçta ne gelenek kalıyor ne görenek! Dolayısıyla nesilden nesile aktarılan sadece boş, teneke bir kumbara.  Şimdiye kadar içinde çok fazla şey birikmiş ancak şimdilerde içi boşalmış bir kumbara. Hem de içindekileri hiç acımadan bir çırpıda harcamışız.  Biriken kültür, ananeler, muhabbetler, büyük insanlar, eserler. . .  Hepsi yok olmuş.  Neden? 

‎    Bunu düzeltmek mümkün olur mu bu saatten sonra?  Bahsettiğim durumların hayatımızda hep avantaja dönüşmesini dilemekten başka elimizden bir şey gelmiyor sanırım.  He bir de bol bol okumalı, ne bulursak!  İşte o zaman şüphesiz aydınlanacağımızı düşünüyorum. 

‎Sevgiyle. . .

Göynük Gazetesi'nde yayımlanan köşe yazıları, yazarlarının kişisel görüşlerini yansıtmaktadır.
Her köşe yazısı yalnızca yazarı sorumluluğundadır ve Göynük Gazetesi'nin kurumsal görüşünü temsil etmez.
Yazılarda dile getirilen fikir, eleştiri ve değerlendirmeler, düşünce özgürlüğü çerçevesinde yayımlanmaktadır.

Yorum yazın

Yorum yazmalısınız
İsim yazmalısınız
Doğru bir email yazmalısınız
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmayacaktır.