Adalet ve Güven
- Telegram
Adalet; hepimizin bildiği gibi sadece bir zümrenin değil, tüm milletin ortak nefesidir. Onu yıpratmak, aslında herkesin yarınını zayıflatmaktır. Herkes iyi bilmelidir ki güçlü bir yargı; hâkim ve savcılardan ya da hukukçulardan çok hakkını arayan her bir ferdin güvencesidir. Bir toplumda adaletin sesi kısılırsa, en çok da masumun sesi duyulmaz olur.
Bu sebeple, yargının hiçbir etki altında kalmadan; özenle, bağımsız ve tarafsız bir şekilde hareket ettiğine dair toplumsal inanç, korunması gereken en kıymetli ortak değerdir. Zira bu inanç sarsıldığında, insanın son sığınağı olan hukuk kapısı anlamını yitirir. Hakkını orada bulamayacağına inanan birey, çareyi hukuk dışı yollarda aramaya yönelir ki bu, yalnız bireysel bir sapma değil; kamu düzeninin temelinden sarsılmasıdır.
Evrensel hukuk normları ve temel insan hakları bize şunu öğretir:
Adalet, sadece doğru karar vermek değil; o kararın, bağımsız ve tarafsız bir zeminde verildiğine dair güveni de inşa etmektir. Çünkü adaletin tecellisi kadar, adil görünmesi de zaruridir. Hukuk devleti; gücün hukuka boyun eğdiği, keyfiliğin yerini kuralların aldığı, insan onurunun dokunulmaz kabul edildiği bir düzendir. Bu düzenin ayakta kalması ise, yargıya duyulan güvenle mümkündür.
Hâkimler ve savcılar; adına yargı yetkisini kullandığı bu milletin içinden çıkan, bu toplumun değerleriyle yoğrulmuş öz evlatlardır. Elbette her insan gibi farklı düşüncelere, inançlara ve hayat tarzlarına sahip olabilirler. Ancak onların asli kudreti, tam da bu farklılıkları bir kenara bırakıp; vicdanlarını, hukukun evrensel ilkeleriyle terbiye ederek karar verebilmelerindedir. Tarafsızlık, sadece kürsüde değil; hayatın her alanında korunması gereken bir vakar meselesidir. Söylemde ve eylemde gösterilen hassasiyet, yargıya duyulan güvenin en görünür teminatıdır.
Unutulmamalıdır ki;
Adalet, teraziyi doğru tutan eller kadar, o terazinin eğrilmeyeceğine inanan yüreklerle ayakta kalır.
Ve bir toplumda herkes, hakkını korkmadan arayabiliyorsa; işte orada hukuk vardır, işte orada gerçek medeniyet başlar.
Bu yüzden yargıyı yıpratmak değil, güçlendirmek; şüpheyi büyütmek değil, güveni tahkim etmek hepimizin ortak sorumluluğudur.
Mehmet Yılmaz
H A K İ M
YARGITAY ÜYESİ
























