BİR ÖMÜR VATAN İÇİN: KIBRIS GAZİSİ ÜZEYİR KUBLAY

BİR ÖMÜR VATAN İÇİN: KIBRIS GAZİSİ ÜZEYİR KUBLAY
Paylaş
  • Linkedin
  • Pinterest
  • Whatsapp
  • Telegram
  • Reddit
A+ A-

Bazı insanlar vardır…

Onların hayatı yalnızca kendilerine ait değildir. Yaşadıkları, mücadele ettikleri, sustukları ve geride bıraktıkları hatıralar; bir köyün, bir ilçenin, hatta bir milletin ortak hafızasına dönüşür.

Bolu’nun Göynük ilçesine bağlı Arıkçayırı köyü de böyle kıymetli bir ismi bağrında taşımıştır:

Kıbrıs Gazisi Üzeyir Kublay…

Onun adı yalnızca bir nüfus kaydında, eski bir fotoğrafın arkasında ya da bir gazinin taşıdığı madalyanın hatırasında kalmamalıdır.

Çünkü gazilik, bir insanın hayat hikâyesinden çok daha fazlasıdır.

Gazilik; vatanın zor gününde öne çıkmanın, gerektiğinde canını ortaya koymanın ve yıllar geçse de o günlerin sorumluluğunu sessizce taşımaya devam etmenin adıdır.

Bir köyden Kıbrıs’a uzanan hayat

Üzeyir Kublay’ın hikâyesi, Arıkçayırı’nın mütevazı topraklarından başlayıp Kıbrıs’a kadar uzanan bir vatan hikâyesidir.

Belki o günlerde köyün yolları bugünkü gibi değildi.

Belki haberler bugünkü kadar hızlı ulaşmıyordu.

Ama vatan sevgisinin yolu hiçbir zaman uzak değildi.

Anadolu’nun nice köyünde olduğu gibi Arıkçayırı’nda da gençler, gerektiğinde “Vatan” denildiğinde geride bıraktıklarını düşünmeden yola çıkmayı biliyordu.

Üzeyir Kublay da o neslin insanlarından biriydi.

Kıbrıs’a giden yol onun için yalnızca bir görev yeri değildi.

O yol; ailesinden, köyünden ve sevdiklerinden ayrılarak bilinmeyene doğru atılan bir adımdı.

Kıbrıs Barış Harekâtı’nın zorlu günlerinde görev yapan Mehmetçiklerden biri olarak tarihin o önemli sayfasında kendi yerini aldı.

Gazilik, milletin ortak emanetidir

Gazilik yalnızca geçmişte yaşanmış bir görevin unvanı değildir. Gazilik, milletin ortak hafızasında taşınan büyük bir emanettir.

Bir gazi, vatanın bağımsızlığı ve milletin güvenliği için fedakârlık yapmış kişidir. Onun taşıdığı madalya, yalnızca kendi cesaretinin değil, milletçe sahip olduğumuz değerlerin de sembolüdür.

Gazilerimiz, savaş meydanlarında gösterdikleri kahramanlığın yanı sıra, barış günlerinde taşıdıkları hatıralarla da toplumumuza ışık tutarlar. Onların hayatları, genç nesillere vatan sevgisinin, sorumluluk duygusunun ve fedakârlığın ne anlama geldiğini anlatır.

Bu nedenle gazilerimize saygı göstermek yalnızca bir görev değil, aynı zamanda millî bir sorumluluktur.

Yıllar geçer, hatıralar kalır

Savaşlar biter.

Silahlar susar.

Cepheler geride kalır.

Ama bazı hatıralar insanın içinde yaşamaya devam eder.

Gazilerimizin taşıdığı en büyük yüklerden biri de belki budur.

Onlar yaşadıklarını her zaman anlatmazlar.

Çünkü bazı acılar kelimelere sığmaz.

Bazı geceler unutulmaz.

Bazı yüzler hafızadan silinmez.

Bazı yollar, bazı sesler ve bazı vedalar insanın ömrü boyunca yüreğinin bir köşesinde kalır.

Üzeyir Kublay’ın hayatına baktığımızda da yalnızca bir Kıbrıs Gazisi görmemeliyiz.

Arıkçayırı’nın bir evladını, Göynük’ün bir değerini ve Türkiye’nin yakın tarihine tanıklık etmiş bir neslin temsilcisini görmeliyiz.

Gazilerimize sahip çıkmak, geçmişimize sahip çıkmaktır

Gazilerimize duyduğumuz saygı, yalnızca belirli gün ve haftalarda gösterilecek bir ilgiyle sınırlı kalmamalıdır.

Onları ziyaret etmek, hâllerini hatırlarını sormak, ihtiyaçları olduğunda yanlarında olmak ve hayat hikâyelerini gelecek nesillere aktarmak hepimizin sorumluluğudur.

Çünkü gazilerimize sahip çıkmak, aslında kendi tarihimize sahip çıkmaktır.

Onların yaşadıkları unutulursa, vatan uğruna yapılan fedakârlıkların anlamı da zamanla zayıflar.

Oysa bir millet, kendisi için mücadele edenleri hatırladığı sürece güçlüdür.

Gazilerimizin isimleri okullarda, meydanlarda, köylerde ve aile sohbetlerinde yaşamalıdır. Çocuklarımız, bugün sahip oldukları özgürlüğün ve güvenin kendiliğinden oluşmadığını bilmelidir.

Vefa, hatırlamaktır

Bugün belki de en çok ihtiyacımız olan şeylerden biri vefadır.

Çünkü vefa sadece bir insanın hayattayken elini sıkmak değildir.

Vefa, aradan yıllar geçse bile onun adını hatırlamaktır.

Bir gazinin hikâyesini çocuklara anlatmaktır.

Bir köyün tarihini gelecek kuşaklara aktarmaktır.

“Bizim köyden de bir Kıbrıs Gazisi çıkmıştı” diyebilmenin gururunu yaşatmaktır.

Üzeyir Kublay’ın adı da işte bu yüzden yaşamalıdır.

Çünkü bugün rahatça yaşadığımız hayatın arkasında, geçmişte görev başında olan insanların fedakârlıkları vardır.

Biz onların yaşadığı günleri görmedik.

Cephede yanlarında değildik.

Neler hissettiklerini belki hiçbir zaman tam olarak bilemeyeceğiz.

Ama en azından hatırlayabiliriz.

Ve hatırlamak, vefanın en güzel biçimidir.

Arıkçayırı’nın bir evladı

Göynük’ün köyleri sadece taş evlerden, eski çeşmelerden, tarlalardan ve yollardan ibaret değildir.

Her köyün bir hafızası vardır.

O hafızanın içinde nice isimler, nice hayatlar ve nice fedakârlıklar saklıdır.

Arıkçayırı’nın hafızasında da Üzeyir Kublay’ın özel bir yeri vardır.

Bugünün çocukları onun adını duyduğunda belki Kıbrıs’ı hiç görmemiş olacak.

Belki o günlerin Türkiye’sini hayal etmekte zorlanacak.

Ama onlara anlatacağımız bir cümle yeter:

“Sizin bugün özgürce büyüyebilmeniz için bir zamanlar sizin gibi genç insanlar vatan için yola çıktı.”

İşte gazilerimizi anlamanın en sade yolu budur.

Bir teşekkür borcumuz var

Bugün Üzeyir Kublay’ın adını anarken aslında yalnızca bir kişiyi anmıyoruz.

Kıbrıs’ta görev yapan bütün Mehmetçikleri, gazilerimizi ve onların ailelerini de saygıyla hatırlıyoruz.

Çünkü bir insan cepheye giderken yalnız gitmez.

Arkasında annesini, babasını, eşini, çocuklarını, kardeşlerini ve koca bir köyü bırakır.

Bekleyenlerin de payı vardır bu fedakârlıkta.

Bu nedenle gazilerimize duyduğumuz minnet, sadece onların şahsına değil; onların arkasında sessizce bekleyen ailelerine de yönelmelidir.

Son söz

Bugün Arıkçayırı’nda bir rüzgâr esse…

Köyün eski yollarından biri sessizce uzansa…

Belki geçmişten bugüne bir ses gelir:

“Biz bu vatan için yola çıktık.”

O ses, Üzeyir Kublay’ın ve onun gibi nice kahramanın sesidir.

Bizlere düşen ise o sesi susturmamak…

Gazilerimizin hikâyelerini unutmamak…

Onların isimlerini çocuklarımıza ve torunlarımıza anlatmak…

Çünkü bir milletin büyüklüğü yalnızca kazandığı zaferlerle değil, o zaferlerin bedelini ödeyenleri ne kadar hatırladığıyla da ölçülür.

Kıbrıs Gazisi Üzeyir Kublay…

Arıkçayırı’nın evladı, Göynük’ün değeri, bu vatanın gazisi…

Sizin şahsınızda, Kıbrıs’ta görev yapan bütün Mehmetçiklerimizi rahmet, minnet ve saygıyla anıyoruz.

Unutmadık.

Unutmayacağız.

Unutturmayacağız.

Çünkü bazı isimler yalnızca mezar taşlarında değil, milletin hafızasında yaşar.

Ve Üzeyir Kublay’ın adı da o hafızada daima yaşayacaktır.

Göynük Gazetesi'nde yayımlanan köşe yazıları, yazarlarının kişisel görüşlerini yansıtmaktadır.
Her köşe yazısı yalnızca yazarı sorumluluğundadır ve Göynük Gazetesi'nin kurumsal görüşünü temsil etmez.
Yazılarda dile getirilen fikir, eleştiri ve değerlendirmeler, düşünce özgürlüğü çerçevesinde yayımlanmaktadır.

Yorum yazın

Yorum yazmalısınız
İsim yazmalısınız
Doğru bir email yazmalısınız
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmayacaktır.