Taşların Hafızasında Adımlar
Bir arnavut kaldırımı öyküsü
- Telegram
Bazı yollar vardır, insanı bir yere götürür. Bazı yollar ise insanı geçmişine…
Göynük’ün taş kaldırımlarını sokaklarını bir düşünün her biri ayrı bir hikâye taşıyan arnavut kaldırımları, kim bilir kaç ömrün ayak seslerini saklıyor bağrında. Kaç çocuk yalın ayak koştu bu taşların üzerinde, kaç genç sevdiğine kavuşmak için telaşla geçti buradan, kaç anne bir evladın yolunu gözledi bu daracık sokaklarda tarihi konaklarımızın pencerelerinden sızan sarı ışıklar sokağın taşlarına düşerdi. Her evin içinde bir hayat, her taşın üzerinde bir hatıra vardı.Şimdilerde aramızda olmayan kaç değerimiz geçti bu sokaktan Deli Bahattin,Işıdı İsmail,Ormancı Mustafa,Gadı Muharrem ve niceleri…
Göynük’ün dar sokaklarında yürürken insanın ayağının altından yalnızca taşlar geçmez; zaman geçer, hatıralar geçer, ömrün bir köşesinde unutulmaya yüz tutmuş nice hikâye geçer.
Her biri ayrı bir sabrın, ayrı bir ustalığın eseri olan Arnavut kaldırımları, Göynük’ün sessiz tanıklarıdır. Yüzyılların yorgunluğunu taşıyan bu taşlar, nice ayak sesine şahitlik etmiştir. Kimi zaman odun yüküyle evine dönen bir köylünün, kimi zaman elinde ekmek torbasıyla pazartesi günü şeher pazarından yapılan alış veriş torbasıyla yürüyen bir annenin, kimi zaman da sevdiğine kavuşmak için sokağın başında heyecanla bekleyen sevdiği kızın ailesine yakalanmamak için binbir çaba harcayan bir gencin…
Göynük’te taş döşeli sokaklar, yalnızca evleri birbirine bağlamaz. Geçmişi bugüne, insanı hatırasına, kalbi de çocukluğuna bağlar.
Bugün modern şehirlerde yolları asfaltla kaplıyor, eski taşları birer birer söküp atıyoruz. Oysa bazen bir şehrin ruhu, tam da ayağımızın altında ezip geçtiğimiz o eski taşlarda saklıdır. Göynük’ün Arnavut kaldırımları da böyledir. Üzerlerinden nice nesil geçmiş, nice insan bu sokaklarda büyümüş, nice hayat bu taşların gölgesinde akıp gitmiştir.
Zamanın yeşile çaldığı bi yokuşla karşılaşırsınız zaten Yeşil olan Göynük Jet Nuri abinin efsanesiyle daha da yeşillenmiştir. Aşağıya doğru kıvrılan o arnavutkaldırımı sokakta, yeşilin en naif tonuna boyanmış eski bir klasikle karşılaştığınızda bambaşka duygular belirir insanda. Park edildiği yerde bir heykeltıraşın elinden çıkmışçasına sessizce bekler. Plakasındaki 14 rakamı, memleketin o kendine has, dingin ruhunu sırtında taşır. Yılların yorgunluğunu üzerindeki çelik kaportada biriktirmiş ama ilk günkü heybetinden ve zarafetinden hiçbir şey kaybetmemiştir. Sokağın biraz ilerisinde, omuzlarına örttüğü desenli Göynük şalıyla ağır ağır yokuştan aşağı inen teyze ise adeta bu tablonun ruhudur. Acelesi yoktur zamanla yarılmaya. Yürürken attığı her adımda, sokaktaki ahşap evlerin penceresinden yükselen taze çay kokusuna, fırından yeni çıkmış ekmeğin buğusuna selam verir. O geçip giderken, mahalle de onunla birlikte nefes alır.
Göynük’ün Arnavut kaldırımları dile gelseydi kim bilir neler anlatırdı?
Belki sabah ezanından sonra dükkânını açmaya gelen eski esnafı anlatırdı. Kapısının önünü süpüren yaşlı kadınları, çeşmeden su taşıyan genç kızları, el ele tutuşup okul yoluna düşen çocukları anlatırdı.
Tabi yalnızca güzel anılar değil nice acıya da tatsız hatıralara da şahit olmuştur bu sessiz şehir Arnavut kaldırımları da bu hatıraların en sessiz bekçileridir.
Onları korumak, yalnızca eski taşları muhafaza etmek değildir. Bir şehrin geçmişine, kültürüne ve kendine özgü kimliğine sahip çıkmaktır. Elbette zaman değişecek, ihtiyaçlar farklılaşacaktır. Fakat yenilenirken eskiyi bütünüyle silmek zorunda değiliz. Göynük’ün tarihî dokusuna uygun bakım ve onarımlarla bu sokakları gelecek nesillere aktarabiliriz. Bir doğalgaz çalışması olur ,bir altyapı çalışması olur kaçı yapılır çalışma yapılır çalışma bitiminde mutlaka aslına uygun şekilde sokak eski haline özüne döndürülerek bırakılmalıdır. Çünkü bir gün bugün çocuk olanlar da büyüyecek. Belki başka şehirlere gidecek, belki yıllar sonra yeniden dönecekler. Ve döndüklerinde çocukluklarının geçtiği sokakları, ayaklarının altında aynı taşları bulmak isteyecekler. İşte o zaman anlayacağız ki bazı taşlar yalnızca yolu döşemez; insanın geçmişine de köprü olur.
Çünkü bazı yollar vardır…
İnsan onlardan geçip gitmez.
İnsan, o yollarda biraz çocukluğunu bırakır; biraz da kendisini bulur.

























