Bolu Göynük'te Asırlara Tanıklık Eden Taş: Melez (Kemer) Köprüsü

Bolu Göynük'te Asırlara Tanıklık Eden Taş: Melez (Kemer) Köprüsü
Paylaş
  • Linkedin
  • Pinterest
  • Whatsapp
  • Telegram
  • Reddit
A+ A-

Bolu’nun güneybatısında, saklı bir vadiye kurulmuş Göynük, Osmanlı’nın kuruluş yıllarından günümüze uzanan nadide bir yerleşim. Geleneksel ahşap konakları, Gazi Süleyman Paşa Camii ve Hamamı, Akşemseddin Türbesi ve Zafer Kulesi ile tanınan bu Cittaslow (Sakin Şehir) ilçesinde yer alan şimdilerde yok olmuş güzel anılarda kalmış tarihi bir köprüden bahsetmek isterim sizlere; Çamlıca Köyü’nün Melez Mahallesi’nde yer alan ve kaynaklarda “Melez Köprüsü” ya da halk arasında “Kemer Köprü” olarak anılan tarihi taş köprü. 1967 yılında ODTÜ Mimarlık Fakültesi’nin “Göynük: A Town in a Timber Region” başlıklı araştırmasında belgelenen köprü, kesme taş ve moloz taş kullanılarak inşa edilmiş tek sivri kemerli bir yapıydı. O dönemde birkaç taş ve korkuluk duvarı dışında sağlam durumdaydı. Sivri kemer formu, Osmanlı ve öncesi Anadolu köprü mimarisinin tipik özelliklerini yansıtır; suyun baskısına direnen, yükü dengeli dağıtan ve estetik bir zarafet taşıyan bir mühendislik örneğidir. Köprünün bulunduğu Melez Mahallesi’nin adı, 1928 kayıtlarında “Melyas” olarak geçmektedir; bu da yerleşimin köklü geçmişine işaret eder.
Göynük, Roma askeri yolu “Dadastan”ın geçtiği, Bizans kalelerinin yükseldiği, Umur Han Beyliği’nin merkezi olduğu ve 1323’te Osman Gazi döneminde Osmanlı topraklarına katılan bir yerdir. Orhan Gazi’nin oğlu Gazi Süleyman Paşa’nın 1331-1335 yılları arasında yaptırdığı cami ve hamam, bölgenin erken Osmanlı dönemindeki önemini gösterir. Bu coğrafyada köprüler yalnızca ulaşım aracı değil, kervan yollarının, ticaretin ve günlük yaşamın can damarıydı. Melez Köprüsü de muhtemelen yerel dereler üzerinde, köyler arası bağlantıyı sağlayan mütevazı ama dayanıklı bir geçit noktası olarak yüzyıllarca hizmet vermiştir.
Ne yazık ki bugün köprünün yerinde betonarme bir yapı bulunmaktadır. 20. yüzyılın ikinci yarısında birçok Anadolu köprüsünde olduğu gibi, modern ihtiyaçlar ve bakım eksikliği nedeniyle orijinal taş yapı yerini yeni bir inşaata bırakmıştır. Bu durum, kültürel mirasın korunması konusundaki ortak bir sorunu bir kez daha hatırlatır: Taşın ömrü uzun olsa da, insan elinin ihmali onu hızla yok edebilir.
Göynük’ün kentsel sit alanı statüsü, 100’ü aşkın tescilli konutu, cami, türbe ve çeşmeleriyle koruma altına alınmış olması sevindiricidir. Ancak Melez gibi daha küçük ölçekli, belki de “sıradan” görünen yapıların da envantere alınması ve belgelenmesi önemlidir. Çünkü her kemer, her taş, bir dönemin yaşam biçimini, ustalığını ve coğrafyayla kurduğu ilişkiyi taşır.
Tarihi Melez Kemer Köprüsü’nün hikâyesi, Göynük’ün sessiz ama derin hafızasının bir parçasıdır. Belki bir gün, eski fotoğraflar, haritalar ve yerel anlatılar sayesinde bu köprünün izleri daha ayrıntılı ortaya çıkarılır; belki de benzer yapılar restore edilerek yeniden hayat bulur. Çünkü bir köprü sadece iki yakayı birleştirmez; geçmişi bugüne, insanı toprağa bağlar.

Kimbilir kaç yolcu geçti üzerinden…
Kaç asker uğurlandı, kaç yolcu karşılandı, kaç dost birbirine burada rastladı?

Ve belki de en güzeli…

Kaç gelin alayı bu köprünün üzerinden geçerken Göynük sokaklarını düğün türkülerine boğdu?

Orada Göynük’ün günlük hayatına şahit oldu 

Gidenleri…

Gelenleri…

Bekleyenleri…

Uğurlananları…

Kavuşanları…

Ve yeni bir hayata başlayanları…


 

Göynük Gazetesi'nde yayımlanan köşe yazıları, yazarlarının kişisel görüşlerini yansıtmaktadır.
Her köşe yazısı yalnızca yazarı sorumluluğundadır ve Göynük Gazetesi'nin kurumsal görüşünü temsil etmez.
Yazılarda dile getirilen fikir, eleştiri ve değerlendirmeler, düşünce özgürlüğü çerçevesinde yayımlanmaktadır.

Yorum yazın

Yorum yazmalısınız
İsim yazmalısınız
Doğru bir email yazmalısınız
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmayacaktır.